Sen,
Bir bakkal önü çocuğu.
Misket aldanışları,
Toz leblebiler gibi rüyalarda,
Yanı başımdaki kadınımsın.
Sen,
Onca insan kalabalığında,
Binlerce hayatlarla,
Yozlaşırken dalgalı bulutlar,
Özlemek kadar derinlerde.
Sen,
Böyle yazılıyordu her şey.
Bana eşitlendi sonra,
Denk düşeceğiz diye baharlara,
Yaşım kadar geçsin, ömrüm boyunca uzak...
Sen,
Tam hevessiz kaldığım zamanlarda,
Ölüm çukurunun yamacındaki gül.
Koparamam, aldanamam,
Bir çay kadarsa sızıntı.
Sen,
Hep şiirlerden.
Ben silgilerle silemedim kaderimi,
Üzerine güneş vursa,
Sıcak gölgelik vururdu hep.