"günümüzün meşhur imalatçılarının büyük kısmı, artık ürün üretip bunların reklamını yapmak yerine, ürün satın alıp üzerlerine 'markalarını' basmaktadır."
Neoliberalizm, idarecilerin "normatif düzenlemelerden" "baştan çkarıcı tavırlara", gündelik gözetlemelerden halkla ilişkilere, iktidarın hissiz, aşırı düzenlenmiş, rutinlere dayalı panoptik modelinden, dağınık, odak noktası olmayan belirsizlik, precarite ve rutinlerin sürekli, tehlikeli bir biçimde bozulmasıyla kurulmuş bir hâkimiyete geçmesiydi.
Toplumu kendi kendisini dengeleyen (yani karşıt güçlerin baskılarına rağmen inatla aynı kalmayı sürdüren) bir sistem olarak ele alan bu tahayyülün içinde "kültür", idarecilerin nihayet gerçeğe dönüşmüş rüyasına tekabül etmektedir: Değişim karşısında etkin bir direnç.
İdare etmek, insanlara bazı şeyleri bir başlarına ve kendi hâllerine bırakıldıkları hâllerde yapmayacakları şekilde yaptırmak anlamına geliyordu. Olayları kişinin tasarımına ve iradesine göre yeniden yönlendirmekle eşanlamlıydı. Başka bir deyişle "idare etmek" (olayların akışına yön vermek) olasılıkların manipüle edilmesiyle aynı kapıya çıkmıştı.