Spoiler içerir ( incelemeyi gerçekten okuyup begenmenizi istiyorum)
Kitap başta biraz anlatım olarak çok sıkıcı geldi sonra çok akıcıydi.karakter kadrosu coktu bu da kitaba biraz odaklanmami zorlaştırdı ona rağmen odaklandim.kitabin konusuna gelecek olursak goriot babanın çocuklarının üstüne çok titremesi ne deseler tamam olur demesi onları simartmasi bir yerden sonra kızlarının ondan
uzaklaştırmasina sebebiyet veriyor.onlarin üzülmesini istemiyor.kizlarini evlendiriyor ama iki kızida çok mutsuz
Kocaları onları aldatıyor.babalarida ortada kalmasınlar diye servetini onların önüne seriyor ama kızları gene hayırsız vefasız kıymetini bilmiyorlar babalarinin,babaları o kadar zengin ama pansiyonda kalıyor.ayrica pansiyonda
kalan bir diğer kahramanimiz eugarence adlı kahramanımız fakir Paris'te hukuk okumaya gelen genc delikanlı biri.bir yerden sonra kitabın ana kahramanı konumuna geliyor.goriotun kızına aşık oluyor;asıl amacı Paris'te sosyetenin içine karışıp konum mevki parasal olarak yükseltmekti ama kitabın sonunda başarılı olmuyor goruceksiniz ztn.kitabin bazı yerlerinde çok sinir oldum goriot
babanın kızlarına açıkçası birazda suçu aslında goriot babada buluyorum ama genede bu kadar hayırsız vefasız evlatlar olmamalıydilar.babalari olmuş cenazeye bile gitmiyorlar ya orda acayip sinir oldum sırf ayıp olması. Diye usaklarini göndermişler ne kadar yazık ne kadar kotu bir durum bnm öyle evlatlarım olsa var ya neyse bosverin güzel incelememize devam edelim.
adam ölüm döşeğinde ama hala kalkicam kızlarım fakir durumda onlara yardım etmek için çalışcam diyor bu kadar ki onları düşünen bir baba.cenazesine gelicek olursak masrafları kızları karşılamadı tabiki karşılayan eugarence ve arkadasi yani iki öğrenci ne kadar acı kitabı okurken her türden duyguyu dolu dolu
Sevgi Maddiyat değildir ..sevgi soyut bir kavram belki ama hepimiz sanki somut yaşarız onu.çünkü dokunmaktır sevgi ..Goriot baba kızlarını çok seven ama bunu maddi olarak yapan bir insan ..ve yoksulluğa düştüğünde bunun sebebini yine kızlarında bulmayan adam..Balzac yine ustaca (hayatı hep gelgit ile olan) yaşamın mürekkeplerini dökmüş ki..ben uzun sure sonra ilk kez bir kitapta gözyaşlarım döküldü yapraklarına ..(ki önce okumama rağmen ) ..yaşam kısa,zaman hızlı lütfen üzmeyin kimseyi ..sevginiz içinizde kalmasın sevin ama gerçekten sevin ..okuyun şiddetle tasfiyemdir
Goriot BabaHonore de Balzac · Mercek Yayıncılık · 018,6bin okunma
Roman, hayatını kızlarına adamış zengin bir uncu, makarna ve ekmek fabrikatörü Mösyö Goriot'un Madam Vauquer Pansiyonu'na yerleşmesinden sonra her şeyini kızlarının zevki uğruna kaybetmesi süreci anlatılır. Bu pansiyona yerleşmesi ile kızlarının sonu gelmeyen isteklerini yerine getirmek için servetini git gide bitirmekte olan Goriot Baba’nın maddi ve manevi olarak tükenişi romanın ana kurgusudur.
Servetinin çoğunu kızlarının iyi birer evlilik yapmaları ve arzu ettikleri ihtişamlı hayatı sürdürebilmeleri için harcayan Goriot Baba, damatları tarafından istenmemiş ve cimri bir dul olan Madam Vauquer'in pansiyonuna yerleşmek zorunda kalmıştır. Başlangıçata pansiyonun en iyi odasında kalma imkânına sahip olan Goriot Baba, kızlarının arzularını yerine getirebilmek adına git gide yoksul duruma düştüğünden pansiyonun en kötü odasına kadar inmeye başlayacaktır.
En iyi odadan en kötü odalara doğru düştükçe pansiyondakilerin gözlerinde de aynı şekilde süren bu düşüşün öyküsü sürecinde insanların değişen bakış açıları trajedik bir şekilde vurgulanmaktadır. Goriot Baba’nın harcamaları aldıkça ona olan alaka azalmakta. Saygıdeğer bir adam konumundan aşağılık bir adam gibi görülmeye başlanması sürecine doğru inilmektedir. Bu durum Goriot Baba ile kızları arasındaki ilişkide de aynı seyri izler.
Romanda merkez karakter olan Eugene de Rastignac ise, soylu ancak fakir düşmüş bir aileden gelen bir hukuk öğrencisidir. Mösyö Goriot'la aynı pansiyonda kalan Rastignac, aynı zamanda kuzeni olan Madam de Beausent'in adını bir anahtar gibi kullanarak Paris'in en gözde salonlarına girecek, Mösyö Goriot'un kızları Madam de Restaud ve Madam Delphine de Nucingen'le de tanışacaktır.
Roman, Goriot Baba’nın tüm servetini kızlarının önüne serdikten sonra günden güne düşüşü, saygınlığını kaybedişi,
Goriot baba beni etkileyen ve oldukça düşündüren bir kitab oldu çünkü toplumsal bir konu ve hiç eskimeyen bir duygu yani babalar ve kızlar kısaca bir aile nedir nasıl olmalıdır sizcede böyle bir konu üzerinde düşünmeyi hak etmezmi
Size göre bir baba nedir ne değildir bir baba bana göre evin reisidir ne diyor kitablarda baban giderse evin gider yurdun gider atadır ata gerçektende bir babanın değerini bilenler için babanın gidişi bir çöküş sürecidir babalık dinimizde ayet ve hadislerde çokça anlatılan bir makamdır dinimizin en önemli mesleklerinden biride çobanlıktır kuranda çobanlıktan bu kadar bahsedilmesinin hikmeti ise bana göre içinde emek yetiştirmek vede besleyip büyütmenin en çok geçtiği meslek olmasındandır bir baba bir çobandır evet her ne ararsan çobanlıkta gariplik fukaralık yoksulluk yada hangi duyguyu ararsan onu bulabilirsin bir kuzunun yetiştirilmesi bir evladın yetiştirilmesi demek değilmidir bir insan kuzusunu nasıl yetiştirir sevgi ile aşk ile her neyi yetiştirirsen sevgi ile aşk ile yetiştirsen sana en iyi sonucu verecektir işte yetiştirmenin en iyi rehberi klavuzdur kuraan benim en büyük kılavuzumdur insan yetiştirmenin en büyük kaynağıdır onun içinde insan her ne yaparsa yapsın hareketi iyiye ve doğruya yönelik helal daire içinde olmalıdır bu yüzden de en doğru kutsal kitap kuraan bize babalığı en güzel şekilde anlatır bir baba çocuğunu aşk ile emek ile büyütür ona adalet merhamet kısaca bugünün insanının giderek uzaklaştığı helal dairenin güzelliğini anlatırsa en doğru sonucu alacaktır
Bir babanın çocukları en büyük zaafıdır bazen kıymet bilmez evlatlara bazende en iyi evlatlara düşer ne diyelim Allah hayırlı evlatlarla ve insanlarla karşılaştırsın çünkü hayırsız bir evlat babanın mahvına sebep olabilir hayırsız insanda karşısındaki insanı yok
Bu kitabı bitirdiğimde nedendir bilinmez çok etkilenmiştim. Bir baba karakterinin kızlarına olan sevgisini ele alıyor öz olarak, fakat bu ele alma öyle basit bir şekilde olmuyor. Balzac burada öyle güzel betimlemeler, kelimeler ve cümleler kullanmış ki gözlerinizin dolmaması mümkün değil. Bir insanın yaptığı her şeyi göz ardı edip yinede sever misiniz? Eğer sizde Balzac ruhuna sahipseniz edersiniz. Sevginin önüne hiç bir şeyin geçemeyeceğini görebileceğiniz bir kitap bu. Klasiklerden olduğu için dili biraz yoğun ve yabancı kaynak/kelime çokça bulunuyor kitapta. Ama evrene olan bakış açınızı değiştirebileceğine inanıyorum, dünya klasikleri her zaman farklı bir bakış açısı kazandırır bir bireye. Yorgun karakterleri mutlaka yaşayarak okuyun; sizlerin bir arkadaşı, ruhdaşı olsun bu yolculukta, iyi okumalar.
Kitapta altını çizdiğim bir kaç satır;
—> “Kadınların süsleri nasıl boyalarıysa, mutlulukları da şiirleridir.”
—> “Artık sadece yenecek acılarım vardı, ben de acılarımı yedim!”
—> “Acılarım beni uyutmuyor, çirkinleşeceğim.”
“Çocuklarını tanımak için ölmeliymiş insan !
Siz onlara hayat veriyorsunuz,onlar size ölüm. Tek suçlu benim ama sevgi yüzünden suçum......................”
Goriot BabaHonore de Balzac · Mercek Yayıncılık · 018,6bin okunma
Klasik her eser benim için yazıldığı tarihte, yazıldığı toplumun günlük yaşamını anlamam için bir araçtır. Bu da öyle bir eser. Diğer eserleri teyit eder nitelikte. Fransız toplumunun o dönemdeki değerler yoksunluğunun bir göstergesi. Severek okudum. Tekrar okurum.
Güzel klasiklerden Toplumun çürütülmüş yanlarını anlatıyor Balzac Realizmin etkisinde ele alıyor bu kitabı Onun en önemli eserlerinden
Klasik sevenlerin seveceği bir kitap
Tasfirleri her klasikteki gibiydi. Uzun betimlemeler çokça yer alıyordu. Pek çok önemli sonuçlarda bulunuyor, yazıldığı dönemi okuyucusuna harika tahayyül ettiriyor. Sonu da gayet manidardı fakat beni tatmin etmedi. Sonlara doğru tekrara düşülmüş olmasını da atlamayalım.
Daha yüksek bir bitiş için çok müsait bir hikaye vardı ortada ama stabil ve tahmin edilebilir bir sonla karşılaştım.
Aşkın ihanetin terk edilmenin ızdırabını ve baba sevgisinin sonsuzluğunu tüm çıplaklığıyla öğretti. Güzel ve akıcı bi kitaptı ya da şöyle tasvir etmeliyim siz sadece bir yaprak olun rüzgar sizi kitabın sayfaları arasında süzecektir.
Goriot BabaHonore de Balzac · Mercek Yayıncılık · 018,6bin okunma
Honoré de Balzac (asıl ismi Honore Balssa; 20 Mayıs 1799, Tours - 18 Ağustos 1850), Fransız yazar.
Hayatı
Asıl adı Honore Balssa'dır. Ancak ismini Balzac olarak değiştirmiş ve soyluluk ifade eden De’ öntakısını eklemiştir. Köy kökenli bir ailenin çocuğudur. Babası tüccardır. 6 yıl Vendome'da College des Oratoriens'te öğrenim gördü. Napolyon'un devrilmesinden sonra ailesi Paris'e taşındı. Burada 2 yıl daha okula gitti. 3 yıl bir avukatın yanında çalıştı. Ama küçük yaşlardan beri edebiyata gösterdiği eğilim ağır bastı. Trajedi türünü denediği 1819'da yazılmış "Cromwell" başarı kazanamayınca romana yöneldi. Para kazanmak için tarihsel, mizahi ve gotik romanlar yazdı. Bunları değişik adlarla yazdı. Basımcılık, yayıncılık, hatta dökümcülük yaptı. Başarılı olamayınca tekrar edebiyata döndü. Edebiyat hayatında çok başarılı eserler sundu. Birçok ülkede sayılan romanları ve kitapları çok büyük ilgi gördü ve tepkileri üstüne topladı. Edebiyatta başarılı olan Balzac hayatının sonuna kadar edebiyatla uğraştı.
Edebiyat kariyeri
1829'da yazdığı "Les Chouans" isimli tarihi roman tanınmasını sağladı. Bu eser Türkçeye (Köylü İsyanı 1974 ve Şuanlar 1977 olarak) çevrildi. 1824-1834 arasında yayıncılarından aldığı parayla bohem bir yaşam sürdü. 1829-1831 arasında yergici gazetelere yazılar yazdı. 1830’lardan sonra bir toplum tarihi yazmak amacıyla, eski ve yeni romanlarını üç bölüm altında toplamaya karar verdi. Örf ve âdet incelemeleri, felsefi incelemeler ve çözümleyici incelemeler. Bu tasarı 1834-1837 arasında 12 cilt olarak gerçekleşti. 1840’ta bu yapıtların hepsine Dante'yi anımsatan bir başlık koydu: "İnsanlık Komedisi". 1842-1848 arasında 17 ciltlik bir baskı yapıldı. 1869-1876 arasında da 24 cilt olarak yayınlandı. Eserlerinde aynı kahramanlara tekrar tekrar yer verme düşüncesini geliştirdi. Bunu gerçekçiliğin baş romanı kabul edilen ve 1834'te yayınlanan "Goriot Baba"da uyguladı. 1836 ve 1837'de İtalya gezisine çıktı. 1828'de Versailles yakınlarında pahalı bir ev yaptırdı. Borç sorunu nedeniyle Passy'de bir eve yerleşti (Bugün Balzac müzesi). Para kazanmak için tiyatroda başarısız denemeler yaptı. Edebiyatçılar Derneği başkanı olarak yazar haklarıyla ilgili girişimlerde bulundu.
1847'de Polonya'da sevgilisi Eveline Hanska'nın şatosunda kaldı. 1850'de Eveline ile evlendi Paris'e döndüler. Birkaç ay sonra yaşamını yitirdi. Geride 85’i tamamlanmış, 50’si taslak halinde eser bıraktı. Romanda gerçekçilik ve doğalcılık akımlarının yaratıcısı olarak kabul edilir. Mantıksal bir sıra izleyen olayların her şeyi gören bir gözlemcinin ağzından anlatıldığı, kahramanların tutarlı bir biçimde sunulduğu, kuralları belli "klasik roman tekniğini" Balzac'ın kurduğu benimsenir. Olağanüstü bir gözlem yeteneği ve güçlü bir hafızası vardı. Kendisini başka insanların yerine koyup onların duygularını paylaşmayı biliyordu. Eserlerinde nedenselliği ve arka plan ile karakterler arasındaki ilişkiyi açıklamakta ustadır. Bütün bu özellikleriyle "romanın Shakespeare'i sayılır.
1789’la başlayan ve uzun bir süreç alan Fransız Devrimi sırasında gelişen toplumsal değişimi anlatan; çatışmaları, iyiyi kötüyü ortaya koyan, Cumhuriyetçiler ve Kraliyetçiler’in 1830’da ülkeyi bırakıp gitmek zorunda kalan X. Charles’e dek yaptıkları kanlı kansız tüm çekişmeyi özellikle göz önüne seren, bireylerin bu çatışmadaki ulu düşüncelerin altında aslında kendi çıkarlarını nice korumaya çalıştıklarını betimleyen; sevgi, güç gibi evrensel konuları tüm çıplaklığı ve eleştirel bir yaklaşımla inceleyen; günümüz okuruna sıkıcı gelebilecek ama öncelikle Fransa ve demokrasiyi algılayabilmekte yardımcı olması bakımından tüm dünya için önemli bir Roman yazardır. Fransız Devrimi’nin geçmişsel belgesidir kitapları.
İnsalık Güldürüsü, yazarın 1830’da kendi yapıtlarını toplamaya başladığı bir üst yapıttır. Şu anda emin değiliz ama belkide 1830’da Kraliyetçiler’in yenilgisini perçimleyen sürgünden sonra devrimdeki ulu düşüncelerin bir yalan olduğunu düşünerek böyle bir yola gitti.