"Ben Ben Değilim"
Kitap, unutulmaz bir cümleyle başlıyor: "Ben Stiller değilim!" Hikaye, İsviçre sınırında James Larkin White adına düzenlenmiş bir pasaportla yakalanan bir adamın, yetkililer ve eski tanıdıkları tarafından kayıp heykeltıraş Anatol Stiller olduğu iddiasıyla hapse atılmasıyla başlar. Kahramanımız ısrarla Stiller olmadığını savunurken, biz okuyucular şu soruyla baş başa kalırız: Bir insanı "o" yapan şey başkalarının anıları mıdır, yoksa kişinin kendi beyanı mı? Frisch, Stiller üzerinden şu tezi savunur: Başkalarının bizi tanıma biçimi, üzerimize dikilmiş dar bir elbise gibidir. Kahramanımız, geçmişteki hatalarından, başarısızlıklarından ve karakter özelliklerinden arınmak için "başka biri" olmayı seçmiştir. Ancak dünya, onun bu "yeniden doğuş" hakkını tanımaz.
Anatol Stiller: Melankolik, yetersizlik hissiyle boğuşan ve bu yüzden kaçan adam.
Julika: Stiller'in hastalıklı bir bağ kurduğu, duygusal olarak mesafeli karısı. Onların ilişkisi, sevginin nasıl bir "mülkiyet" ve "tanımlama" savaşına dönüştüğünü gösterir.
Savcı: Stiller’in hem sorgulayıcısı hem de tek dostu gibidir; kanunları ve rasyonaliteyi temsil eder.