Bu, çok sevdiği şairin dediği gibi, insana aydınlıktan ve arzudan biçilmiş libaslar* giydiren bir bakıştı. Altın bir tepside veya kadife bir yastıkta bir galibe uzatılan o eski kale anahtarları gibi, genç kadın bütün hüviyetini bu bakış ve tebessümle kendisine uzatıyor, hediye ediyordu.
*libas: giysi
Mümtaz karşısında, Adile ile çok uzaktan, çekildiği meçhul derinliklerden konuşan Nuran'ın yüzünü, bu yüzü dışarıdan aydınlatan ince tebessümü görmese, dünyanın sonunu yaşadığına ve bunun böyle olması çok iyi olduğuna ve insanoğlu denen bu ahmaklar kafilesinin buna layık olduğuna inanacaktı. Fakat Nuran'ın tebessümü, başının üstünde bütün bir mevsim gibi toplanmış kumral saçları onu hayatın siyasetten, çekişmeden başka, onların çok üstünde, daha çok güzel ve daha iyiliğe götürücü ufukları olduğuna, saadetin bazen insana bir metre kadar yaklaşabileceğine, dünyanın zannedildiğinden çok iyi kurulduğuna inandırıyordu.
Ağaç Diken Adam çok kısa bir kitap. Kaç sayfa olduğuna bakmadan okuyanların övgüleri doğrultusunda sipariş etmiştim. Çocukluğumda beni çok etkileyen Samed Behrengi'nin Bir Şeftali Bin Şeftali kitabını anımsattı. Eve gelen bir misafir çocuğunun eline tutuştururum. Mutlaka hayatında bir şekilde etki bırakacaktır.