Eğer dünyadaki konumumuzu doğru olarak anlayabilseydik; eğer kıyaslamak, yaşamak'tan ayrılmaz olsaydı, mevcudiyetimizin ufaklığının açığa çıkması bizi ezerdi. Ama yaşamak, kendi boyutlarına karşı körleşmektir...
Zekiye'yi seviyordum. Sevmek ne demekse... Ne olduğunu biliyor muydum bu türlü sevmenin? Belki daha önce bilmiyordum, öğrenmemiştim çünkü. Ama sevmek nasıl öğrenilirdi? Belki de öğrenilmezdi. Böyle ansızın bilinirdi işte. Zekiye'yi sevdiğimi biliyordum. Onun için her şeyi yapmaya hazırdım, işte sevmek bu olsa gerekti. Sevdiğiniz kadın için, onun uğruna her şeyi ama her şeyi(ayrıca her şey ne demekti?) yapmayı göze almaktı.
Kötülüğe karşı savaşmaya kalkanlar kötülük yaparsa... Eğer onlar kötülük yapar, yalan söylerlerse... Bir sevgi, bir güven sonradan tiksintiye dönüşürse... Söylesene, o zaman insan yaşayacak umudu nereden bulabilir?
Ben yazgıma boyun eğerim. Eğer bu bir yazgı olsaydı gene eğerdim. Boyumun kısa oluşundan yakınıyor muyum? Hayatın doğal güçlerine boyun eğerim seve seve. Ama birtakım insanlar bir yazgı gibi egemen olmaya kalkışırlarsa, bu sıkıcı oluyor, dayanamıyorum