Veysel Şahan

Puan vermedi·64 syf.··
2021 10. kitabı
Çocukluğumuzda oynadığımız basit oyunların psikolojimize ve bizde yarattığı etkisinin ne şekilde çözülmesinin gerektiğini bilecek kadar içgüdüsel ve psikanalitik düşüncelere yatkın ebeveynlerimiz olmamış olabilir. Dedesinin Freud olduğu bir çocuk ve bu çocuğun oyunda karakterize ettiği duygulara bir anlam yükleyip Freud’un meşhur “haz ilkesi” yani acıdan kaçıp hazza yönelme durumunu göz önüne serdiği bir çalışma. Öyle ki en sevdiği kızı ve evin son çocuğu olan Sophie’nin oğlu Ernst’ten bahsediyoruz. Freud; haz ilkesinin sabitlik ilkesinden yani her uyarımın en aza indirildiği görüşünden ortaya çıktığını ve bunun ruhsal yaşamı açıklamak için de kullanılabileceğini belirtir. Hazcılık; Antik Yunan’ın ünlü düşünürü Aristippos’a kadar gitmektedir ve “Erdem, haz almada ölçülü olmaktır” olarak belirtir. Gerçek haz sürekli olandır. Sürekli haz ise ancak bilgelik ile ulaşılabilir. Günlük yaşantımızda beliren önemsediğimiz davranışlar veya eşyalara karşı hissettiğimiz haz duygusu geçici olduğu için insanı melankolik bir hale sokabilir. Bu duruma İskenderiyeli bir başka filozof olan Hegesias ise; “Saf mutluluk yoktur, her mutluluğa az ya da çok acılar karışmıştır.” demiştir. Öyleyse Hegesias’a göre haz yaşam boyunca elde edemeyeceğimiz bir hal alır ve yine onun sözleri olan “Olayların hazzına hiçbir zaman erişemeyen insan kendini öldürmelidir” der. Ve Freud’un kendine her şeyden biraz hüzün payı çıkarıyor olması da buna bağlıdır. Velhasıl gerçek haz; erdemlik olarak tanımlanmıştır. Kitap; haz ilkesinin oluşumu ve Freud’un mektuplaşmaları ile söylemleri arasındaki düşünceleri çözülmeye çalışmasıyola geçer.
Freud’un Makara OyunuTalat Parman · Yapı Kredi Yayınları · 202049 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Puan vermedi·104 syf.··
2021 11. kitabı
Kişi kendi kendinin panoptikonudur. Çünkü özgürlük adı altında yaydığı verileri herkesle paylaşır. Ortada tek kalan birey onları gözlerken, mutluluğun; hapsolmuş duygularda olduğunu ölçmeye çalışır. İnsan hafızasının unutmaya meyilli olan kısmında devreye giren; dijital hafıza yöntemleri, her ne kadar insana yardımcı olma amaçlı geliştirilen bir depolama alanı sunuyor olsa da, aslında insanı kendi hafızasından uzaklaştırıp unutkanlığa itendir. Dijital hafıza duyarsız ve zamandan yoksundur. Kitabın kusursuz oluşumu; sermaye gücünün insan varlığındaki etkisiyle özgür olabildiği kadarını oluştururken, dipleri görenlerin fakir edebiyatıyla salt yaşamı sorgulama döngüsünde mecbur bırakıldığından, -Kapitalizm’in işçi kavramının, Neo-Liberalizm’de girişimci olmasıyla sınıf farkını gözetmeksizin insanı kendi iç savaşına dönüştürüp, proletarya kesimin sermayesinin olmadığı yerde, tek varlığının çocuklarından ibaret olduğunu ve bu biyolojik üreme sonucunun toplum bazında alt kesimi etkilediğini, -Borçlanma haliyle; tüketime bağlı olarak borçlanmada özgürlüğü kısıtlayan toplumsal bir sorunun zihnen bizleri özgür kılan internetin, bedenen nasıl da bağladığını ve bu bağlam da sınırsız özgürlük hakkımızın internet tarafından sömürüldüğünü, -Big Data sayesinde, kişinin olabildiğince uçsuz olan özgürlük anlayışının, aslında Big Data’da kaydedilen verilerle bizzat kısıtlandığını, -İktidar; anlam olarak farklı, zihnimizde canlandığı yönünden farklı olup, bireye özgür seçim hakkı veren bir hareketten ibaret olabileceğini veya kendini bu şekilde hoşgörüyle değil kısıtlayıcı olan tanımıyla dışa vurduğunu, -Disiplin iktidarı; kontrol altında tuttuğu toplumun artışını üreme yığılması olarak görmesiyle ve egemen iktidarı ise kişiye verilen motivasyon ile verimlilik ve performans arttırıcı
PsikopolitikaByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20191,048 okunma
Puan vermedi·236 syf.··
2021 12. kitabı
“Fotoğraf Üzerine” derken; fotoğraf çekmeyi öğrenmek, makinanın ayarı, ışık, pozlama vs gibi konuları öğrenmek isteyenlerin aksine, çektiği fotoğraftaki felsefi bakış açısının nasıl anlatılması gerektiğini öğrenmek isteyenlere hitap ediyor. Rastgele çekilen bir fotoğrafta anlam aramak gerekse de, fotoğrafı çeken profesyonel bir kaynağın aslında ne anlatmak istediğine vurgu yapan, ara ara okumak üzere; fotoğraflara bakış açınızı değiştirmeye fayda sağlayıp fotoğraf üzerine düşünmenizi sağlayacak bir sanat kitabı. "Herhangi bir insanın vahşetin en amansız boyutlarını gösteren fotoğraflarla ilk defa karşılaşması, bir tür ifşadır, prototipik açıdan da modern ifşadır. Benim kendi payıma bu ifşayı yaşadığım an, Temmuz 1945'te Santa Monica'daki bir kitapçıda tesadüfen gördüğüm Bergen-Belsen ve Dachau fotoğraflarıydı. O güne değin -fotoğraflarda ya da gerçek hayatta- görmüş olduğum hiçbir şey, içimi bu denli keskince, derinden ve anında deşmemişti. Gerçekten de, tam olarak ne hakkında olduklarını kavramam yılları alsa bile, hayatımı o fotoğrafları gördüğümden önceki dönemim (o zaman henüz on iki yaşındaydım) ile sonraki dönemim olarak ikiye ayırdığımı söylersem abartıya kaçmış olmam. Onları görmem neye yaramıştı? Kaldı ki, fotoğraftan başka bir şey değildi onlar -o güne değin hemen hiç haberim olmamış ve etkilemek için de hiçbir şey yapamayacağım bir olayın, hemen hiç tasavvur edemeyeceğim ve dindirmek için de elimden en ufak bir şey gelmeyecek olan bir ıstırabın fotoğrafları. Fakat o fotoğraflara baktığımda içimde bir şey kırılmıştı. Bir sınıra dayanmıştım ve bu salt dehşetin sınırı değildi; tesellisi mümkün olmayan bir kedere düşmüş, yaralanmıştım, ama duygularımın bir kısmının katılaşmaya başladığını da hissetmiyor değildim; içimde bir şey ölürken, bir şey de hâlâ feryat
Fotoğraf ÜzerineSusan Sontag · Altıkırkbeş Yayınları · 2008280 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2021 49. kitabı
Kitabın ilk bölümünde; Norveç’in eşsiz güzelliğini bol tasvirler ve coğrafi terimler ile gözümüzün önüne getirip, böylesine akıcı devam edeceğini sanıyorsunuz. Ki kitap akıcı ama yorumlaması inanılmaz zorladı beni. Neyi nasıl bahsetmem gerektiğini farkedemeyecek kadar fevkalede derin bir kitap. Madde ve somutluk kavramlarından sıyrılmış mitolojik bir varlık Seraphita(meleksi, yüce varlık). Kadın olan Minna’nın gözünde yakışıklı bir erkek, erkek olan Wilfrid’en gözünde eşsiz güzellikte bir kadın. Seraphita’nın varoluşunu ve yaşamında süregelen olayları, filozof Emanuel Swedenborg tezleri ile dini nitelikli felsefi metinler yardımıyla sunuyor. Hangi dine mensup olduğunuz önemli değil, okuyunca anlam veremediğiniz fakat olay örgüsünün maneviyatınızı etkilediği dinsel bir baskı olan, 175 sayfalık felsefi roman.
SeraphitaHonore de Balzac · Jaguar Kitap · 2015609 okunma

Veysel Şahan

, bir kitap okudu
Puan vermedi·200 syf.··
2021 49. kitabı
Honore de Balzac
7.8/10 · 609 okunma