"Bak," dedim, "okulda olanlar için özür dilerim. Umarım seni okuldan falan atmamışlardır."
"Yok canım. Sadece senin hakkında bir sürü soru sordular. Ben de aptalı oynadım."
"Çok zor oldu mu?" diye sordu Annabeth.
Rachel gözlerini kısıp ona baktı. "Yardımıma mı ihtiyacın vardı?"
Annabeth kamışıyla meyve suyunu karıştırdı. "Evet," dedi suratını asıp. "Olabilir."
"Doğruyu söyledin sen Percy Jackson. Senin... Herkül'le alakan
yok. Bu kılıcı taşımandan şeref duyuyorum."
Tüm bedeni titredi.
"Zoe..." dedim.
"Yıldızlar," dedi fısıltıyla. "Yeniden yıldızları görüyorum,
leydim."
Artemis'in yanaklarından aşağı bir damla gözyaşı süzüldü.
"Evet, cesur çocuğum. Bu gece çok güzeller."
"Yıldızlar," dedi Zoe yine. Gözleri gece göğüne sabitlenmişti.
Ve bir daha da hareket etmedi.
İşler kızışmaya başlıyor. Bir yanda tüm tanrıları yok edebilecek bir melez, bir yanda kehanet, bir yanda altın lahidinde güçlenmeye devam eden Kronos ve 16'sına çok az kalmış Percy.
Kısaca bahsetmek gerekirse olaylar şöyle başlıyor: Kıvırcık yeni melezler buluyor ama sorun şurada bu melezleri bulan tek kişi Kıvırcık değil. Melezleri bulan canavardan (mantikor) bir türlü kurtulamadığı için Percy, Annabeth ve Thalia'dan yardım istiyor. Mantikorla dövüş esnasında Artemis'in avcıları melezlerimizin yardımına koşuyor ve kitaba harika bir karakter daha katılmış oluyor: Zoe. Bu sırada mantikor kaçarken yanında Annabeth'i de götürüyor ve Annabeth sırra kadem basıyor. Birkaç gün sonra Artemis de esir düşürülüyor ve avcılarımızla melezlerimiz çok tehlikeli bir göreve adım atıyor.
Titan'ın Laneti, şimdiye kadar okuduğum serinin ilk 3 kitabı arasında en beğendiğim oldu. Aksiyon hep yüksekti. Sonlara doğru ise çok sevdiğim karakterlere veda etmek çok üzücüydü, Rick amca yüreğimi fena dağladın :')
Titanın LanetiRick Riordan · Doğan Egmont Yayıncılık · 20196,1bin okunma