Leyla kocak

Leyla kocak
@leylamidnight0
Geçmişi değiştiremezsiniz. Geleceği şekillendiremezsiniz. Şu anda ve burada varsın
Grafik tasarımcı
Bilkent Unıversıty
İzmir
İzmit, 26 Mart 2002
635 okur puanı
Mart 2024 tarihinde katıldı
Hayaller İçin Karar Vermek İçsel Cesaretin İlk Adımı
10/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
Hayatın bazen sessizce ilerleyen ama bir anda tüm dengeni sarsan anları vardır; işte Her Şey Seninle Başlar tam o anlarda elini tutan bir rehber gibi. Kitabı elime aldığımda, ilk sayfalarda bile fark ettim ki Mümin Sekman sadece bir kitap yazmamış; kendi iç yolculuğuna dair bir pusula sunmuş. Sayfalar ilerledikçe, sanki yazar bana fısıldıyordu: “Her şey seninle başlar. Kendi hayatının sorumluluğunu almaya hazır mısın?” Benim için bu kitap, geçmişteki pek çok kaçışımın aynası oldu. İnsanların beklentilerini karşılarken kendimi unuttuğum, başkalarının onayını peşinde sürüklendiğim dönemlerdi. Sekman’ın satırları, bana durmayı ve kendime bakmayı öğretti. Bir sayfa okurken, yıllardır içimde bastırdığım o küçük sesi duydum: “Sen de değişebilirsin, yeter ki başla.” Kitap, sorumluluk kavramını öyle derin ama bir o kadar da anlaşılır bir dille sunuyor ki, kendi hatalarını, eksiklerini ve kaçışlarını fark etmekten korkmaz oluyorsun. Sekman, “Kendi hayatının başrolü sensin” diyor ve bu cümle zihnime bir tokat gibi çarptı. İçimde bir yerde, yıllardır bekleyen cesareti uyandırdı. Bir bölümde, hedef belirlemenin önemini anlatırken, ben de hayatta ertelediğim hayallerimi düşündüm. Kaç kez “Şimdi zamanı değil” diyerek kendi potansiyelimi ertelemiştim? Kitap bana hatırlattı ki, zaman asla “hazır” olmayacak; başlamak için tek gereken kararın kendin olması. Ve o karar, tüm hayatının rengini değiştirebilir. Sekman’ın anlatımı sadece teori değil, aynı zamanda yaşanmış deneyimler ve somut örneklerle dolu. Kendi yaşamımdan örnekler bulmak, beni kitabın içine çekti; kendimi sanki bir yol arkadaşının rehberliğinde yeniden keşfederken buldum. Kitap ilerledikçe, içimde bir tür uyanış hissi vardı; geçmişteki hatalarıma kızmak yerine, onları öğrenme fırsatına dönüştürmeye başladım. En
Duygu ve Düşünce
Her Şey Seninle BaşlarMümin Sekman · Alfa Yayıncılık · 202316,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kendine Merhamet Etmek Teslimiyetin Cesareti
10/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2025 10. kitabı
Aslında kendimle kaç zamandır kavga ettiğimin farkında değildim. Hep başkalarıyla mücadele ediyorum sanırdım; işte, hayatta, ilişkilerde… Oysa en büyük savaşımı her gün aynaya baktığımda, kendi iç sesimle veriyormuşum. Kitap bana bu gerçeği bütün çıplaklığıyla gösterdi. Sayfaları çevirdikçe, yıllardır susturamadığım, sürekli eleştiren, “yetersizsin” diyen o sesle yüzleştim. Bir yanım kendimi korumak istiyor, bir yanım ise sürekli saldırıyordu. Bir akşam kitabı okurken çocukluk yıllarım geldi aklıma. O küçücük halimle bile kendime hep daha fazlasını yapmak zorundaymışım gibi davranırdım. Oyunda kaybetsem bile içimde bir kırbaç şaklardı: “Daha iyi olmalıydın.” Kishimi’nin satırlarında bu duygunun aslında ne kadar boşuna ve yıpratıcı olduğunu fark ettim. Kendine savaş açmanın hiçbir kazancı yoktu; sadece ruhumu yorgun bırakıyordu. Kitap bana şunu öğretti Kendinle savaşmayı bırakmak teslimiyet değil, aksine en büyük cesarettir. O an, bir gün iş yerinde yaptığım bir hatayı hatırladım. Eskiden olsa günlerce kendimi yer bitirirdim. Ama o hatayı kabullenip “Evet, ben de insanım” diyebildiğimde, içimde garip bir ferahlık oluşmuştu. Kishimi’nin cümleleri o anı bana geri getirdi, sanki yıllar önce yaşadığım küçücük farkındalığın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden hissettim. Hayatım boyunca kendime karşı ne kadar acımasız olduğumu fark ettikçe, kitaptaki öğretiler kalbime daha çok işledi. Bir sabah uyandığımda, ilk defa kendime gülümsedim. “Bugün de elinden geleni yap, yeter” dedim. O küçük cümlenin bende yarattığı huzuru kelimelere dökmek kolay değil. Belki de yıllardır ihtiyacım olan şey buydu: Kendimle barışmak, düşman değil dost olmak. Kishimi bana, savaşmak yerine sevmeyi, zorlamak yerine kabul etmeyi, yargılamak yerine anlamayı öğretti. Bunu öğrenmek, sadece kendime
İnsan ve Duygular
Kendinle Savaşma SanatıIchiro Kishimi · Koridor Yayıncılık · 20192,528 okunma
Zincirlerimizin Asıl Kaynağı, Bırakabilmenin Özgürlüğü
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Özgürlük kelimesini yıllarca yanlış anladığımı fark ettim Guy Finley’nin Özgürleşebilmek kitabını okurken. Benim için özgürlük, zincirlerimden kurtulmak, kimsenin bana karışmaması, istediğimi yapmak anlamına geliyordu. Oysa gerçek özgürlüğün bambaşka bir yerde saklı olduğunu, sayfaları çevirdikçe iliklerime kadar hissettim. Özgürlük, başkalarının prangalarından çok, kendi içimde kurduğum görünmez zincirlerden kurtulmakmış. Kitabı okurken, geçmişte kendime kurduğum hapishaneleri düşündüm. Başarısızlık korkusu, “ya olmazsa?” cümleleri, insanlara yaranma çabaları… Hepsi fark etmeden sırtıma yüklediğim zincirlerdi. Finley, bana şunu hatırlattı En büyük esaret, kendi düşüncelerimizin içinde oluyor. Özgürleşmek istiyorsan önce zihnini susturmayı, kalbine kulak vermeyi öğrenmelisin. Bir gece yatağımda dönüp dururken kitabın satırlarından bir cümle yankılandı içimde: “Özgürleşmek, kendine karşı dürüst olabilmektir.” O an durdum ve yıllardır içimde susturduğum şeyleri düşündüm. Birilerinin hoşuna gitmez diye söylemediklerimi, korkarım diye cesaret edemediklerimi, sırf kabul görmek için sakladıklarımı… İşte gerçek özgürlüğün buralardan başladığını fark ettim. Finley, özgürlüğü soyut bir kavram olmaktan çıkarıp gündelik hayatın içine koyuyor. Örneğin, birine kızdığında aslında öfkenin esiri olduğunu, sürekli bir şeylere ihtiyaç duyduğunda aslında arzuların kölesi haline geldiğini gösteriyor. Okurken kendimi aynada gördüm. Çünkü ben de çoğu zaman “mutlu olmak için şunu almalıyım, bunu başarmalıyım” diyerek koşuyorum. Oysa gerçek mutluluk, hiçbir şeye bağımlı olmadan var olabilmekteymiş. Bu kitabı kapattığımda derin bir nefes aldım. Sanki yıllardır üzerime çöken görünmez taşlar biraz olsun kalkmış gibiydi. Kendime şunu söyledim: Özgürlük dışarıda değil, içeride. Onu bulmak için
Duygu ve Düşünce
ÖzgürleşebilmekGuy Finley · Destek Yayınları · 20201,109 okunma
Tahtlar Yıkılırken Kalpler Neye Tutunur?
10/10
·576 syf.··
Beğendi
·
2025 8. kitabı
Bazı hikâyeler başlarken sizi kendine çağırmaz, sizi alır ve götürür. “Krallar ve Soytarıları” tam da böyle bir anlatı. N. G. Kabal bu kitapta yalnızca dört elementin dünyasında geçen bir taht kavgası yazmıyor; o, kırılmış kalplerin, çarpışan kehanetlerin ve beklenmeyen cesaretlerin romanını kaleme alıyor. Romanın merkezinde Nova var. Ne tam bir kahraman, ne de sıradan biri. O, kaybettiklerini geri almak isteyen bir yıkıntının üzerinde yürüyen bir kadının hikâyesi. Elinde kalan tek şey içini yakıp kavuran adalet duygusu ve hiçbir kehanetin anlatmadığı bir geçmiş. Nova'nın yolculuğu boyunca karşısına çıkanlar sadece düşmanlar değil; sadakatle bağlanılmış eski dostlar, adı unutulmuş anlaşmalar ve sessiz kalan gölgeler de var. Kitap, element krallıkları arasındaki dengeyi bozan bir ihaneti temel alıyor ama yazar, bu kaosun içinden insan olmanın çatışmasını öyle ustalıkla çıkarıyor ki bir yerden sonra savaşların, büyülerin, kralların kim olduğu önemsizleşiyor. Önemli olan şu: İnsan, kendi karanlığına karşı ne kadar savaşabilir? Nova’nın her adımı, bu sorunun yeni bir cevabı oluyor. “Krallar ve Soytarıları”nın en büyüleyici yanı, karakterlerinin geçmişlerini suskunlukla anlatması. Kimse açık açık konuşmuyor ama herkesin taşıdığı yük, bir sonraki hamlenin kaderini belirliyor. Su Krallığı’nın parçalanması, Ateş’in unutulmuş bir laneti yeniden çağırması, Hava’nın hiç konuşulmayan sırları... Tüm bunlar okuru sadece bir hikâyeye değil, bir atmosfere sürüklüyor. Okurken sayfaların değil, gecelerin aktığını fark ediyorsunuz. Ve o son yüz sayfa… Sessiz bir çığlık gibi. Çünkü bu kitapta zafer bile kayıpla geliyor. “Kimin tarafındasın?” sorusu hiç sorulmuyor ama her karakterin gözlerinde cevabı var. N. G. Kabal, karakterlerine kutsal bir yalnızlık veriyor. Bu yalnızlık, onların
Düşünce
Krallar ve SoytarılarıN. G. Kabal · Martı Yayınları · 20237,1bin okunma
Hiçbir Şey Yapmadan da Kahraman Olunmaz
10/10
·464 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
Hikâye 22 yaşındaki Yusuf’un hikâyesiyle başlıyor. İstanbul’un kalabalığına alışmış, ama içine kapanık bir genç. Üniversiteyi uzatmış, sevdiği bölümde değil. Sabahları uyanmak için değil, sadece alışkanlıkla gözünü açıyor. Günleri birbirinin aynı: Kahvesini iç, servise bin, derse gir, çık, biraz internette oyalan, gece yatağa gir, uykusuzlukla debelen. Hayatın fonunda hep bir cümle: “Ben bir hiçim.” Bir sonbahar günü, Kadıköy’de sahilde otururken ikinci el bir kitapçıya giriyor. Sadece zaman geçirmek için. Tozlu raflarda bir kitap gözüne çarpıyor: “Hiç Kimse Sıradan Değildir.” Kapaktaki cümle gözlerinin içine bakar gibi: “Sıradan bir adam, bir suçun ortasında kahramana dönüşür.” Kitabı alıyor, o gece okumaya başlıyor. Başkarakter Ed Kennedy ile ilk sayfada tanışıyor. Yusuf, Ed’i çok tanıdık buluyor: 19 yaşında, vasat bir hayat süren, taksi şoförlüğü yapan bir genç. Ailesiyle ilişkileri kopuk, kendine inancı eksik, sıradan olduğunu kabullenmiş bir adam. Tıpkı Yusuf gibi. Ama bir gün, bir banka soygununa tanıklık ediyor Ed. Beklenmedik biçimde olaya dahil oluyor. O gün her şey değişiyor. Posta kutusuna gelen bir iskambil kartıyla… Üzerinde hiçbir açıklama olmayan bir mesaj: As’lar. Görev başlıyor. Yusuf okudukça hikâyenin içine çekiliyor. Ed'in başına gelen olaylar, bir domino taşı gibi hayatını etkilemeye başlıyor. Her kartta yeni bir görev, her görevde yeni bir yüz, bir hayat, bir acı… Ed sıradanlıktan sıyrılırken Yusuf, kendi sıradanlığına aynadan bakıyor. Ed başkalarının hayatına dokundukça, Yusuf’un da içindeki uyuyan vicdan uyanıyor. Kitap ilerledikçe Yusuf kendine itiraf etmek zorunda kalıyor: “Ben aslında sadece korkuyordum. Harekete geçmeye değil, hissetmeye korkuyordum.” Ed’in, tanımadığı insanların yaşamlarına dokunması, Yusuf’un zihninde bir kapı
İnsan ve Duygular
Hiç Kimse Sıradan DeğildirMarkus Zusak · Martı Yayınları · 20206,3bin okunma