8/10
·184 syf.··
2026 8. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 22:46
Lacan'ı okumaya başladığım ilk kitaptı. Sayfalardaki metinlerin kısalığı ve çizimlere rağmen hatta belki bu yüzden oldukça yoğun ve karmaşık bir kitaptı benim için. Kitabı anlamak için sadece kitabı okumak yeterli gelmedi. O yüzden bir taraftan da internetten araştırma yaptım sürekli. Ancak tüm bunlara rağmen okuduğum için memnunum. Bu bir Lacan'a giriş kitabı mı hiç emin değilim ancak yine de temel kavramları ve fikirleri öğrenmeye ve anlamaya giriş yapmak adına iyi oldu benim için. Özellikle (anladığım kadarıyla) şu kavramlar ve fikirler ilgi çekiciydi: İnsan zihninin 3 gerçekliği olarak imgesel, simgesel ve gerçek'den bahsediyor. İmgesel, anne ile bebeğin bir ve bütün olduğu o ilk aşama gibi. Simgesel düzene geçiş de dil, toplum ve kurallarla yani aslında 'babanın adı' denilen ve doğrudan cinsiyetle ilgisi olmayan şeyle mümkün oluyor. Ayrıca çocuğun şunu kabullenmesi gerekiyor: Ben annemin her şeyi değilmişim. Bu simgesel bir hadım edilme. Erkek çocukları da kız çocukları da dolayısıyla bütün insanlar eksiktir. Annebabadan özgürleşmek ve birey olmak bu eksikliği kabule bağlıdır. 3. olarak; Gerçek de gerçekliğimizin dışında kalan, ham, çıplak, tanımsız şeyleri temsil ediyor. Fallus, eksiklik ve kayıpla ilişkilendirilerek anlatılıyor. Bebeğin, annenin eksikliğini çektiği şey olmaya çalıştığını, annenin ne istediğini, anne için ne ifade ettiğini anlamaya çalıştığını, bunun onda çok kaygı uyandırdığını ve bununla başa çıkabilmek için de düşlem yani bilinçdışı fantezilere sığınmak zorunda olduğunu söylüyor. Ayrıca benliğin sahtelikleriyle bizi koruyan bir zırh olduğudan da bahsediyor. İnsanlarda "babanın adı"nın bastırıldığını ve semptomlarla geri döndüğünü ancak psikozlu hastalarda tamamen men edildiğini ve halüsinasyonlarla geri döndüğüne de değiniyor. Kitapta
Çizgilerle Lacan RehberiDarian Leader · Okyanus Yayınları · 021 okunma
Kaygı, Kayıp ve Öteki.
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 20. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2026 19:09
İnsan kaybettiğinde sadece birini kaybetmez. Onunla kurduğu anlamı da kaybeder. Belki de bu yüzden yas sadece hüzün değildir; aynı zamanda bir huzursuzluktur. Bir şeyin eksildiğini bilmenin ama tam olarak neyin eksildiğini tarif edememenin yarattığı o garip boşluk. Freud yas ile melankoliyi ayırırken, birinde kaybın dışarıda, diğerinde içeride yaşandığını söyler. Yasta insan “onu kaybettim” der. Melankolide ise mesele daha karanlıktır: “Ben eksildim.” Bu eksilme çoğu zaman açık değildir. İnsan neyi kaybettiğini bilmez ama kendine yönelir; suçlar, küçültür, değersizleştirir. Lacan ise kaygının başka bir yerden geldiğini söyler: Başkası için ne olduğumuzu bilememekten. İnsan sadece kaybettiği için değil, ne olduğunu bilmediği için de huzursuzdur. Sevildiğinde bile emin olamaz. Değerli hissettiğinde bile içinde bir boşluk kalır. Belki de bu yüzden insan hem bağ kurmak ister hem de o bağın geçiciliğini bilir. Sever ama kaybedeceğini de hisseder. Ve bu çelişkiyi taşır. Günümüz dünyası bu ağırlığı hızlıca hafifletmek ister. Semptomu susturmak, huzursuzluğu azaltmak, işlevselliği geri kazandırmak… Ama insan sadece düzeltilecek bir mekanizma değildir. Acı her zaman ortadan kaldırılması gereken bir şey değildir; bazen anlaşılması gereken bir şeydir. Çünkü insan sadece yaşadığıyla değil, anlayamadığıyla da şekillenir. Ve belki de en zor olan şudur: Kendimizi tamamen bilemeyeceğimizi kabul etmek. Bilinç dediğimiz şey yüzeydir. Altında, bizi biz yapan ama çoğu zaman bize yabancı kalan bir alan vardır. İnsan orada başlar. Ve mesele o karanlığı yok etmek değil, onunla yaşamayı öğrenmektir.
Depresyon Yas ve MelankoliDarian Leader · Encore Yayınları · 2021180 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
'Kararlı olmak, sessiz olmak demektir. '
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2026 30. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 11:45
Gerçek hayatta sık rastlayamadığımız, filmlerde geçen duygu dolu bir sahne vardır. Salon kalabalıktır, herkes kendi arasında sohbete dalmıştır, siz mikrofonu alır bir şeyler söylemeye başlarsınız, herkes susar. Bir an tereddüt edersiniz ve salonda bulunan, arkadaşlarınızı, ailenizi, sevdiğiniz ve hiç sevemediğiniz insanları şaşkına çevirecek o konuşmayı yapmaya başlarsınız. İlk dakikalarda içinizden bir ses bunun delilik olduğunu söyler ama son cümleye geldiğinizde, sizin bu cümleleri söylemeye, dinleyenlerin de bunları duymaya uzun zamandır ihtiyaç duyduğunu anlarsınız. Darian Leader size uzaktan göz kırpıp, onay veren ve bu çılgınlığı başlatmanız konusunda sizi yüreklendiren bir analist... O halde başlayalım :) Şakaydı elbette ama bu uzun ve yorucu :)) 9 yılda, bana en az kitaplar kadar yardımı olan kıymetli arkadaşlarıma teşekkür ederim. Darian Leader, Lacancı bir psikanalist. Lacan'ın teorilerini kendi eserlerinden kavramanın güçlüğünü gidermek için âdeta özel bir çaba sarfediyor. Zaman zaman Klein ve Lacan'ın düşüncelerinin bağlantılarını da bulmaya çalışıyor. Ama bunu psikiyatrinin tatsız atmosferinden çıkarıp ilgi çekici, entelektüel ve öğretici bir yolculuğa dönüştürüyor. Leader, 'Kesinlikle Bipolar' eserinde yaygın şekilde kullanılan psikiyatri ilaçlarının gerçek yüzünü ortaya çıkardığında kendisine çok saygı duymuştum. Hattâ ilaç pazarına müşteri kimliğiyle dahil edilen hastaya 'en çok işe yarayacak kokteylin' hazırlandığını ifşa eden cümlesi alkışlanasıdır. Bu eseri bitirip de, ben manik-depresyonu tanımlayan motifleri anlayamadım diyebilecek kişi çıkmaz sanıyorum. Bir analistin yazmaktan büyük keyif alan bir edebiyatçı gibi bir üslûp geliştirdiğini görmek okuru da motive eden ana etkenlerden biri. Bir bilgi yığını olmasından çok günlük hayatın içine
Psikoloji
İş İşten Geçtikten Sonra Verilen SözlerDarian Leader · Ayrıntı Yayınları · 200011 okunma
Long Live The King
Puan vermedi·560 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
"We’ll drink, a drink, a drink, to Eric the King, the King, the King He’s the Leader of our football team He’s the greatest, Centre Forward That the world has ever seen.." Kral'ın kitabı..
Cantona: Kral Olacak AsiPhilippe Auclair · İthaki Yayınları · 202014 okunma
6/10
·320 syf.··
2026 1. kitabı
·
34 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 15:01
Daha iyi yazılmış bir biyografi olabilirdi, bazı resimler gereksizdi bence ama yine de içindeki tablolar ve heykeller güzeldi. Jung’un hayatını bu kadar bilmiyordum öğrenmek iyi oldu ama bana sanki bir cult leader gibi hissettirdi.
Ruhun Yaralı Şifacısı Carl JungClaire Dunne · Doğan Novus · 2022439 okunma
10/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2025 104. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 27 Kasım 2025 13:15
Artık kimse mektup yazmıyor ama aynı şeyi yapıyoruz: uzun mesajlar yazıp silmek, gönderip pişman olmak, “görüldü”de bırakılmak ve cevapsızlığa takılı kalmak. Teknoloji değişti, ruh aynı kaldı. Darian Leader’ın mektuplar üzerine söylediği şey bugün mesajlarda devam ediyor: İnsan aslında mesajı karşı tarafa değil, kendi içine yazar. Göndermemek susmak değil; duyguyu içeride tamamlamaktır. Kadın da erkek de aynı korkularla yaşıyor artık: “Gönderirsem yanlış anlaşılacak.” “Görür ama cevap vermez.” “Ya beni umursamazsa?” “Ya hiç okumadan geçerse?” Bu yüzden mesaj taslaklarda kalıyor. Tıpkı eski mektuplar gibi çekmecede kalan cümleler… Seen, modern dünyanın en hızlı reddedilme biçimi. Ve iki cins de aynı acıyı hissediyor: yanlış anlaşılma korkusu, görünmeme hissi, yok sayılma endişesi. Bugün mesajı göndermemek bir zayıflık değil, kendini koruma biçimi. Çünkü insan artık karşı tarafın duyguyu taşıyıp taşıyamayacağını bilmiyor. Bazı mesajlar bu yüzden gitmez. Gitmesi gerektiği için değil zaten gitmeden anlaşılmış olduğu için. Bazı cümleler dışarıya değil, içeriye yazılır. Bazı mesajlar gönderilmez, çünkü zaten yerine ulaşmıştır: yazan kişinin kendi içine. Mesajı göndermiyorum diye üzülmeyin… zaten okuyanın çoğu anlamıyor.:))
Kadınlar Neden Yazdıkları Her Mektubu Göndermezler?Darian Leader · Saltokur Yayınları · 2020140 okunma