Lectore

İslam ve Kadın'a ilişkin hatırlamamız gereken meseleler
Müctehid Psikolojisinin Nasların Fıkhi Yorumuna Bedensel Açıdan Etkisi a) Müctehidin Cinsiyet Durumu Geçmişten günümüze erkek müctehidlerin sayıca çok daha fazla olması gerçeği, kadın müctehidlerin ictihadlarının güvenilirliğine bir zarar vermez. Bazı âlimler müctehidin erkek olmasını şart olarak kabul etmiştir. Fakat bu görüşün isabetli olmadığı kanaatindeyiz. Çünkü âlimlerin çoğunluğuna göre ashâb-ı kirâmın, Hz. Peygamber’in (sav) zevcelerinin fıkhi görüşlerine müracaat ettikleri bilinmektedir.
Din
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Müctehid Psikolojisinin Nasların Fıkhi
Yorumuna Dinî Açıdan Etkisi a) Müctehidin İnanç Durumu Müctehidin Müslüman olması şarttır. Bu nedenle kâfirin ictihadı geçersizdir. Çünkü İslam’ın temel kaynakları Diğer yandan, Müslüman olmayan bir fıkıh araştırmacısı, nasların ilahi kaynağını kabul etmediği için bu metinleri hiçbir zaman içselleştirip samimi yorumlara ulaşamaz.15 İlginçtir ki dilimizde “Yasada veya örf ve âdet hukukunda uygulanacak kuralın açıkça ve tereddütsüz olarak bulunmadığı konularda, yargıcın veya hukukçunun düşüncelerinden doğan sonuç” olarak tanımlanan ictihada genel hukuki bir anlam verilmişken; “Bir konuda ayet ve hadislere dayanarak yargıya varan, karar veren din düşünürü” şeklinde tarif edilen müctehid kelimesine ise sadece dinî bir mana yüklenmiştir. Ayrıca müctehidlerin, “Âlimler, peygamberlerin vârisleridir.” hadisinde ifade edilen âlim kavramının kapsamında olduğu açıktır. Dolayısıyla Müslüman olmayan kişilerin ictihadının kabul edilmesi, onların bir yönüyle Hz. Peygamber’e (sav) vâris oldukları yanlış sonucunu doğurur. Müctehid hakkında derin kelâm bilgisinin yerine kişiyi Müslüman kılmaya yetecek ölçüde kesin inancın şart koşulması, akaid konularında mukallid olmanın ictihada engel görülmemesi, müctehidin bid’atçı olmaması,sağlam itikad sahibi olması beklentisiyle de ilintili bir husustur.olan Kitap ve Sünnet’e ait metinlerden hüküm çıkarmak, dinî bir sonuç ortaya koymaktır. Nitekim bu çaba, sevap kazandırıcı bir amel yani ibadet olarak kabul edilmiştir.Müslüman olmayanların ibadetleri ise geçersizdir.
Din
"Şairlik, peygamberlikten bir cüzdür.." Puşkin
Edebiyat
1. Şīʿa’da Mevḍūʿāt Eserlerinin Telifinin Gecikme Sebepleri İmamların kendileri adına hadis uyduran kimselere karşı uyarılarını ve başta İbnu’l-Ġaḍāʾirī (ö.410/1020) olmak üzere ilk dönemlerden itibaren Şīʿī alimlerce hadis uyduran kimselere karşı yürütülen cerḥ faaliyetlerini, Şīʿa tarafından uydurma hadislere karşı tarih boyunca ortaya konan çabanınöstergesi olarak kabul eden Ḥubbullāh’a göre, yine Şīʿa içerisinde mevḍūʿ hadislerin tasnifine yönelik bir telif faaliyetinden söz edilemeyeceği de ortadadır. 9 Ḥubbullāh, Şīʿa içerisinde bu konuya açıklama getirmek için ortaya konan sebepleri şu şekilde sıralamaktadır: 1. Uṣūlu’l-Ḥadīs̱ sahibi ʿAbdulhādī el-Faḍlī’den naklettiği görüşe göre Şīʿa ilk dönemlerde, Emevī ve ʿAbbāsī hakimiyetleri gibi bir siyasi güce sahip olmadığı için, Şīʿa içerisinde hadis uydurma faaliyetleri oldukça kısıtlı düzeyde gerçekleşmiştir. El-Faḍlī’ye göre mezkur iki devletin yöneticileri siyasî güçlerini muhafaza etmek için uydurma faaliyetlerinde ön ayak olurken, bu yöneticilere yakınlaşarak menfaat elde etmek isteyen kimseler de bu doğrultuda rivayetler uydurmuşlardır. Şīʿa’yı etkileyen en önemli hadis uydurma faaliyeti, itikadî alanda ġulāt eliyle olandır. Ḥubbullāh bu görüşün meseleyi izahta yetersiz kaldığını düşünmektedir. Zira siyasi âmilin etkisini tek yönlü okumak hatalı bir yaklaşımdır. Hâkimiyeti elinde bulunduranların muarızlarına yönelik hadis uydurma faaliyetlerine karşı, muarızlar da aynı yöntemi kullanmışlardır. Ayrıca Şīʿa’da hadis tedvininin gerçekleştiği hicrî dördüncü asır, Buveyhīler, Fāṭimīler ve İdrisīler gibi Şīʿī eğilimli birçok devletin hüküm sürdüğü bir döneme tekabül etmektedir. 2. Ḥubbullāh’ın yer verdiği bir diğer görüş Riżā Ustādī’ye aittir. Ustādī’ye göre ilk asırlarda yaşanan iki aşamalı tasfiye
Din