Sartre'ın insanı temele alması ve yalnızlık, iç sıkıntısı, özgürlük kavramlarını ele alışı varoluşçuluğu betimler niteliktedir. Varoluşçuluğa göre insanın en değerli varlığı özgürlüğüdür. İnsan bu özgürlüğe mahküm olduğunun farkına vardığında, terk edilmişlik ve yalnızlık duygularına kapılır. Yalnızlığına ve duyduğu tiksintiye yönelik Bulantı'nın başkişisi Roquentin şöyle demektedir: ''….şu tepenin üstünde, kendimi onlardan ne kadar uzak hissediyorum. Sanki başka türdenim ben. Bütün gün çalıştıktan sonra bürolarından çıkıyor, evlere ve meydanlara neşeyle bakıp, bu kentin kendi kentleri olduğunu, bir 'güzel burjuva kenti' niteliği taşıdığını düşünüyorlar"
Heidegger’in Dasein’ı ile Sartre’ın Varoluşçuluğu Üzerine·Kitabı okudu
İnsanın bu dünyaya fırlatılmış olması, Heidegger'in kendi deyimiyle onun yurtsuzluğunun da bir göstergesidir. Dasein'ın varoluşu, bu dünyaya fırlatılmış olmakla anlamlı hale gelir ve kendisi, fırlatılmış bir varlık olarak açığa çıkma olanaklılığına sahip bir Bulunuş'tur, bir Anlama'dır,
İnsanın Dünyaya Fırlatılmışlığı Temelinde Heidegger·Kitabı okudu
Şiir bir edebiyat biçimi değil, şiirsel eylemle insanın buluşma noktasıdır. Şiir, şiirselliği kapsayan, onu harekete geçiren ve açığa çıkartan canlı bir varlıktır. Biçim ve öz aynıdır onda.