Başındaki tepsiye dizdigi halka tatlıdan "şireli
tatlııı" diye satmaya çalışan bir çocuk sesiyle
uyanmaktır.
Evden çıkarken annenizin "Oğlim kimseye
karışmayasan haa!" tembihini duymaktır.
Sur'da, Bağlar'da köşe başlarında kurulan seyyar tezgahlarda kahvaltı niyetine ciğer kebabı yemektir.
Gökyüzüne baktığında kalkan balığını andıran 5.5 kilometre uzunluğa 13 metre yüksekliğe sahip surlarla çevrili bir kentte yaşamaktır.
Kuşbaz kahvehanelerinde Bogaz'da yalı sahibi edasıyla güvercinlerini küreng zengo, atlas, miski diye görücüye çıkan kuşbazları dinlemektir.
Hasretinden Prangalar Eskttim, Ben
Anadoluyum, Adiloş Bebem diyen şair Ahmed Arif'ten , Diyarbakır Ortasında Vurulmuş Uzanırım, Diyarbakırlıymış Adi Bahthyar diyen Ahmet Kaya'dan bir şehri sevmeyi öğrenmektir.
Ulu Caminin karşındaki sokakta 1918'den
bu yana yer atan Mecit Ağa Fırınında odun
ateşinde pişirilen ekmeği alıp Hacı Halit
Lokantasında, haşlamaya, güveçe, meftüneye
bandıra bandıra yemektir.