Lethe
Yunan mitolojisinde Lethe (Unutuş), yeraltı tanrısı Hades'in diyarından akan beş nehirden biridir. Sözcük anlamı "__unutma, unutkanlık__"tır. Efsaneye göre bu nehrin suyundan içen ölülerin ruhları, geçmiş yaşamlarına dair her şeyi unutarak reenkarnasyona (yeniden doğuşa) hazırlanırlar.
Haziran bir gece yarısı Tenimde serin, gizemli ayışığı Altın kıyıları Nemli, baygın tütsüler yayan Dingin zirvelere Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları Usulca evrensel vadiye kanatlanan Ulaşılmaz, gizemli ayışığı... Eğiliyor biberiyeler mezarına, Zambaklar dalgalara Çürüyor suskun yıkıntılar Göğsüne sarıp gecenin sisini Çekiliyor sonsuz uykuya Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile Uyukluyor yatağında Hiç uyanmayacakmış gibi Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde Uyuyor tüm güzellikler! Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi- Bu pencere, kara geceye açılan? Ürkünç kımıltılar perdelerde Eğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesinde Sesleniyor her aralıktan Arsızca odanda dolaşan Bedensiz ruhlar, büyücüler Süslü kapağı altında gömütünün Gizlenmiş uyuyan ruhun, Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgeler
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Hayaletin Zihnindeki Silik Hatıralar
Sisle kaplı bir kıyı gibi zihnim; dalga çekilince geride kalan iz bir adın gölgesinden ibaret. Ne tamamen buradayım ne bütünüyle yok, arada kalmış bir yankıyım. Lethe’nin kıyısında eğilip hafızamdan su içiyorum; her yudumda biraz daha eksiliyorum. Mnemosyne’nin terk ettiği yerde hatırlamak, taşın içindeki çatlak kadar sessiz ve o sessizlik zamanı ikiye böler. Orpheus’un kırık liri hâlâ kulağımda; dönüp bakılan her şey yeraltına geri düşüyor. Göğsümde paslı bir kapı var: açılınca ne zafer çıkıyor ne yangın, yalnızca külden bir çocukluk. Atlas gibi taşıyorum geçmişimi; bırakamıyorum, karışamıyorum. Unutmak uçurum, hatırlamak lanet ama arada bir, külün altından küçük bir sıcaklık yükseliyor: bir isim, bir bakış, bir dokunuş
1000Kitap
MaskeKent’in Ters Yüz Defteri - Nejat Nasibov
“Kimse Lethe’ye o gün havanın neden iki kere karardığını açıklayamadı. Saat dörtte gökyüzü aniden laciverte çöküp şehri kapladı. Bir dakika sonra sanki karanlık geri sarıldı, önce açıldı, sonra yeniden çöktü. Birkaç kuş havada yönünü şaşırmış gibi döndü, bazı insanlar durdukları yerde kalakaldı. Şehrin ritmi, zamanın adımlarıyla kavga etmiş gibiydi. Lethe iç çekip ‘Bu şehir yine kendini unuttu.’ dedi. Adını taşıyan kaderi gibi, unutmanın içinden geçerek yaşamak zorunda hissediyordu kendini.” Devamı için: calameo.com/read/007742061d... Sayı 09 “Maske” seni bekliyor! 🗽🎭
Kendime kızgınım. Okuyorum ama okuduklarımın kaydını tutmayı sürekli erteliyorum. Lethe'ciğim yapma böyle, bak arada kaynadı gitti yine kitaplar...
Duygu ve Düşünce
Lethe
O anda anlamıştım ki hayatım artık onun ellerindeydi. Yaşam ve ölüm arasındaki o ince çizgide dans ederken bir palyaçoyla karşılaşmıştım o gün. Ölüme düşecekken, delice gülümseyerek tutmuştu ellerimden. Düşmeme izin vermemişti. Ama yaşama da itmemişti beni. Bileklerimize bir pranga bağlamıştı. Araf çizgisinde onunla dans etmeye mahkûm etmişti. Sonsuz bir dans. Bir ölüm dansı. Yaşamayı da ölümü de beceremeyenlerin dansı.