Leman Altıner

Leman Altıner
@lemanaltiner
Anna'yı anlamak...
10/10
·1120 syf.··
2025 37. kitabı
·
55 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 10:14
Aklımda dolaşan onlarca kelime var. Böylesi bir baş yapıtı anlatmaya sayfalar yetmez sanırım. Uzun uzadıya yazarı da övecek değilim, ihtiyacı da yok zaten. Galiba Anna'yı anlatmak ya da anlamak, en iyisi... Anna Karenina; genç, güzel, akıllı, soylu bir kadın. Bir eş ve anne, ihtiyacı olan her şeye sahip, sevgi hariç... Hayatındaki tek eksik şey sevgi ve bunun yokluğunu karşısına gerçekten sevdiği erkek çıkınca anlayan bir kadın Anna... Yasak aşkın hikâyesi mi demeliyiz bu esere? Linç etmeliyiz Anna'yı belki de, yerden yere vurmalıyız, evliyken nasıl başka birine kalbini verebilir, çocuğunu terkedebilir? Boşanmadan başka bir erkekle yaşayabilir? Topluma kötü örnek olabilir? Bunun gibi onlarcası... Ya da önyargılarımızı bırakıp bir kenara, anlayabiliriz belki Anna'yı.. kadınca, insanca... Anna Karenina 19.yüzyılda Rusya'da bunları yaşıyor ve okurken biz de bu yaşananlara şahit oluyoruz. Lev Tolstoy büyük bir aşkı anlatmış bizlere Anna ve Vronski üzerinden. Rusya'nın sosyo-ekonomik-siyasi durumunu anlatırken büyük bir aşkı resmetmiş ya da büyük bir aşkın içinde Rusya'nın tarihi panaromasını gözler önüne sermiş diyebiliriz. Önce eş oldun Anna, sonra anne sonra sevgili. Bütün rolleri ayrı ayrı oynadın. En çok sevilmek istedin ve daha çok sevilmek. Sessizliğinin de duyulmasını istedin, haykırışının da... Çıkış yolu ararken daha da çıkmaza girdin ve sonunda kendince en doğrusunu yaptın... Anna'nın sessiz çığlıklarına şahit olmak isterseniz, ya da Kiti'nin anlam arayışına Levin'in hezeyanlarına inanç sorgulamalarına, Doli'nin yaşam mücadelesine, işçi emekçinin hak arayışlarına, zengin fakir farklılıklarına, din sorgulamalarına, sınıf ve cinsiyet ayrımcılığına.... Lütfen hayatınızın bir döneminde bu eserle tanışın. Benim hayat yolculuğumda, bana
Anna Karenina (2 Cilt Takım)Lev Tolstoy · Can Yayınları · 202555,5bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bir hayatın kefareti ne olabilir?
9/10
·336 syf.··
2025 35. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 14 Aralık 2025 10:25
Harika bir kurgu, sürükleyici olay akışı, muazzam betimlemeler ve kıyıda köşede kalmış bir başyapıt... 1935 yazında bir gün, Tallis ailesinin on üç yaşındaki kızı Briony, ablası Cecilia ile ailenin hizmetçisinin oğlu, Cecilia'nın çocukluk arkadaşı Robbie arasındaki bir yakınlaşmaya şahit olur. Hikâye anlatmaya merakı ve o yaştaki bir çocuğun hayal gücü ve hırslarıyla, üçünün de hayatını derinden etkileyecek bir suç işlemesine neden olur... Bunun kefareti ne olacaktır? Masum bir aşkın, kıskançlık ve öfkeye dönüşmesi hangi hayatların yaşanmasına ya da yaşanamamasına neden olabilir? Kim masum, kim suçlu? Kefaret; Ian McEwan'dan okuduğum beşinci eser, beni en çok etkileyen eseriydi diyebilirim. Eserle birlikte eşzamanlı olarak filmini de izlemenin bunda payı var sanıyorum. McEwan'a betimleme ustası da diyebiliriz. Kahramanlarının alt üst olan hayatlarını, İkinci Dünya Savaşı'nın soğuk yüzünü, umutları, vicdan azaplarını, sevgiyi, şehveti, masumiyeti anlatan, geçmişten günümüze kadar tüm gerçekliğiyle gözler önüne sunan çok güçlü bir eser. Peki ama, suç bu günlerde neydi? Ucuzdu. Artık herkes suçluydu ve hiç kimse suçlu değildi.( S/236) Bir suç vardı, evet. Ama aynı zamanda âşıklar da vardı.(S/332) Ve bir hayat, hayatlar bu denli ucuz olmamalıydı, bu denli acıtmamalıydı... Cecilia ve Robbie... Unutulmazlarımdansınız artık... Sevgiyle ♡
KefaretIan McEwan · Yapı Kredi Yayınları · 20201,311 okunma
Ağız hep doludur ve çoğu lüzumsuzdur...
9/10
·249 syf.··
2025 1. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2025 12:08
Bir kadının, Teresa Aguilera'nın intiharıyla başlayan kalbe dokunan müthiş serüven "Beyaz Kalp"... Bir kez anlatmayagörsün insan, "Her şey anlatılabilir. Başlamak yeter, sonra çorap söküğü gibi gelir kelimeler." Eser; yeni evli genç bir çevirmen olan Juan'ın geçmişindeki soru işaretlerine cevap aramakla başlıyor, sonra eserin tanıtımında da söylendiği gibi çorap söküğü gibi geliyor her şey. Ama bir kez duyulunca bir daha unutulmazlar, söylenenler hep bilinir. (S/220) Javier Marías'la tanışma eserim oldu Beyaz Kalp. Muazzam bir kalem. Bir kurgu, bir hikâye üzerinden öyle şeyler anlatıyor ki... Dil nasıl bir ayraç hayatımızda? Susmak ya da konuşmak hayatımızı, geleceğimizi nasıl belirliyor? Ne çok konuşuyoruz, anlatıyoruz. Sözcükler, kelimeler nasıl etkiliyor hayatımızı? 'Ama'lar, 'belki'ler, 'keşke'ler, 'ya da'lar yaşamdaki virajlarımızı belirliyor. Üzüntülerimizi, sevinçlerimi, hayal kırıklıklarımızı, umutlarımızı belirleyen ne çok sözcük var... Hikâye var evet hikâye yazılmış ama yazılırken de yazarın ustalığıyla bütün bunlar irdelenmiş, usulca konuya yedirilip okurun tabağına sunulmuş... "Dil yağmur damlası gibidir" ve dinleyen de sonuna kadar şaşırmak ister, biraz daha duymak, uydurulmuş ya da yalan bile olsalar daha çok, daha çok bilmek ister. (S/222) Okudukça daha çok bilmek isteyeceğiniz, bildikçe daha çok şaşıracağınız müthiş bir eser. Sıradan bir insanın hikâyesini okuduğunuzu sandığınızda duvardaki portrelere hapsolmuş kadınların sırlarını, annelerin, kızkardeşlerin, sevgililerin hikâyesini okuyacaksınız... Yazarın, Hamlet'den alıntıladığı pasajla incelememi tamamlamak istiyorum. Artık biliriz ve bu bizim bembeyaz ya da solmuş ya da korkmuş ya da ürkek kalbimizi lekeleyebilir. (S/228) Javier Marìas kaleminle fethettin
Beyaz KalpJavier Marias · Yapı Kredi Yayınları · 2016968 okunma
8/10
·120 syf.··
2023 32. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2023 23:03
Sokaklarda dans etmek istiyorum, yasaları çiğnemek istiyorum. Belki de benim yaradılışımın günaha meyilli olduğunu düşünüyorsun ama değil. Ben şaşırtıcı işler yapmaktan zevk duyuyorum. Ben bir kadın, bir insan olmak istiyorum. Benim de nefes almaya, haykırmaya hakkım olduğunu göstermek istiyorum. Neye ulaşacağımı bilmiyorum ama şüphesiz gidilecek bir yer var ve tüm benliğim o tarafa doğru akıyor. ( S/52 ) Ne çok şey istemişsin bu hayattan Furuğ... Sana biçilen kalıplara girmediğin için dışlanmışsın, içine kapanmışsın, daha çok sevmek sevilmek varken, hüzünlerinle başbaşa kalmayı tercih etmiş, şiirlerinle bu dünyaya sesini, nefesini haykırmışsın... Makbule Aras Eyvazi, Modern Iran Şiiri'nin öncülerinden Furuğ Ferruhzad'ı anlatmış bize ilk eserinde. Bazen Furuğ'un gözünden bakmış hayata, bazen de sevdiği erkeklerin ve kardeşlerinin dilinden seslenmiş etkileyici kalemiyle... Bir kadını anlatmış bizlere aslında bir kadının gözünden. Evlat olmuş, eş olmuş, sevgili, anne, kardeş olmuş. Yarım kalan hüzünleri, aşkları, şiirleri anlatmış, tamamlamaya çalışmış bir kadın duygusallığıyla... Erken yaşta öleceği öngörüsüyle yaşamış, yaşadığı kadarında sadece kendi olmuş, şiirleriyle ses olmuş. Bu muazzam kimlikle bir nebze de olsa tanışmak isterseniz, buyrun derim. Tüm önyargılarınızı bir kenara bırakmanız şartıyla... Furuğ, ilk aşkına veda ediyor. Bu evin göğünde asılı kalan Perviz'in hayaline, içinde derine inip kararan ve boşluğu hiç dolmayan oğluna, Kâmi'sine veda ediyor. Köşede durup gözyaşı dökerek Furuğ'un boşluğuna bakan, o boşluğun girdabında kaybolan Hüseyin'e veda ediyor. Mahallenin meraklı yüzlerine veda ediyor. Fısıltılara, imalara, alaylara, dedikodulara veda ediyor. Furuğ içinde çırpınıp durduğu zamana, bedene, kalbe veda ediyor. ( S/117
Başa DönemeyizMakbule Aras Eyvazi · Yapı Kredi Yayınları · 2022360 okunma
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2023 23. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2023 12:26
Bir esere başlarken nasıl tanışırsınız onunla? İlk izlenim kapak resmiyle mi gelir? Sayfalarda elinizi gezdirir misiniz? Ya da satır aralarına sızar mısınız? Küçücük bir söz dizisinin elinizi tutup sizi içine çekmesini bekler misiniz? Benim yaptığım gibi... Artık karnavalın sonu gelmişti, ruhu salyangozlarını da alarak çekip gidebilirdi bedeninden. (S/16) Bu paragrafla tanış oldum, el sıkıştım Modern Soslu Postmodern Makarna'yla... Yazmak; ne imrenilesi bir eylem. Mutluluğu, kederi, isyanı, haykırışı, suskunluğu satırlara dökebilmek ve minicik bir yerde okurla kesişmek. Eser,Turhan Yıldırım'ın ikinci kitabı. Toplam yirmiyedi öyküden oluşuyor. Zekice yazılmış, birbirinden özgün öyküler... Sistem eleştirisi yapılmış, tarihin kara lekelerine haykırılmış, sosyal yaralara parmak basılmış ve tüm bunlar öyle güzel harmanlanmış ki, kâh ütopik bir kahramanla kâh bir çocuğun gözünden resmedilmiş. Modern Soslu makarna tarifiyle gülümserken, Küle Susamışlarla hüzünlendim... Güzel öyküler okudum ben. Yazarın öfkesine de ortak oldum. Yavru kedinin ölümüyle yaşattığı hüzne de... Yazmak, okuyucuyla buluşmak bu olsa gerek... Üç noktanın sonunun sizin tamamlamanıza olanak vermek. Siz de tanış olun bu enerjisi yüksek eserle... El sıkışmanızı sağlayacak bir satır muhakkak bulacaksınız... "Düşüncesizlerin baş olmadığı, düşüncenin suç sayılmadığı bir dünyaya, merhaba!"(S/88) Sevgiyle...
Modern Soslu Postmodern MakarnaTurhan Yıldırım · İthaki Yayınları · 2023153 okunma