“İnanarak dinlememizi güçleştiriyorlar. İnsan her sözü kuşkuyla karşılıyor artık.Gerçekle düş birbirine karışıyor, yalanın nerede bittiğini anlayamıyoruz. Tutunacak dalımız kalmıyor, tutunamıyoruz.”
adam kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor. ruh eve sığmıyor. sabahları kadından önce kalkıyor, şehrin uzak yerlerinden hikayeler topluyor ve sonra tekrar gece yarısı kadına geri dönüyor. biraz şey gibi, rüzgarı kendinden menkul bir uçurtma gibi.
- nasıl yani?
- yani ara sıra tellere takılır gibi kadına geri dönüyor.
"böyle bir kadın mı arıyordum acaba? hiçbir zamana ait değilmiş gibi duran, yetişecek hiçbir yeri yokmuş gibi kayıtsız yürüyen… pencereden giren sabah güneşlerine karşı birlikte uyanabileceğim… hem biraz sokulgan hem alıp başını giden… hem çapkın hem sadık…"