Açıkçası kitabın son sayfalarına kadar Werther'in Lotte'ye karşı hissettiklerini 'ah ne kadar da saf bir aşk' vs gibi yorumlayamadım. Yer yer Werther'in aşkını içten ve temiz duygular olarak gördüm fakat çoğunlukla onun bu duygularını biraz sağlıksız ve takıntılı buldum. Bence Lotte, Albert ile evlenmese ve Werther ile bir ilişki yaşasaydı bile Werther intihar ederdi. Çünkü mektuplarından anladığım kadarıyla Werther Lotte ile tanışmadan önce de hayatla ilgili kafasında birçok soru vardı. Fakat Lotte'ye karşı hissetikleri ve devamında yaşadığı süreç onun intihara meyilli olabilecek olan zihnini buna daha çabuk hazırladı diye düşünüyorum. Ayrıca Werther her ne kadar zeki birisi olsa da sanırım yaşının genç olmasından ötürü bir çocuksuluk (doğru kelimeyi tam olarak bulamadığım için bunu yazdım ama bu da doğru bir kelime sayılmaz) ve yoğun duygu geçişleri var.
Kitabın sonuna geldiğimde Werther'in ölüm şekline çok çok üzüldüm. Her ne kadar kurgu bir karakter olsa da üzüldüm. Muhtemelen Werther kafasına tüfeği sıktıktan sonra en fazla birkaç dakikada öleceğini düşünüyordu ama ölmesi on iki saat sürdü!! Çok korkunç bir ölüm. Doktor geldiğinde beynin bir kısmını dışarı fırlamış görüyor ama sadece başını sarıp yatağa yatırıyorlar ve resmen altı saat boyunca adamın ölmesini bekliyorlar. Tabii ki 1770'li yıllardan bahsediyoruz, Werther'i alıp hastaneye götürüp şu anki imkanlarla ameliyat vs yapıp hayata döndürme söz konusu olamaz biliyorum ama yine de çok üzüldüm. Özellikle de başına insanların toplanmasını ve ona acıyan gözlerle bakıp daha hayatta olan biriyle vedalaşmaları çok üzücü. Bu durumda hep Werther'in ne düşündüğünü çok merak ediyorum. Bu gerçek bir karakter değil biliyorum ama kendimi onun yerine koymaktan geri duramıyorum. Yazarın ifadesinden biliyoruz ki bilinci -ne
"Bazı şeylerin bizde eksik olduğunu çok sık duyumsuyoruz, eksikliğini duyduğumuz şey de çoğunlukla bir başkasında varmış gibi geliyor bize, sahip olduklarımızın yanı sıra yüceltilen bir parça gönül huzurunu bile ona layık görüyoruz. Böylece şanslı kişinin, yani bizim hayal ürünümüz olan kişinin hiçbir eksiği kalmıyor."
"İnsan aslında karmaşık bir varlık değil. Çoğunluğu zamanının büyük bir bölümünü yaşamak için kullanıyor, geriye kalanı ise, özgür oldukları küçük zaman diliminden öyle korkuyor ki, ondan kurtulmanın her türlü yolunu deniyor. İşte insanın değişmez yazgısı!"
"...keşke insanlar -niçin böyle olduklarını Tanrı bilir!- geçip giden şimdiyi yaşamak yerine, geçmişte kalan bir sıkıntının hatıralarını anımsamak için hayal gücünü bu kadar zorlamasalar."