6 yaşında bir kız çocuğunun gözünden, gurbetçiliğin bir modası(!) olarak akraba yanına bırakılmanın hüznünü, hiçliğini, değersizliğini derinlemesine hissettiren bir eser olmuş.
Mahir Ünsal Eriş, yaşanmışlık hissini sonuna kadar yaşatan romanında yoksulluk, göçmenlik, yabancılık, memleket, bir gruba ait olma kavramlarını incelikle yansıtıyor.
Münevver yaşadığı şoktan sonra 'mahallede' keşfe çıkıyor. İnsanları tanımaya, 6 yaşın imgeleme gücüyle anlamlandırmaya çalışıyor. İbrahim abisini anlamaya çalışıyor en çok, çünkü ibrahim herşeyi biliyor. Dünyaya hak ve eşitlik gözünden bakmaya çalışıyor. Duvarlara yazılar yazıyor, çiçekler çiziyor. İstiyor ki memleket çiçek açsın. Yoksulluk, zulüm azalsın hatta bitsin.
1980 darbesinin arefesinde, ege'nin bir köyünde herşeyden habersiz Koca Hala'nın gölgesinde yaşıyor münevver herşeyi.
Sonra zaten idaresi sıkıyönetimde yani askerde olan ülkeye asker darbe yapıyor. Memleket tarihinin en alçak müdahalesi sermayenin kahkahaları ve keyif çığlıkları arasında gerçekleşiyor.
Zülfü Livaneli'nin 'Bekle Beni' kitabından sonra okumasam belki hislerim bu kadar katmerleşmezdi. Lanet olsun emperyalizmin uşaklığını yapanlara, bu uşaklığı din ve vatan duygularını istismar ederek yapanlara iki kat lanet olsun.
ABD'nin "bizim çocuklar başardı" dediği 80 darbesini yerin dibine sokan her esere şükranlarımı sunuyorum.