ibrahim

ibrahim
@legerin
tenê mirî ji êş azad in.
iüif & felsefe tarihi
hewag, 2000
89 okur puanı
Mart 2020 tarihinde katıldı
Entelektüelin ayırt edici niteliği, onun siyasal iktidardan ve siyasal iktidarın gerisindeki egemen sınıflardan bağımsızlığı, siyasal iktidar karşısında eleştirel bir tavır içinde olmasıdır. Bu niteliklerden ötürü entelektüel, siyasal iktidarla da iyi geçinemeyen biridir. Burada önemli olan zihinsel ve moral (ahlaki) bir eğilimdir. Ve bu eğilime uygun davranabilme, tavır alabilme yeteneğidir.
Sayfa 29
Alıntı
Reklam
Her tarihsel dönemde ve her toplumsal formasyonda, belirli bilgilere sahip olanlar "ayrıcalıklı" bir konumda bulunurlar. Toplumsal işlevleri karşılığında maddi, siyasal ve ideoloiik olarak ödüllendirilirler. İlkel kabilede büyücü, firavunun rüya yorumcusu, günümüzün diplomalıları vb. ait oldukları toplumsal formasyonların sosyolojik anlamda aydınlarıdırlar. Bu anlamda, (sosyolojik) aydını olmayan toplum yoktur. Aydını olmayan toplum olmadığı gibi, aydınların meşrulaştırıcı toplumsal işlevleri ve siyasal iktidar karşısındaki konumları da bir üretim tarzından diğerine değişir. Bu farklılık meşrulaştırma işlevinin tarihsel süreç içinde aldığı biçimle doğrudan ilgilidir. İlkel, köleci, Asyatik, feodal, kapitalist, tekelci devlet kapitalizmi, bürokratik "sosyalist" toplumsal formasyonlarda aydınların işlevi ve siyasal iktidar karşısındaki konumları farklıdır.
Sayfa 27
Alıntı
Sonuçta birbiriyle farklı konumlandırılmış iki Helenistik kendini biçimlendirme teknikleri saptanabilir. Batı etik geleneğinin özelliklerini taşıyan birincisi epistemolojik bir kendini biçimlendirme tekniğidir. Bu gelenek kendiliğin açık edilmesi faaliyetini hep bir başkasının üzerinden vurgular. Kendisini diyalogda açık ederek kendilik inşa edilir. Doğulu Tomas geleneğinin örneklendirdiği ikincisi ise ontolojik bir kendini biçimlendirme tekniğidir. Bu gelenek kendiliğin hâlihazırda ne olduğunun algılanması ya da çözülmesini vurgular. Bu bilgi pasif bir şekilde dinleyerek ya da -daha sonraları belirtildiği şekliyle- yalnız başına okuyarak yeniden elde edilir. Birincisi, diyalojik faaliyet, toplumsaldır. İkincisi, derin derin düşünme faaliyeti ise genellikle John Cassian tarafından dördüncü yüzyıl başlarında, Helenistik dönemin sonunda Batı Hıristiyanlğıyla tanıştırılan Süryani Enkratit kendini biçimlendirme teknikleri benzeri tekniklere yol açmıştır.
Sayfa 80
Alıntı
İyi ve kötü düşünceler arasıdaki fark kötü düşüncelerin kolaylıkla ifade edilememesidir, çünkü kötü gizli ve belli edilmeyendir. Kötü düsünceler kolaylıkla ve utanmadan söylenemedikleri için ışıkla karanlık; dile getirmeyle günah, gizlilik ve suskunluk: Tanrı'yla şeytan arasındaki o evrensel fark da meydana çıkmaz.
Sayfa 65
Alıntı