Hayat dediğimiz şu rüyada akıllılar kendi cennetlerini inşa ederken, aptallar cehennemlerini oluştururlardı. Bence her ikisi de kaçınılmazdı ama geçiciydi. Cennet ruhunun dinleneceği bir yer değildi. Şu anki durumunda mutluluğu keşfetmekti. Aynı şekilde cehennemin kapılarında da kilit yoktu. Sadece kısa süreli acı vardı, o kadar.
Edebiyat, sanat ve okuma bir lisan, dil, kültür hizmetidir. Mimar, doktor, mühendis, avukat, iktisatçı kim olursa olsun, insan kendi dilini en güzel şekilde konuşmalı ve yazmalıdır. Dil ve edebiyat hayatın en temel hakikatidir. Bizim gençlerimiz bu gerçeğin farkında olarak tahsile başlar. Edebiyattan, sanattan, romandan, şiirden hayalleri, rüyaları beslenmeyen mimarın, şehirleri, hayatın mekânlarını tasarlayıp insan ve mekân dostluğunu en iyi şekilde planlaması zordur."
"Aşk da bir dalga. Ses gibi. Işık gibi. Elektromanyetik bir alan. Ali'den Anna Maria'ya doğru akıyor. Anna Maria'dan Ali'ye. Nabız gibi. Birbirlerinde yuva bulanların etraflarına yaydıkları alçak perdeden bir davul vuruşu, bir bas motifi."