Levent Mollamustafaoğlu

Levent Mollamustafaoğlu
@leventmolla
Endüstri Mühendisliği-Matematik okudu. Boğaziçi ve Harvard’da öğretim üyeliği yaptı. Mülksüzler, Korkunun Bütün Sesleri, Çarpık Dünya ve Yaşlı Kurtlar’ın çevirmeni. Yeni çeviriler ve tarihi romanlar üzerinde çalışıyor.
Puan vermedi·150 syf.··
2026 10. kitabı
"Kim Korkar Virginia Woolf’tan" - ya da “Kim Korkar Hain Kurttan” - Edward Albee'nin bir evliliğin yıkılışı üzerine trajikomik oyunu Edward Albee'nin adını ilk defa lise yıllarımda İngilizce dersinde "Absurd Drama" (Saçma Tiyatrosu) konusunu işlerken okuduğumuz "Zoo Story" oyununda duymuştum (Evet, o zamanlar İngilizce edebiyat derslerinde oyunlar da işlenirdi). Parkta karşılaşıp görünürde rastgele konuşmalar yapan Peter ve Jerry'nin trajik öyküsü insan iletişimsizliğinin ana temalarından bir olduğu Saçma Tiyatrosu'nun iyi örneklerinden biriydi. Bu Albee'nin en çok sevilen oyunlarından biri. Uzun yıllardır varlığından haberdar olduğum oyunun metnini sonunda okuma fırsatım oldu. 1962'de yazılmış oyun ilk defa Broadway'de oynanmış. Orta yaşlı Üniversite öğretim üyesi George ve eşi Martha, fakülte üyelerinin düzenlediği bir partiden geç vakitte evlerine dönerken genç çift Nick ve Honey'i de evlerine davet ederler. İçki içmeye devam ettikleri ve her geçen dakika birbirlerine karşı daha acımasızca dikenlerini çıkardıkları bu gece boyunca evliliklerinin her türlü sorunu imalarla, iğnelemelerle ve daha sonra açık hakaretlerle ortaya çıkacak ve tepetaklak gideceklerdir. Alttan alta ince bir mizah içeren oyunu çok beğendim.
Kim Korkar Virginia Woolf'tan?Edward Albee · Kabalcı Yayınları · 199394 okunma
Reklam
6/10
·336 syf.··
2026 9. kitabı
Rougon’ların Yükselişi ile Rougon-Macquart ailesine yaptığım görkemli girişin ardından, La Curée (Türkçede genellikle Tazı Payı ya da Yağma olarak çevrilmiş) adlı romanla Émile Zola’nın kitap dizisine devam ettim. Zola, alt başlık olarak “Gerçekçi bir roman” ifadesini kullanmış; böylece edebiyatta natüralist gündemi izlediğini açıkça ilan etmiş oluyor. Hâlâ Rougon-Macquart ailesiyle birlikteyiz, ancak birkaç yıl sonrasındayız. Rougon-Macquart üzerine yazdığım ilk yazıyı okuduysanız, Pierre Rougon’un annesinin mirasına el koymaya çalıştığını ve aynı zamanda Cumhuriyetçilere karşı sert bir tavır alarak Plassans kasabasının Louis-Napoléon’u güçlü biçimde desteklediğini göstermeye uğraştığını hatırlarsınız. Bu strateji başarılı olmuş ve Pierre vergi tahsildarı olmuştur. Ancak Pierre’in oğullarından biri olan Eugène daha da başarılı olmuş ve yeni düzende önemli bir konuma gelmiştir. En büyük oğul Aristide ise açıkça Cumhuriyetçilerin tarafını tutmuş ve kaybeden tarafta kalmıştır. Napoléon’un darbesinden sonra Cumhuriyetçilere yönelik baskıdan kurtulunca, adını karısının ailesinden esinlenerek Saccard’a (Sicardot’tan türetilmiştir) çevirir ve Paris’e yerleşir. Paris, kitabın başlığındaki “ganimetin” kaynağıdır. Romanın özgün adı olan La Curée, av tamamlandıktan sonra av köpeklerine verilen hayvan bağırsaklarını ifade eder. Napoléon, Baron Haussmann ile birlikte Paris’i yeni yollar açarak ve devasa inşaat projelerine girişerek dönüştürmeye ikna edilmiştir. Büyük bulvarlar inşa edilir, şehir sınırları büyük ölçüde genişletilir, parklar ve yeşil alanlar oluşturulur, sanitasyon çalışmaları sayesinde Parisliler temiz suya erişir ve büyük demiryolu hatları kurulur. Aristide de çeşitli karanlık anlaşmalar yoluyla bu yeni Paris’in ganimetinden payını alan kişilerden biridir.
Tazı PayıEmile Zola · Yordam Edebiyat · 2020231 okunma
9/10
·541 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 00:00
Émile Zola’nın 20 kitaplık roman dizisi Les Rougon-Macquart’ı okumaya başladım; bu uzun destanı, Rougonların Yükselişi başlıklı ilk kitapla açtım.1 Zola, kendisini natüralist bir yazar olarak tanımlar; yani insanın kaderinin kalıtım, çevre ve toplumsal koşullar tarafından bütünüyle belirlenebileceğine inanır. Bu doğrultuda bilimi yoğun biçimde kullanan gerçekçi bir kurgu oluşturur. Bu ilkeleri göstermek amacıyla da, kendi deyimiyle “deneysel” olan bu roman dizisini Rougon-Macquart ailesi üzerinden kurgulamıştır. Hikâye, 1851’de İkinci Fransız İmparatorluğu’nu başlatan darbenin hemen öncesinde geçer. Bu döneme aşina değilseniz (benim gibi), kısaca şöyle özetlenebilir: Louis Napoléon Bonaparte, ilk Napoléon’un yeğeniydi. Amcasının düşüşü ve ölümünün ardından sürgüne gönderildi; ancak 1848 Devrimi sonrasında İkinci Cumhuriyet kurulunca Fransa’ya dönebildi. Bonapartizm hâlâ güçlü olduğu için seçim kampanyası yürüttü ve cumhurbaşkanı seçildi. Görev süresi dolmak üzereyken iktidarı bırakmak istemedi ve bir darbe gerçekleştirerek yönetimi ele geçirdi. Ardından İkinci Fransız İmparatorluğu’nu kurdu ve yirmi yılı aşkın bir süre imparator olarak hüküm sürdü. Hikâye tamamen, Aix-en-Provence’tan esinlenilerek yaratılmış kurgusal bir Fransız kasabası olan Plassans’ta geçer. Kasabanın önemli burjuva ailelerinden biri Rougon’lardır. Adélaïde Fouque, Rougon adında bir çiftçiyle evlenir (adı belirtilmez). Pierre adında bir oğulları olur; ancak Rougon, Pierre’in doğumundan kısa süre sonra ölür. Adélaïde daha sonra Macquart ile bir ilişki yaşar ve Antoine adlı bir oğlu ile Ursule adlı bir kızı olur. Pierre kasabada güç kazanır ve üvey kardeşlerinin, hatta sonunda annesinin bile, kendisine kalan hatırı sayılır mirastan pay almamasını sağlamaya çalışır. Olaylar ilerledikçe Zola,
Rougon'ların YükselişiEmile Zola · MEB Yayınları · 1946294 okunma
9/10
·268 syf.··
Beğendi
·
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2026 00:00
Ayaşlı ile Kiracıları, yazıldığı dönem göz önüne alındığında oldukça şaşırtıcı bir roman. Aslında Esendal onu 1934 yılında tefrika olarak yayınlamış ve sonradan roman olarak bastırmış. Öncelikle dilin sadeliği ve buna rağmen anlatım özelliğinden bir şey kaybetmiyor olması dikkati çekiyor. Roman İstanbul dışında bir kentte (adı verilmiyor, ama Ankara olduğu çıkarsanabiliyor) yeni yapılmış apartmanlardan birinin bir bölümünü kiralayan ve sonra oda oda kiraya veren Ayaşlı İbrahim'den alıyor adını. Romanda birinci tekil anlatıcı ismi hiç zikredilmeyen genç banka memurudur (bankada oldukça önemli kabul edildiğini anlarız zaman zaman). Romanda (oda sayısının çokluğundan kaynaklanan bir durum gereği) çok sayıda kişi vardır ve çoğunun hikayesine kısa ya da uzun değinilir. Romanın çok karmaşık bir olay örgüsü yok. Daha sonra bir çok eserin benimseyeceği, günlük hayatı olağan basitliğinde ele almak ve hikayenin arka planında dönemin atmosferini dolaylı olarak yansıtmak daha önce Türk Edebiyatı'nda pek kullanılmış bir yöntem değil. Daha modernist yazarların kullandığı bu tekniği son derece yerinde kullanmış Esendal. Kişilerin başına gelenleri ilgiyle takip ediyoruz, pek fazla olay olmasa da, ancak satır aralarında büyük bir toplumsal dönüşümün ayak izlerini görmek mümkün. Ben Esendal'ın bu tek romanını beğendim ve onun daha çok eser verdiği hikaye türündeki yapıtlarını da okuma listeme aldım.
Ayaşlı ile KiracılarıMemduh Şevket Esendal · Bilgi Yayınları · 20219,3bin okunma
6/10
·200 syf.··
2026 6. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 01 Nisan 2026 00:00
Ahmet Ümit'in en meşhur kahramanı Başkomiser Nevzat bir çok romanında suçluları takip ediyor, esrarları çözüyor ve hafızamızda yer alıyor. Bu kitap Ümit'in dergilerde yayınlanan kısa Başkomiser Nevzat öykülerinden oluşuyor. Çok kısa oldukları için de polisiyenin bir çok örneğinde görülen ters köşelere dayalı gizem çözme mahareti gösteriyor her bir öykü. Bu kısa öykü antolojisi beni diğer Başkomiser Nevzat kitaplarında en az çözülen esrar kadar önemli olan insan ilişkileri ve arka plandaki toplumsal ya da tarihi bağlamı veremediği için aynı ölçüde tatmin etmedi doğrusu...
Şeytan Ayrıntıda GizlidirAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201315bin okunma
Reklam