Kitap alma hastalığının ismi Tsundoku imiş. Bende kitap alma hastalığının yanı sıra aldığım kitapları hiç bitiremeyecekmişim gibi gelen bir endişe de var. Okunması gereken çok kitap var, ama hepsini okumak için yeterince zaman yok gibi geliyor. Sizde de öyle mi?
Ebü Hureyre’den (r.a.) gelen rivayette Allah Rasülü (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır: “Sizden birinizin kabına sinek düşerse, tümünü içine batırsın, sonra çıkarıp atsın. Zira kanatların birinde hastalık, diğerinde şifa vardır.”(Buhari,Tıb,5782
Sinek hadisi özellikle modern dönemde en çok tartışılan hadislerden biridir. Bazı çevreler bu hadisten hareketle hadisçilerin zabtının olmadığını ve Sahîh-i Buhârî’deki bir takım hadislerin sahih olmadığını iddia etmişlerdir. Ancak ilmî ilerleme neticesinde ve dikkatlice bakıldığında, bu hadisin sadece sahih olmakla kalmadığı hatta iki açıdan ilmî i’caz içerdiğini söyleyebiliriz:
Birincisi: Hadis sineğin hastalığa sebep olan şeyleri taşıdığını açıklamaktadır. Bu da uzun bir zamandan bu yana varlığı bilinen ve günümüzde mikrop diye adlandırılan şeyin ta kendisidir.
İkincisi: Sineğin taşıdığı mikroplarla birlikte ilacını ve antibiyotiğini de aynı anda taşıdığı meselesidir ki, bunu birçok insan hâlâ bilmemektedir. Günümüzde yapılan araştırmalar söz konusu durumun doğruluğunu ispat etmiş ve bu araştırmalardan şu sonuçlar ortaya çıkmıştır:
Mikropları taşımakta olan sinekte mikroplara karşı antibakteryal oluşmaktadır. Bu yüzyılın (20. yy) otuzlarında yaşayan cerrahların tamamı sineğin yaralı kemik kırılmaları ve kronik yaralarda kullanıldığını kendi gözleriyle görmüşlerdir. Sinek özellikle bunun için yetiştirilmekteydi. Bu tedavi yöntemi bakteriyofaj’in keşfine yani sineğin hastalığa sebep olan mikropları taşımasının yam sıra bu mikroplara savaş açan bakteriyofaj’ı taşıdığı bilgisine dayanmaktaydı. Sinekle tedavinin durması bu yöntemin başarısız oluşundan değil de ilim çevrelerin dikkatini çeken sülfonamit’in keşfiyle ilgilidir.
Araştırmacıların Bangladeş gibi kolera vebasının yaygın olduğu bölgelerde ilk etapta hastalığın yayıldığını
Bir gün gelecek, yine yüce İslam milleti, bilinçlenecektir. Nerelerden nerelere geldiğini öğrenecek ve bu onu uyandıracaktır. Buna en büyük bir inançla inanıyorum.
Gerçekte müslümanların üniversitelerinde İlâhiyat veya İslâmi Bilgiler Fakülteleri kurmaları çöküşlerinin işaretidir. Bunlar, batı üniversitelerinde, toplumlarının İslâm âlemiyle ilişkilerini düzenlemek için bir kaç kişiye İslâmı öğretmek amacıyla kurulan Şarkiyat bölümlerinin kopyalarından başka bir şey değillerdir.