Yunan mitolojisinde Lethe (Unutuş), yeraltı tanrısı Hades'in diyarından akan beş nehirden biridir. Sözcük anlamı "__unutma, unutkanlık__"tır. Efsaneye göre bu nehrin suyundan içen ölülerin ruhları, geçmiş yaşamlarına dair her şeyi unutarak reenkarnasyona (yeniden doğuşa) hazırlanırlar.
Sisle kaplı bir kıyı gibi zihnim;
dalga çekilince geride kalan iz
bir adın gölgesinden ibaret.
Ne tamamen buradayım
ne bütünüyle yok,
arada kalmış bir yankıyım.
Lethe’nin kıyısında eğilip
hafızamdan su içiyorum;
her yudumda biraz daha eksiliyorum.
Mnemosyne’nin terk ettiği yerde
hatırlamak, taşın içindeki çatlak kadar sessiz
ve o sessizlik zamanı ikiye böler.
Orpheus’un kırık liri hâlâ kulağımda;
dönüp bakılan her şey
yeraltına geri düşüyor.
Göğsümde paslı bir kapı var:
açılınca ne zafer çıkıyor
ne yangın,
yalnızca külden bir çocukluk.
Atlas gibi taşıyorum geçmişimi;
bırakamıyorum,
karışamıyorum.
Unutmak uçurum,
hatırlamak lanet
ama arada bir,
külün altından küçük bir sıcaklık yükseliyor:
bir isim, bir bakış, bir dokunuş
“Kimse Lethe’ye o gün havanın neden iki kere karardığını açıklayamadı. Saat dörtte gökyüzü aniden laciverte çöküp şehri kapladı. Bir dakika sonra sanki karanlık geri sarıldı, önce açıldı, sonra yeniden çöktü. Birkaç kuş havada yönünü şaşırmış gibi döndü, bazı insanlar durdukları yerde kalakaldı. Şehrin ritmi, zamanın adımlarıyla kavga etmiş gibiydi. Lethe iç çekip ‘Bu şehir yine kendini unuttu.’ dedi. Adını taşıyan kaderi gibi, unutmanın içinden geçerek yaşamak zorunda hissediyordu kendini.”
Devamı için: calameo.com/read/007742061d...
Sayı 09 “Maske” seni bekliyor! 🗽🎭
O anda anlamıştım ki hayatım artık onun ellerindeydi.
Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide dans ederken bir palyaçoyla karşılaşmıştım o gün. Ölüme düşecekken, delice gülümseyerek tutmuştu ellerimden. Düşmeme izin vermemişti.
Ama yaşama da itmemişti beni. Bileklerimize bir pranga bağlamıştı. Araf çizgisinde onunla dans etmeye mahkûm etmişti. Sonsuz bir dans. Bir ölüm dansı. Yaşamayı da ölümü de beceremeyenlerin dansı.