Stiller

Max Frisch
Tahmini Okuma Süresi:
12 sa. 42 dk.
Sayfa Sayısı:
448
İlk Yayın Tarihi:
Mart 1996
Yayınevi:
Suhrkamp
Orijinal Adı:
Stiller
ISBN:
9783518735305
Dil:
Almanca
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Ayfer tunç etkisi ile okuduğum kitap..
Puan vermedi·448 syf.··
2026 22. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2026 17:02
"Ben Ben Değilim" Kitap, unutulmaz bir cümleyle başlıyor: "Ben Stiller değilim!" Hikaye, İsviçre sınırında James Larkin White adına düzenlenmiş bir pasaportla yakalanan bir adamın, yetkililer ve eski tanıdıkları tarafından kayıp heykeltıraş Anatol Stiller olduğu iddiasıyla hapse atılmasıyla başlar. Kahramanımız ısrarla Stiller olmadığını savunurken, biz okuyucular şu soruyla baş başa kalırız: Bir insanı "o" yapan şey başkalarının anıları mıdır, yoksa kişinin kendi beyanı mı? Frisch, Stiller üzerinden şu tezi savunur: Başkalarının bizi tanıma biçimi, üzerimize dikilmiş dar bir elbise gibidir. Kahramanımız, geçmişteki hatalarından, başarısızlıklarından ve karakter özelliklerinden arınmak için "başka biri" olmayı seçmiştir. Ancak dünya, onun bu "yeniden doğuş" hakkını tanımaz. Anatol Stiller: Melankolik, yetersizlik hissiyle boğuşan ve bu yüzden kaçan adam. Julika: Stiller'in hastalıklı bir bağ kurduğu, duygusal olarak mesafeli karısı. Onların ilişkisi, sevginin nasıl bir "mülkiyet" ve "tanımlama" savaşına dönüştüğünü gösterir. Savcı: Stiller’in hem sorgulayıcısı hem de tek dostu gibidir; kanunları ve rasyonaliteyi temsil eder.
StillerMax Frisch · Suhrkamp · 0268 okunma
Tutunamayan kişinin ıstırapları,sıkışmışlığı
Puan vermedi·448 syf.··
2025 5. kitabı
StillerStiller Max FrischMax Frisch Benden önceki tüm yorumları okudum,o yüzden kitabın giriş/gelişmedi hkda yazmıyacagım.Zaten yorumumu okumaya kadar geldiyseniz ,konuyu biliyorsunuzdur artık.İlk defa bir kitabı bitirdiğimde ,” şükür bitti.”yazmışımKitabı sevmediğimden değil,Stiller’i o kadar iyi anladım ki,o’nun sıkışmışlık,ne yapacağını bilemez red edişlerini öylesine özümsedimki !bende darlandım.Stiller ve Juika’nın birbirlerinin aynası olduğunu düşündüm.Varoluşla derdi olanları hep cok sevdim.Ancak sorarım,ben bu hayatla baş edemiyorum,oynamıycam bu oyunu artık deme lüksümüz var mı?Var olduğunu düşünenlerdenseniz bu kitabı mutlaka okumalısınız.Yazarın Kierkegaard’ın hayatından ve felsefesinden etkilendiğini düşünüyorum.Kaçmak,alıp başını sorumsuzca gitmek,intihar ‘ı denemek ,hepsi mümkün.Ama bir sınır var,oraya geldiğinizde ne yapılır?Kaçış mümkün mü ?sorarım!!
Edebiyat & Roman
StillerMax Frisch · Suhrkamp · 0268 okunma
Asla Hayat olmamış hayatı üstümden çıkarıp attım.
10/10
·424 syf.·
2023 61. kitabı
İnsanı o güne kadar olan yaşamına yavaş yavaş ya da ansızın yabancılaştıran şey, kendini tanımasıdır ve bu tanıma ilk adımdır, atılması zorunludur, ama kesinlikle yeterli değildir. Tam da bu adımı atıp kalan, salt kendini tanımanın verdiği hüzünle yetinen ve bu kendini tanımaya olgunluk süsü veren ne çok insan tanırız! Eserinden önce Max FrischMax Frisch kimdir, bir kaç cümle ile ifade edersek.. İsviçre edebiyatı temsilcilerinden.. Zürih doğumlu, Alman edebiyatı eğitimini yarıda bırakıp yazar olma isteği ile gazetelerde spor ve gezi röportajları hazırlar, görevi gereği dünyanın çeşitli ülkelerinde gider. Mimarlık eğitimi alır; mimarlık geçim kaynağından ziyade edebi ya­ratıcılığına çevre, mekan ve insan ilişkisine açıklık getiren bir öznel bir unsurdur. İsviçre vatandaşı " küçük ülke insanı" olmanın verdiği sıkışmışlık duygusunu aşmak ve ufkunu genişletmek ikinci dünya savaşı bitiminde Avrupa ülkeleri başta olmak üzere doğu ülkeleri ve Amerika yı gezer. Dünya vatandaşı olma isteğinin yanında vatan Özlemi de çeker "Memleketimiz ne kadar küçük. Dünyaya özlemimiz, büyük ve açık ufuklara olan gereksinimiz, yelken direklerine, dalgakıranlara, kum tepelerindeki otla­ra, güneşte ışıl ışıl yanan su kanallarına, açık deniz üzerindeki bulutlara!" (Günce (1946-49), 25) Kendisini hem bir İsviçre vatandaşı hem de bir ya­bancı olarak görür, ilk bakışta birbirine zıt olan bu iki gerçek, hem oraya ait olmama duygusunun hem de doğduğu kent ve oradaki insanlarla zaman zaman gerginleşen ilişkilerinin ifadesidir. Eserlerinin ana temalarından biri olan kozmopolit olma ve kendi insanının özelliklerini şartsız kabul etme, onun her iki tarafa olan dürüst­lüğünün birbirini tamamlayan iki yönüdür. Son olarak eserlerinde ortaya koymayı çalıştığı , günümüz edebiyatının görevi ne olmalıdır, dokdirinini
Edebiyat
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
10/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2025 123. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2025 12:15
Max Frisch okumak benim için ayrı bir zevk. İsviçreli olmasına rağmen benim için önde gelen Alman(ca) yazarlardan. Mevzubahis olan senaryolar, duygular ve düşünceler öyle cerrahi bir hassasiyet ve yetkinlikle işleniyor ki, mest olmamak mümkün degil. Sanki bir senaryoyu mikroskop altına alıyorsunuz ve önce 100x, sonra 300x daha sonra 600x kat büyüklükte inceliyorsunuz. Bir insanın kendini neden hissettiği gibi hissettiği, davrandığı gibi davrandığı cuk diye oturuyor çoğu zaman ama insan denen gizemli varlık için nihai bir çözümleme getirmiyor bu. Nasıl getirsin ki? İnsan denilen mahluk nelerle etkileşime girmiyor, hangi halden hangi hale girmiyor ki? Kitabın kahramanı bir adam. Tren yolculuğunda İsviçre'de aranan bir adam olan Stiller sanılır ve tutuklanıp gözaltına alınır. Oysa kendisi bir Amerikan vatandaşı olduğunu savunmaktadır, ama amerikan pasaportu pek ikna edici olmaz. Onu sırasıyla ziyarete gelen eskı karısı, erkek kardeşi ve eski arkadaş ve tanıdıkları hep bir ağız birliğiyle onun biraz değişmiş olduğunu ama Stiller olduğunu iddia etmektedirler. Böylesi bir durumdan nasıl çıkılır, veya eğer inkarı yalansa neden inkar ediyordur? Hikayeyi iki kalemden okuyoruz. İlki kahramanımızın tutukluluk süresince yazdığı günlük ve oradaki düşünce dünyasından. Kitabın dörtte üçünü bu bölüm oluşturuyor sanırım. Son bölüm ise onunla tutukluluk esnasında arkadaş olan ve onun tutukluluk sonrası nerede yaşadığı ve ne yaptığını anlatan savcının ağzından dinliyoruz. Bir insan nasıl şahsiyet sahibi bir kişilik olabilir? Olamaması mümkün müdür, bu durumda hal çare nedir? Evlilik insanı nasıl tamamlar? Kişilik bozuklukları yaşayan insanların evlilikleri yürüyebilir mi? Evlilikler terapi merkezi görevi görebilir mi? Kişilik bozuklukları başka bir insanla, onu kendine gaye edinmekle,
StillerMax Frisch · Fischer Verlag · 1965268 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2021 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Mart 2021 22:35
Stiller’in kimlik sorunuyla ilgili Kafkaesk bir eser olduğunu düşünüyordum; zannettiğimden çok daha farklı ve beklediğimden daha çok sevdiğim bir kitap olduğunu gördüm okuyunca. Homo Faber’i de okuyup beğenmiştim, iyi bir kitaptı ama Stiller muazzam bir eser. Aniden kaybolduktan yıllar sonra ortaya çıkan bir heykeltraş olduğu şüphesiyle bir adamın tren garında tutuklanışıyla başlıyor ve farklı insanların gözünden bu heykeltraşın hayatına odaklanıyor kurgu. Kişinin kendini kabullenmesi, kendiyle ve duygularıyla barışabilmesi ve bunun ikili ilişkilerine yansıması muhteşem bir kurguyla aktarılıyor. Kurgunun aktarılış biçimi sayesinde, bir ilişki ya da olayın farklı kişilerde nasıl bambaşka yansımalarının olabileceğini çok doğal bir akışla görüyoruz. Arka planda, Frisch incelikli ama oldukça sert eleştirilerini paylaşıyor okurla; sömürgecilik, militarizm, İsviçre özelinde ‘uygar’ toplumların demokrasi ve özgürlük algısının çarpıklığı, hümanizm kisvesi altında ticari kaygılar ve çıkarcılık ile belirlenen kişisel ve milli menfaatler ve liberalizmi yeriyor. İkili ilişkilerle ilgili vurucu tespitler, düzen eleştirileri, bunlar arasındaki denge ve bunların gayet başarılı bir kurguya yedirilerek sunulması oldukça zengin bir roman yapıyor Stiller’i. Çok ama çok sevdim. Kelime tercihleri ve cümle kuruluşları açısından ara ara okuru yoruyor metin, bu da üzücü çünkü çok daha iyi bir çeviriyi hakediyor kitap kesinlikle.
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
Puan vermedi·424 syf.·
2019 48. kitabı
İki kişiyi birbirine bağlayan bir boşluk tanımı yapmak kolay değildir. Genelde iki kişiyi bağlayan başka bir şey olduğu düşünülür. Oysa o boşluk etrafında elele tutma ihtimali birbirimize bağlıyor bizi belki de. Tanımsız bir boşluk, içine onu bunu soktuğumuz, eşyanın tüm var oluş biçimlerini koyduğumuz ve asla dolmayan boşluk. Bir şeyi anlatmak için daima birkaç çıkış noktası ararız. Kendimizi tanımlarken bile bu böyledir. Çünkü sınır tanıma çizgisi olması yanında temas noktasıdır. Birbirine deyip duran çizgiler birbirini kesen çizgiler birbirini yok eden çizgiler. Elbette bir gerçeklik zemini ararız bu sınırları çekerken. Kendimizi anlatmanın bir yolunu aramak da bulardan biridir: “İnsan her şeyi anlatabilir, yalnız gerçek yaşamını anlatamaz;-bizi arkadaşlarımızın bizi gördükleri ve yansıttıkları gibi kalmaya mahkum eden, bu olanaksızlıktır işte; o dostlar ki beni tanıdıklarını ileri sürerler, kendilerini arkadaşım olarak tanıtırlar, değişmeme asla izin vermezler ve sırf “seni tanıyorum” diyebilmek için (anlatamadığım, dile getiremediğim kanıtlayamadığım) her mucizeyi berbat ederler.” Kendimizi anlatmak yanında herkesin etrafında ruhunda oluşan boşluklara basmadan ilerlemek zordur. Bu boşluk ikili ilişkilerde de hep vardır var olacaktır. Ben ve sen olmak zor iştir vesselam: “Her ben , dolaylı bir şekilde bir seni anlatış, bir senden yakınıştır. Çünkü benim yerim seninle onun arasındadır. Ve o değildir bana yakın olan, sensin. Ben ben olsam dilbilgisi kitaplarındaki tekil şahıs zamirlerini şu sıraya göre düzenlerdim. Sen, ben, o! Başta sen gelir, çünkü ben diye bir şey yok sen olmadıkça. Her ben, ben'liğini sen'le anlar.” Behçet Necatigil. Oysa ilk temas ne kadar güzeldir ne kadar naif bir başkadır ilk dokunuş ilk öpüş. Bir boşluğu doldurma hissidir. Mesela
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
10/10
·424 syf.··
2022 55. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 28 Ağustos 2022 00:00
İlksöz: Kendimizden kaçıp başka biri olmak ya da bize sunulan kimliği kabul etmek. Bir Amerikalı İsviçre'ye giriş yaparken pasaport polisi ile yaşadığı tartışma sonucu tutuklanır. Polise güç kullanma şikayeti ile alıkonulduğunu düşünürken kısa sürede işler değişir. Yıllardır kayıp olan İsviçreli Stiller olduğu iddia edilmiştir. Stiller'in hakkındaki suçlamalardan dolayı derhal cezaevine konur. Tutuklanan kişi kendisinin Stiller değil bir Amerikan vatandaşı Mr. White olduğunu iddia eder. Ama ilginçtir ki Stiller'in eşi dahil tüm yüzleştime yapılan yakınları, tutuklanan kişinin Stiller olduğuna hemfikirdir. Bir tek gardiyan onu Mr. White olarak kabul eder. Onu savunması için görevlendirilen avukat -ki o da Stiller olduğunu düşünmektedir-  ona bir defter verir. Deftere, Mr. White olduğunu kanıtlayacak olan bilgileri, son yıllarda yaşadıklarını yazmasını ister. Ama tutuklanan kişi avukatın dediğinden çok hapishane sürecindeki olayları, Stiller olduğunu iddia edenler ile olan yüzleşmelerini, onların hislerini, kendi yaşadıklarını, onlardan duyduğu Stiller'in hayatı ile ilgili bilgileri, az da olsa Mr. White olarak yaşadıklarını aktarır bu defterlere. Okuyucu olarak biz de bu defterleri okuruz aslında. Ve anlatılanlardan, aktarılanlardan onun Stiller mi yoksa ve Mr. White mı olduğu konusunda sürekli fikir değiştirir dururuz. İpucu vermeden bir yorum nasıl yapılır, bazı şeylere değinmezsem kitabın değeri ortaya çıkabilir mi, tam olarak anlaşılabilir mi? Son birkaç haftadır kaç kez başlayıp sildim yorumu bilmiyorum. Bazı şeylerden bahsedersem, kitabın okuyucuya bıraktıklarını yönlendirmiş ya da o yoğunluğu azaltmış olma korkusu yorum yazarken hep ensemde. Bu kez yorumu yazarken kovaladım onu. Dedim ki ne yazsam yine bir dolu şey kalacak geriye. . Sözün kısası kitabı okudukça
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
yüzleşmek
Puan vermedi·424 syf.··
2026 15. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Mart 2026 16:33
Bir bireyin kimlik arayışı. Bireyin kimliğini sorguladığı. Arkadaş ortamında arkadaşlarının gözünden ne kadar gerçek "var olan kişisin" çalıştığın ortamda ne kadar "var olan kişisin" evli olan kişiler için ne kadar "var olan kişisin" sokak da ne kadar "var olan kişisin" Arayış içerisinde kayboluşu. Bireyin bulunduğu ortama göre şekillendiği. Bulunduğu ortam da "kendi kimliğinden" ne kadar uzaklaştığını ve bulunulan ortamlarda sınırları belirleyen insanın kendisinin olmadığı gibi sınırları koyan kişilerin seni belli bir kalıba sokmaya gayret ettiği veya bunun da farkında olmadan olduğu, kendi öz benliğini bitirdiği ama kendi benliğinin farkına vardığında okyanus da boğulmadan yüzmeye çalıştığı boğulurken çırpındığı çırpınırken yüzdüğü yüzerken yorulduğu dinlenirken soluklandığı soluklanırken enerjisinin bittiğini anladığı uzun soluklu bir serüven. Geçmişini kabullenmeyen. Kabullenemeyen. Yüzleşmek istemeyen bir karakterimiz. Sanki bu dünya yı yaşamış ölmüş tekrar bu dünya ya gelmiş ama geçmişi duvar gibi karşısında olan inkar edemeyecek kadar gerçek. Somut olacak kadar soyut, soyut olacak kadar somut.
1000Kitap
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
9/10
·424 syf.··
Beğendi
·
2023 34. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2023 21:36
Tiyatro ve günlükleriyle ünlü olan Max Frısch,Stiller adlı eseriyle(1954) ses getirmiştir.Eserlerinde kimlik sorunsalı,yabancılaşma ve modern toplum ahlakı açmazlarını işler.Yazar özellikle bu eserinde toplumda insana yüklenen kimlik ile kişinin kendi olmak istediği kimlik arasındaki uyuşmazlığı ele almıştır.Özgürlük kavramı da yazarın sıkça değindiği ve beni bu kitapta en çok düşündüren konu oldu diyebilirim.Evlilikte ve yaşadığın ülke içerisinde ne kadar özgürsün,özgürlük aslında istenildiği kadar mutlu eder mi bir insanı?Gelin bu soruya kitabın içeriğinden kesitler vererek bakalım. İsviçre'ye bolca gönderme vardır kitapta.Hapishanede bulunan Stiller ile avukatı arasında geçer bu mevzu.Stiller'in aksine avukat tam bir İsviçre hayranıdır.Büyüklüğün nüfusla yada yüz ölçümüyle ölçülemeyeceğini söyleyen avukat,İsviçre'nin yüce ruhlu olduğunu belirtir.Stiller,ruhların özgür olmadığını söyler.İsviçre insanının gelecek korkusu taşıması,yaşam standartlarının değişmesinden korkması bile özgür olmadıklarının kanıtıdır ona göre.Özgürlükten bahsederken bile,ülkesine,bayrağına bu kadar bağlı dokunulmaz olarak düşünüp,vatan sevgisine sığınanların aslında özgür olamayacağını irdeler.İsviçre'nin eski halinin korunması gerektiğini savunur Stiller.Elinde olanı korurken yine geleceğe yönelik planlar yapılması gerektiğini,İsviçre'yi bugünkü İsviçre yapan ,gelecekteki o şey nedir diye sorgular. Evlilik üzerine özgürlük konusunda ise eşler ve onların birbiri üzerindeki haklarından gerektiğinde sevgi üzerine hak edemeyeceğimizden,cinsel sadakatin yeterli olduğu görüşünden vazgeçmek ,birbirini baskı altına almadan evliliği yürütmek ve birbirinden vazgeçilmesi dahilinde herkesin kendi yoluna gitmesi söz konusu olduğunda dürüstlük göstermemiz gerekmez mi? Diye oluşan cümleler
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma
Puan vermedi·412 syf.··
2020 141. kitabı
Romanın ana teması olarak kimlik sorunu ve bununla bağlantılı kendini gerçekleştirme girişimi tanımlanırsa, insanların bireysel varoluşuna ve onları gerçekleştirme olasılıklarına odaklanan varoluşçu felsefeye açık bir yakınlık kabul edilebilir. Görünüşte basit olan ceza davasının ardında - yalnızca bir cephe, casusluk şüphesinin de yanlış olduğu kanıtlanıyor - bireyin gerçek benliği için kimlik arayışında kendini ortaya koyan daha derin bir anlam yatıyor. White ve Stiller'ın özdeş olduğu bilgisi ile, kahramanın fiziksel inkar elde etmeye değil, kişiliğinin bir parçası olarak kendi geçmişini inkar etmeye çalıştığı ortaya çıkıyor. Stiller romanı, Frisch'in karakteristiği olan sosyal ve bireysel boyutların birbirine dolanmasının net bir örneğini sunar, çünkü kahramanın kişisel çatışması, çevresiyle yüzleşmede yoğunlaşır. İçerik açısından çalışma, bugüne kadar ilgisini kaybetmemiş bir dizi konuyu kapsar. Bireyin gerçek kimliğini araştırması, insan çevresiyle ve özellikle eşiyle ilişkisi, ayrıca sanatçının konumu sorgulanması, bireyin topluma karşıt konumu sorunsallaştırılması ve başlangıçta İsviçre'ye yönelik özel sosyal eleştiri ile ilgilidir. Ana motifler dışarıdan görünüşte basit bir hikayede ortaya çıkar: Amerika'dan gelen White, bir casusluk davasına karışan kayıp heykeltıraş Stiller olduğu şüphesiyle İsviçre sınırında tutuklanır ve "ben stiller değilim " der. Kahraman, kendisine dayatılan kimliği ve hapishanede kaldığı süre boyunca yazması gereken yedi not defterinde gerçeği ortaya çıkarmak için, bir yandan kendisi hakkında bilgi, diğer yandan da mesafeli bir kayıtçı ve arananların geçmişinin bir temsili olarak ilgili üç kişinin bakış açısını inkar etmeye çalışır.
Edebiyat
StillerMax Frisch · Yapı Kredi Yayınları · 2020268 okunma

Yazar Hakkında

Max FrischYazar · 23 kitap
15 Mayıs 1911'de Zürih'te doğan Max Frisch, on altı yaşında yazmaya başladı. Alman dili üzerine eğitim görürken, yirmi iki yaşında babasının ölmesiyle gazetecilik hayatına atıldı. Böylece Doğu Avrupa'ya ilk araştırma gezilerini yaptı. Yirmi beş yaşındayken, Zürih Yüksek Teknik Okulu'na girdi ve 1941'de mimarlık diplomasını aldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında İsviçre ordusunda görev yapan Frisch'in 1934'ten itibaren pek çok romanı ve tiyatro oyunu yayınlandı. Yazar 1958'de Almanya'nın en önemli edebiyat ödülü olan Georg Büchner ödülünü, 1976'da da Alman kitapçıların verdiği Barış Ödülü'nü aldı. Yapıtlarının tümünde çağının genel toplumsal bunalımlarını ve geleneklere dayalı düzene karşı uyanan kuşkuyu dile getiren Frisch, bugün çağdaş İsviçre edebiyatını dünya edebiyatında temsil eden en büyük isimlerden biridir. 1991'de hayatını kaybetmiş olan Max Frisch'in başlıca yapıtları şunlardır: Homo Faber, Stiller, Locarno'u Eczacının Düşü, Biyografi, Mavi Sakal, Adım Gantenbein Olsun.