Spoiler
Kirabın bir bölümünde geçen miras üzerne bir amcanın, kardeşinin ailesini evin içine baltayla girerek anlatılı the shining filmini anımsattı. Tabi yazar birçok afgan trajedisinden bahsediyor belki bu tarz olayalar hep oluyprdu afganistan da sadece bir anımsatma…
Başlarda akıcı bulmadığım kitap. Hatta Ayşe Kulinin kitabı nasıl beni çekmez? Diyerek kendimi suçladığım. İlk yarıdan sonra öyle bir sarıyor ki kitabı bırakır nefes almak istemiyorsunuz. Boşnaklar canım boşnaklar o kadar kahroldum ki okurken ki yalnız bırakılışınıza. Göz göre göre bir katliam göz göre göre bir soykırım. Çok çok üzgünüm. Keşke yaralarınız sarılabilse. Umarım bu yaşananlar dünyaya bir ses getirse bunu yapanlar insanlık suçundan yargılansa keşke
Ah ah ah… O kadar duru, içten bir anlatım ki hep gözlerim doldu ve sonunda ağladım. Evde olsam hıçkıra hıçkıra ağlardım. Atam keşke daha çok ömrün olsaymış. Yapamadıkların biz devam ettiremedik. Emeklerin çabasız kalıyor. Güvendiğin nesil, gençlik berbat bir halde. “Yine çık gel Samsundan sarı saçlım mavi gözlüm”
Ben nasıl bitiririm bu kadar uzun kitabı derken en hızlı okuduğum kitaplardan biri oldu. Her bir hikayesi ayrı etkileyici. Hastalarına olan yaklaşımı çok derinden ve içten. Emeğinize sağlık
Madalyonun İçiGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202021,5bin okunma
Kitap duygulardan noksan şekilde yazılmış. Başlangıöta soyutlama mekanizmasıyla annesinin ölümüyle yüzleştiğini düşündüm ancak meğerae yazar annesni sevmiyormuş. Annesinin yaşadıklarını düşünerek onun davranışlarının sebeplerinde annesinin tek başına sorumlu olmadığını çok zor şeyler yaşadığını anlamalı ve ona göre yaklaşım göstermeli kendisini entellektüel olarak tanımlarken bir yetişkin gibi davranarak dünyanın kendi etrafında dönmediğini farketmeli.