Sokrates de İyonluluk taslayarak "Biz Zeus'un çocukları değil, Apollon'un çocuklarıyız" buyurunca akan sularla beraber, batılıların espri kritikleri de durur.
Heredot'un kendisi Grek değildi. [..]. Ama Heredot, İyonca yazdığına göre Anadolu'nun İyon kültürüne ait bir insandır. Heredot Perslerin Anadolu'ya ve ve Yunanistan'a saldırışlarının tarihçisidir. [..].
Heredot, Halikarnas'ta sözü geçen büyük bir ailenin üyesiydi. Aileler arasındaki bir çatışmanın sonucu Heredot, Halikarnas'tan küskün ayrıldı. Ordan sürgün edilmiş gibiydi. Çatışma epeyce büyüktü: Heredot'un amcası Panyassis öldürüldü. Heredot Atina'ya gitti, orada çok iyi karşılandı. Atina'da "Pniks"den Atinalılara uzun uzadıya konuştu. Bu konuşması için Atina kendisine on talent verdi -ki bu para, adeta bir servetti o gün için-.
Grek ve Gres (Yunanistan) adlarına gelince: Yunanlılar Güney İtalya'ya yayılmışlardı. Bu arada Napoli'nin yanında Küme şehrini kurdular. Küme'lilere latinler Graei, sonradan Graeci dediler. Grek ve Gres adları da oradan kalmadır. Yakın bir geçmişten beridir ki, bu adlar geçer akçe oldular.
Yirminci yüzyılın başında batılı uluslar birbirinin sömürgelerine fena sulanmaya koyuldular. Kimi ulusun, komşularından daha güçlü olduğuna aklı eriverdi. Ve böylece Birinci Dünya Savaşı güm diye patlayakoydu.
Sömürgeciler iki taraf oldular, hürriyet adalet hukukla gugug - ve hiç kimsenin yutmadığı- barışı korumak gibi, çok yüksek ötüşlü cart curtlarla birbirinin sömürgelerini yutmak için, savaşa Jaures'i öldürerek giriştiler. Tıpkı ilkellik çağında bir aşiretin malına, canına, komşu aşiretin saldırması gibiydi bu. Şu farkla ki; yabani mağara devrinde, insan kafası, zarplı koca sopayla patlatılırdı, oysa son çağda, ömrü süresince son sistem bir buzdolabı görmemiş insan, hiç olmazsa ömrünün sonunda, kafası çok uygar bir şarapnelle darmadağın edilerek, son sistem bir ölümle ölmek mutluluğuna kavuşuyordu!