Bu kitap hakkında ne yazsam eksik kalacak ,duygularımı ifade edemeyecekmişim gibi bir ruh halindeyim.
Bu sabah kapağını kapattığımdan beri düşünüyorum. Honey'nin büyüyüşüne,aşık oluşuna ,yaralarına,yaralarla baş etme şekline güçlü bir kadına dönüşmesine tanıklık ediyorsunuz.
Dash ,Eric.Lily,Chanel ve Gordon her biri hayattan çevremizdeki kişilerden. Bizi yoran,mutlu eden,zaman zaman kırıp gönlümüzü almayı bilen,değer verdiklerimiz,değer verenler..Ailenin önemi,getirdikleri ve götürdükleri.
Çocukluk travmalarının kişileri nasıl şekillendirdiğini ,yaralarını gizleme yöntemleri ve çevresindeki en sevdiklerini istemeden nasıl incittiklerini tüm duygusallığıyla hissettiren bir romandı.
Yazarın methini epeydir duyuyordum.Bir kaç kere almaya yeltendim,Seri olanlardan ara kitaplar kalmıştı, seri kitaplara da mesafeli olunca yazarla tanışmamız
Çerezlik kafa dağıtmalık kitap beklerken nasıl ters köşe olduğımu tahmin edemezsiniz.iyi ki öyle olmuş.Harika bir okuma yolculuğuydu.Kurgusu,karakterleri,
romantiklik,komedi hepsi tam dozundaydı.
Çevirmen:Nil BOSNA
Hiç eleştiri yok mu diyenlere tabii ki eleştirim var ,kitabı BALAYI ismiyle basan yayınevine.Gülsem mi ağlasam mı dedirten cinsten.Umarım yeniden basılır,hak ettiği doğru ismiyle.
Pervin Nuraliyeva'nın Ağlama Kar Yağacak öykü kitabını okuduktan sonra tadı damağımda kalan yemek gibi yeniden tatma ihtiyacıyla
"Havalimanı"kitabını da aldım..Yine hızla çevrilen sayfalarla bitti .O kadar bizdenki hikâyeler sadece mekanlar değişik tarihsel olaylar farklı.Diğer kitapta da yer alan iki öyküyü ikinci kez okudum."Çaresiz Yalan" ve "Ağlama" adlı hikaye de Ben Ölünce Ağlama adıyla basılmış aynı adlı şiir eklenerek.
Arka kapak yazısında Pervin hanım neden yazdığına cevap olarak "Bu iş beni oyalıyor,yazdığımda ve öfkemi klavyeden çıkardığımda birazcık huzur buluyorum."diyor.
Dünya yangın yeriyken,ateş yanııbaşımıza kadar gelmişken ben de kitaplara sığınıp satır aralarında birazcık huzur buluyorum.
Diğer kitaplarını da okumak istiyorum
Türkçeleştiren İmdat Avşar'ın da okuma lezzetine katkısında payı büyük elbette.
Anlatıcı Şehnaz ekonomi profesörü,delicesine aşık olduğu Bay E.öğretmen annesi,paşa kızı anneannesi ile üç nesil kadın üzerinden aile sırlarıyla örülmüş hikâye mi okuyoruz yoksa bir ilüzyonun içinde miyiz farklı bir resim mi var yanılsamalarıyla okunuyor, bolca durup düşünmeye, sorgulamaya itiyor kitap yapboz yapar hissiyle. Parçaları birleştirip yapbozun bütününü gördüğümü düşündüğümde vay be dedim.Biraz daha büyüdü gözümde Ayfer Tunç ,Hangisini söylesem bilemedim.Hayal gücünü,zekasını mı anlatımındaki duruluğu mu, kelime oyunlarıyla merakla okutan sürükleyiciliğini mi ,betimlemeler yaparken bilinç akışı tekniğiyle peşpeşe sıraladığı sıfatlar,pekiştirmelerin hiç bunaltmamasını mı..
Karakterlerin her biri ete kemiğe bürünmüş halleriyle film izler gibi zihninizde canlanan çevremizden tanıdık kişiler.
Tüm kitaplarını okuduğum,her kitabında farklı teknikle yazdığını bildiğim,en çok beğendiğim
Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi'ndeki okuma lezzeti gibi bir eser bu da.
BOYUN EĞMEYEN KADINLAR, Bahar ERİŞ 'in OT Dergisinde "Dahice Dedikodular"köşesinde Dahi Kadınların hikayelerini anlattığı yazılardan derlenerek kitaplaştırılmış özel bir eser.Kimlerle tanışmadım ki kitapta ,tanışmakla kalmadım onların yanına ışınlandım,zaman zaman onların yerine geçtiğimi hissettim.
En çok akıl hastanesinde yaşayan sanatçı; Yayoı Kusama'ya şaşırdım.Picasso'ya meydan okuyan Françoıse Gıllot'u takdir ettim.İran'da Nergis Muhammedi ile "Zen,Zendegi,Azadi!(Kadın,yaşam,Özgürlük sloganı attım rejime karşı.Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşayıp Remziye Hisar oldum,bilimsel çalışmalar yapıp doktora diplomamla döndüm Sorbon'dan.Pembe gelinlik giyip kendi stilimi yarattım,tasarım fabrikamı kurdum İris Apfel'la .Otizmli dahi Temple Grandın'a sarıldım.Camille Claudelle heykeller yaptım Fransa'da.
"Kendini aş ve dünyayı kavra!" sesi çınladı kulaklarımda.
En sondaki Wirginia Wolf'la hayali sohbetine bayıldım.
Kadınlar lehine pozitif ayrımcılığa ihtiyacımız var.Herkes okumalı, her kız çocuğuna hediye etmeli ki kendi olmasına izin verilen güçlü bireyler yetişsin.Farkındalık oluşsun,oluştursun .
"Yaşasın kadınlar için eşitlik ve özgürlük, Yaşasın eşitlik ve özgürlük için savaşan kadınlar!"
Gülten Dayıoğlu'nun kendi hayatını film şeridi gibi gözlerimizin önünden geçirdiği bir kitap "Bende Kalmasın" Babasının terk edişinden sonra, yaşam zorluklarıyla başedişleri, evden eve savrularak geçen çocukluğu, okul hayatı, yazarlığa ilk adımı, öğretmen oluşu,eşiyle tanışması, çocukları, hayatına dokunan iyi insanlar, ünlüler, yurt dışı seyahatler...Fadiş gerçekte benim açıklamasını gördükten sonra farklı bir gözle okudum. Yaşadıklarım ve Düşlediklerim kitabında da bahsi geçen tekrarını okuyorum gibi hissettiğim bölümler olsa da keyifle okudum