-OKUDUM BİTTİ-
Nereden başlasam bilemiyorum.Kitabın kısa olmasına karşı bahsedilecek üzerinde durulacak o kadar çok şeyi var kii.
Bir kasabada tam anlamıyla kusursuz bir insan ve aynı zamanda öğretmen denilebilecek ana kahramanımız Zehra
-kitabın ilk 50 sayfası dahilinde- ancak tek bir kabiliyetten,duygudan mahrumdur.
Acımak...
"Bir insan için zaaftan mahrumiyet de büyük bir zaaf değil midir? Hatta zaafların en büyüğü.." diye bir cümle geçiyor kitapta.Ne şahene bir laf! Aynı zamanda kitabı ve karakteri de özetler nitelikte. Zehra öğretmendeki doğruluk,temizlik,fedakarlık onda insanlığın en kıymetli bir kabiliyetini öldürmüştür.Ancak gelişen olaylar dahilinde Zehra da bu duyguyu tadacaktır...
Önyargı,tek bir yönden yargılamak,kendi gözümüzle gördüğümüz olayların bile her zaman umulduğu,göründüğü gibi olmadığını yazar yüzümüze tokat gibi çarpmış adeta.Aynı zamanda dönemin memuriyet hayatına ve yine o zaman için halkın haktan değil güçten yana olduğunu ne kadar doğru,dürüst,namuslu olursan ol dedikoducu ve entrikacı insanların tuzağına düştüğünü tıpkı bir ayağı bataklıkta olan insan gibi pisliğe ve kötülüğe batmamak için çırpınmayı okuyucuya yeri geldiğinde eleştirerek yeri geldiğinde karakterlerin yaşadığı olay sonrasındaki hüsran,düş kırıklığı ve çaresizlikle harikulade anlatmış Reşat Nuri.
Geçen ay yazarın "Çalıkuşu" isimli romanını okumuştum.Bu ay da başka bir kitabıyla devam etmek istedim.Ne kadar geç kalınmış bir kitap oldu benim için :(
Altını çizdiğim ders aldığım oldukça fazla yer var.Kitabı daha nasıl övebilirim,anlatabilirim bilmiyorum.Ee henüz okumayanlar varsa size de okumak düşüyor efendim :))