farklı ekonomik sistemlere rağmen geleneksel kadın ve erkek rolleri sürüyor. Bunun, bizim toplumlarımızdaki erkeklerin,benim büyüklük kompleksi diye adlandıracağım bir biçimde, üstün oldukları düşüncesini içselleştirmiş olmalarıyla da bağlantısı var. Bundan vazgeçmeye hazır değiller. Kendilerini yüceltmek için kadınları aşağı görmek ihtiyacını duyuyorlar. Kadınlar da kendilerini aşağı görmeye o kadar alışmışlar ki, nadir olarak eşitlik için mücadele ediyorlar.
sosyalist ülkeler gerçekte sosyalist olmadıkları için. Marx'ın düşlediği gibi insanlığı dönüştüren cinsten bir sosyalizm gerçekleştirebilmiş değiller. Onların yaptığı üretim ilişkilerini değiştirmek.
Her halükarda kadınlar düşük itibartı işlere mahkumlar. Genel müdürden ziyade sekreter, doktordan ziyade hemşire olurlar.. Daha ilginç meslekler adı konulmadık biçimde onlara kapatılmıştır ve kendi mesleklerinde de yükselme olanakları sınırlıdır.
Sevgi, doğurmanın, güzel içinde yaratmanın sevgisi. Çünkü doğurma sonsuzluğa götürür, ölümlüyü ölümsüz eder. İyiyi isteyen ölümsüzlüğü istemek zorunda, çünkü sevginin iyiyi bir an için değil, her zaman istemek olduğunda anlaşmıştık.
Kendi sözlerimizin sonucu bu: Sevgi ister istemez ölümsüzlüğün sevgisidir.