Kara Kitap

Orhan Pamuk
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kara mı Kitap :)
10/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2018 49. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 29 Ekim 2018 16:38
Evet herkese merhaba ; Sitedeki ilk Orhan Pamuk incelememi yazıyorum, umarım hakkını verebilirim. Orhan Pamuk'un kalemine olan sempatim, saygım yakın çevrem tarafından az çok biliniyor. Kevser (NigRa) ile sohbet ederken etkinlik fikri çıktı ortaya yapalım mı yapalım, gerek insanların ön yargılarını kırmak adına, gerek okuma listemizdeki Pamuk kitaplarını okumak, tekrarlamak istediklerimizi tekrarlamak adına böyle bir işe giriştik. Bknz; #35053256 Bildiğiniz üzere Orhan Pamuk ülkemizde Nobel edebiyat ödülünü alan ilk yazar. Elbette ülkemizde bu ödülü hak eden çok değerli edebiyatçılarımız var fakat bu ödülü aldığı için Orhan Pamuk'un eleştirilmesini saçma ve yersiz buluyorum. Ülkemizde en çok eleştirilen, kitabı çok satıldığı halde okuru az olan, çokça ön yargıya maruz kaldığı için bir çok okurun okumadan es geçtiği hatta düşmanlık ettiği bir kalem Pamuk. Evet Orhan Pamuk politik bir kişilik. Bu ülkede yaşayıp siyasete, politikaya bulaşmayan var mı ki? En politik ve benim de en sevdiğim kitabı Kar içinde en çok siyasi hiciv barındıran eseri. Fakat gözden kaçmaması gereken bir detay var Orhan Pamuk siyasetçi değil bir edebiyatçı ve bir edebiyatçı gördüğünü, duyduğunu, hissettiğini yazar edebiyat bu değil midir? Babamın Bavulu/alintilar kitabında şöyle yazıyor sevgili Pamuk; ''İyi bir roman gücünü yapısından, ruhundan ve özünden alır, karakterlerin siyasi inanışlarından değil.'' sf (54) Kara Kitap (1985-1989) yılları arasında yazılıp 1990 yılında basılıyor. Bir çok edebiyat otoritesi Kara Kitap'ın ülkemiz edebiyatında büyük bir çığır açtığı yönünde görüş bildirmiştir o dönemde. Üzerinden 28 yıl geçmesine rağmen Kara Kitap okunmaya ve gizemini
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2020 21:29
Galip'in hikayesini okurken Celal'in yazdıklarını, Celal'in yazdıklarını okurken hayatı unuttuğum bir Orhan Pamuk kitabı Kara Kitap. '' Benim Adım Kırmızı'' hep favori Orhan Pamuk kitabım olur sanıyordum, Kara Kitap'ı okuyana kadar. Her okuyucuya neden hitap etmediğini üslubundan ve kitabın dağınıklığından dolayı anlayabiliyorum ama doğru zamanda okunan kitaplar insanlarda gerçekten iz bırakıyor. Bu kitap da aradığım ama neyi aradığımı bilmediğim bir dönemde geçti elime ve arayışımın esas sebebini anlattı bana. Belki sizin için de doğru bir zamandır, belki size de güzel şeyler anlatır kim bilir? :) GERİSİ SPOİLER Galip'in, ancak yazarının da katilin kim olduğunu bilmediği bir kitabın güzel olacağını söylediği gibi Orhan Pamuk'un da katilin kim olduğunu bilmediğini düşünüyorum. Belki onun da tahminleri vardır ancak:) O yüzden kitap biraz dağınık. Rüya karakteri de Galip'e cevap olarak kitapta katili göstermesi gereken işaretlerin neye göre verileceğini sormuştu zaten. "Kitap dağılmaz mıydı o zaman?'' Evet dağılırmış:) Mevlana'nın gerçekte Şems'in ölümünü istemesi gibi Galip de Rüya'nın ölümünü istemiş miydi hatta istemekle kalmamış onları öldürmüş müydü? Sınıf arkadaşı olmadığını sonradan öğrendiğimiz Belkıs kimdi? Ona hep ilginç işaretler gösterdiğini söylediği Alaaddin bunu yapmış olabilir miydi? F. M Üçüncü en büyük şüphelimiz zaten. Bu arada F. M İkinci takma adıyla Mayk Hammer romanlarını orijinalinden daha iyi yazan Kemal Tahir gerçeğini öğrendiğimde oldukça şaşırmıştım. '' Geçmişini, belleğini, hayallerini kaybetmiş biri olmaktansa bir başkasının kötü bir taklidi olmak daha iyi değil miydi? '' Peki Galip'in hikayesi kendisini bulduğu için mi bitti yoksa kendisinden tamamen uzaklaştığı için mi? Ya da kendisinden
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
8/10
·440 syf.·
2020 24. kitabı
Üniversitede hocamız ders için okutmuştu ve puan alacak olma telaşıyla özümseyememiştim. Ve tabi ki Orhan Pamuk'un ağır dilini anlamak her zaman zor olmuştur. Şimdi ilk okumama kıyasen daha rahat anladım diyebilirim. Bence Orhan Pamuk kitapları mutlaka tekrar okunmalı. Galip'in kaybolan eşini arayışa çıkması ile maceramız başlıyor ve olay bu arayış etrafında cereyan ediyor. Bana kalırsa Galip bir yandan da kendi öz benliğinin arayışı içinde ve romanın sonunda kendini buluyor diyebilirim. İstanbul'un eski ve şimdiki hallerini tasvir eden yazarımız postmodern bir gezintiye çıkarıyor okuyucuyu. Aynı zamanda pek çok metafora da yer vermiş. Yoğun bir kültür birikimi olan eserde kültürümüzün roman akışına dahil edilerek hikayeleşmiş versiyonlarını da bulmak mümkün.
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2020 205. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Nisan 2020 14:02
Kitap ile ilgili hala devam eden ve pek çok farklı görüş barındıran eleştiri ve yazılar var. Kimi yazılar kitaptaki dilbilgisi hatlarından bahsediyor (çoğu da doğru) kimisi de kitabın biçimsel olarak sakat olduğundan vs. Bugün bile tartışılıyor olması dahi merak edip okumak için bir sebep olabilir. Yine aynı şekilde kitabın içinde de birbirinin içine geçmiş, birbirinin sebebi ve hatta sonucu olan pek çok katman var ve hikayenin toplamı bu katmanlar üzerine kurulu. Kitap ve içindeki küçük hikayeler bizi bir sonuca ulaştırıyor. Bence bu sonuç da Galip'in de yaptığı gibi 'arayış'. Kara Kitap'ın -içindeki başka pek çok şeyle beraber- temelde kendini aramanın romanı olduğunu düşünüyorum. Herkesin kitaptan alacağı farklı tatlar, sonuçlar, duygular olacaktır. Sonuç her okuyuşta farklı tatlar bırakacak ve muhtemelen dönüp tekrar okunacak bir kitap.
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
9/10
·448 syf.··
2020 10. kitabı
Büyüleyici bir roman, İstanbul hiç bu kadar esrarengiz masalsı anlatılmamıştır, doğu ile batının kesiştiği bir kültür çok güzel bir anlatımla ifade edilmiştir.
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
7/10
·448 syf.··
2020 2. kitabı
Kara kitap uzun zamana yayarak okudum. Okurken üfledim püfledim. Kendinden geçtim. Galip'in eşi Rüya ve onun üvey abisi Celal ortadan kaybolur. Galip onları arar. Bu arama öyle kuru kuru değil tabi ki de. Başkasının hikayesinde var olma. Birçok post-modern edebiyatın özelliklerini taşıyor metin. Doğu mistisizmiyle harmanlanıyor. Bu iki öğe birleşimiyle okuyucuyu baya bir yoruyor. Orhan Pamuk ilk okuyacağım diyorsanız başka kitabindan başlayın. Anlamdırabilmeniz için bazı şeyleri doğunun o kült kitapları hakkında bilginiz olması lazım. Kara Kitap'ın Sırları adında kitabın detayı ilgili bilgi veren ayrı bir kitap daha var. Orhan Pamuk'un son dönem yazdığı kitapları merak ediyorum. Malum bu kitap ben daha doğmadan önce yazılmaya başladı. O dönem ile bu dönem yazarın birçok yönden farkı olacağına inanıyorum.
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2020 74. kitabı
Galip Bey çocukluğunda ailesi, büyük anne ve babası, amcası Melih Bey, yengesi Suzan, Melih Bey'in oğlu Celal ve Melih Bey'in ikinci evliliğinden kızı Rüya ile Nişantaşı'ndaki aile apartmanında yaşamıştır. Galip Bey avukat olup amca kızı Rüya ile evlenirken, Celal ise köşeyazılarıyla ünlü bir gazeteci olur. Bir gün Rüya, Galip' i ardında birkaç satırlık aceleyle yazılmış bir not bırakarak terk eder. Roman, Galip'in Rüya'nın kaybolmasının ardındaki esrar perdesini tıpkı Rüya'nın çok sevdiği polisiye romanlardaki gibi aralamaya çalışmasıyla devam eder. Bu süreçte Celal'in köşeyazıları ona rehberlik eder. Eserde Galip'in başından geçenlerle Celal'in yazıları sırayla verilmiş. Bektaşilik'ten Nakşibendilik'e, Mehdinin geleceği söylentisinden, ihtilal beklentilerine, boğazın sularının çekileceği günden,Mevlana'ya ve Nişantaşı'ndaki hayata dair farklı konularla ilgili birçok hikaye ile beraber Galip' in Rüya'yı araken kendini buluşu anlatılıyor. Biraz ağır ilerleyen bir eserdi ama sevdim. Tavsiye ederim.
Kara KitapOrhan Pamuk · İletişim Yayınları · 201311,6bin okunma
Ne tuhaf okurlarsınız siz, ne tuhaf ülke burası!
9/10
·423 syf.··
Beğendi
·
2023 92. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 15:28
Şeyh Galip’in "Gah kar yağıyordu, gâh karanlık." sözü bu kitabın epigraflarından biri değil sadece, kitabın özeti. Adı gibi kara, kasvetli bir roman bu, en çok da karlı. Batılı panjurların arasından alaturka bahçemiz İstanbul’un üstüne yağan karları seyrediyoruz uzun uzun. Şehrimiz hınca hınç dolmamış daha. Tramvaylar kağnı hızında gidiyor. Güzelim ceviz ve kestane ağaçları da nüfusa dahil. Singer dikiş makinelerinin tıkırtısı geliyor kulağımıza. Sonra o karlar erirken kendiyle birlikte bir şeyleri de sürükleyip götürmeye başlıyor. Avrupalılaşma, her şey gibi geç ve çarpık gelen kapitalizmin unutturduğu, silikleştirdiği hikayelerimiz giriyor işin içine. Bedii ustanın bize benzediği için camekanlarda yer bulamayan mankenlerini sahneye çıkarıyor Pamuk. Onların, yani bizim yüzlerimizin gizli şiirine, bakışlarımızın korkunç esrarına bakmaya çalışıyor roman boyunca. Bu roman biraz İstanbul, biraz da Galip. Kapanan bir devir ve o devrin kendine bir kimlik bulmaya çalışan insanı. Galip’in İstanbul’da ve kendinde kayboluşu, ama en çok da arayışı bu kitap. Yazarın dediği gibi belki biraz da İranlı şair Feridüddin-i Attar'ın şiirindeki kayıp padişahları Simurg'u arayan bir kuş sürüsünün yaptığı yolculuğa benziyor, hani şu en sonunda aradıkları şeyi kendi içlerinde bulan. Mevlana’dan Şems’e, Proust’tan Albertine’e, kuşlardan Simurg’a, Galip’ten Rüya’ya, insandan kendisine sorulan ve her seferinde cevabı bir sisin içinde kaybolan bir sorunun romanı bu: "Ne kadar zaman arayacağım seni ev ev, kapı kapı? Ne kadar zaman köşeden köşeye, sokak sokak?" Hepimiz onu arıyoruz. “Hepimiz O’nu bekliyoruz.” Avuç içlerimizde mor halkalar bırakan pazar fileleri gibi taşıyoruz hayatı ve filenin yırtıklarından düşenleri ardımız sıra bırakıp, neydi o, kaçırdığım hayat parçacığı nerede, diye
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Yol
8/10
·423 syf.··
2025 30. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2025 21:15
Orhan Pamuk'un daha önce iki kitabını okudum: Masumiyet Müzesi ve Benim Adım Kırmızı. Masumiyet Müzesini beğenmedim, Benim Adım Kırmızı ise kesinlikle bana göre çok iyiydi. Bunun en temel nedeni sadece birden fazla edebi teknik ile yazmış olması, hepsinden başarı ile çıkması değildi. Aynı zamanda da kitabın sonunda bulunan yüzlerce kitabın özümsenmiş halinden kaynaklanıyor da olabilir. Kara Kitap isimli bu kitabını okuyunca şunu net bir şekilde anladım ki; Orhan Pamuk, kesinlikle farklı olmayı, tehlikeli olsa da yeni bir şeyler denemeyi, birden fazla edebi teknik kullanmayı, hatta yeni edebi teknikler keşfetmeyi seviyor. Bu üstesinden gelip gelmemesi ile bence doğru orantılı değil. Bu işe girişmekten zevk alıyor. Çünkü hangi kitabını okursanız okuyun, iki kitabının edebi dili, anlatım tarzı, betimlemeleri, yorumları, artık ne derseniz deyin birbirine benzemiyor. Bunu Orhan Pamuk yazmıştır kesin diye kitabın kapağına bakmadan kolaylıkla diyemezsiniz. Pamuk’un eserlerinde Doğu ile Batı’nın çatışması, kimlik arayışı, hafıza, aşk, tarih ve yazı gibi temalar öne çıkar. Bunu artık bize öğretti. Kara Kitap ise bu temaların en yoğun ve çok katmanlı işlendiği eserlerinden birisi. Kitabı öncelikle belirtmekte fayda var ki; okumak hiç mi hiç kolay değil. Kafanızın az dolu olduğu, ya da daha sakin bir döneminizde okumanızı öneririm. Diğer mevzu da şu; çok fazla okurlar tarafından yarıda bırakabilecek bir kitap olarak düşünüyorum. O nedenle daha tecrübeli roman okurlarının okumasını öneririm. Roman, Galip adında bir avukatın, karısı Rüya’nın ve kuzeni Celal’in İstanbul’da kaybolmasıyla başlayan bir arayış öyküsünü anlatır. Ancak bu basit polisiye kurgu, romanın yalnızca yüzey yapısını oluşturur. Gerçekte Kara Kitap, kimlik, aidiyet, yazı ve anlam üzerine yazılmış felsefi ve
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma
Kara Kitap
10/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2020 54. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 23 Kasım 2020 01:44
Orhan Pamuk'un yayımlanan dördüncü ve en kıymetli romanlarından biridir Kara Kitap. Edebiyatımızda okunması en zor kitaplardan biri olarak değerlendirilir çoğu kez. Bir nevi haklı bir yorum olduğunu da düşünmekteyim. Kara Kitap'a karşı hissedilenlerin iki uç noktada olması, sevenin çok sevmesi ya da hoşlanmayanın hiç sıcaklık duyamaması kitabı diğerlerinden farklı bir noktaya koymuştur. Ya gerçekten çok hayranı vardır kitabın ya da hiç sevmeyeni tabi anlayamayanı da mevcuttur. Peki ne anlatır bu değerli eser? Kara Kitap'ta bir çok yerde de yazıldığı gibi giden eşini bulmaya, aramaya girişen Galip'in macerası anlatılır somut çerçevede. Bu süreçte önce İstanbul'un sokaklarında ve yaşantılarında arayışa girişen Galip ardından Celal'in köşe yazılarında bulur kendini. Hikayelerden hikayelere farklı zamanlara değişik yerlere gideriz biz de Galip ile beraber. Orhan Pamuk'un her ne kadar birkaç kitabını okumuş olsam da buradaki ayrıntılı tasvirler gerçek mi yoksa kurgu mu dediğimiz o hassas noktada gördüğüm hikayeleriyle oldukça etkiledi beni. Aynı zamanda önceki kitaplarından da ufak tefek detaylar yer almaktaydı. Bu da yazarın kitaplarında devam eden bütünlüğü canlı tutmuştur. Kitabın hikayesini ise anlatmak oldukça zor. Çünkü iç içe geçmiş çok fazla öykü yer alıyordu. Bu hikayelerin katmanlı olması anlatımı tekdüze bir çizgiden sıyırıp boyut kazandırıyordu gözümüze. Sayfalarda ilerlediğimizde zeminde Hüsn ü Aşk'ın izleri belirginleşirken zihinde Şeyh Galip'in bu önemli eserini yazdığında temel aldığı Mevlana'nın felsefesi bazen de Dante'nin tasvirleri canlanıyordu sözcüklerin derin dünyasında. Bu yüzden oldukça zengin bir anlatım ve kurguyu da üstleniyordu eser. Neticede Kara Kitap okunması zor bir kitap evet ancak okumak için de çok fazla etkenin olduğunu
Edebiyat
Kara KitapOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202511,6bin okunma

Yazar Hakkında

Orhan PamukYazar · 33 kitap
Ferit Orhan Pamuk (d. 7 Haziran 1952, İstanbul), Türk yazar. Birçok başka edebiyat ödülünün yanı sıra 2006 yılında Nobel Ödülünü kazanarak bu ödülü alan en genç yaşta alan iki kişiden biri olmuştur. Kitapları altmış dile çevrildi, yüzü aşkın ülkede yayımlandı ve 11 milyon baskı yaptı. 2006 yılında TIME dergisi tarafından dünyanın en etkili 100 kişisinden biri seçilen Pamuk, Nobel edebiyat ödülünü alan ilk Türk'tür. Yaşam öyküsü Orhan Pamuk yazarlığa 1974 yılında başladı. 1979 yılında ilk romanı olan "Karanlık ve Işık" ile katıldığı Milliyet Roman Yarışmasında birincilik ödülünü Mehmet Eroğlu ile paylaştı. Bu romanı ancak 1982 yılında Cevdet Bey ve Oğulları adıyla yayımlandı. 1983 yılında bu kitapla Orhan Kemal Roman Ödülüne layık görüldü. Pamuk'un daha sonra yazdığı kitaplar da çok sayıda ödül kazandı. İkinci romanı olan Sessiz Ev 1984 yılında Madaralı Roman Ödülünü kazandı. Bu romanın Fransızca tercümesi de 1991 yılında Prix de la Découverte Européenne ödülüne hak kazandı. 1985 yılında yayımlanan tarihi romanı Beyaz Kale ile 1990 yılında ABD'de Independent Award for Foreign Fiction ödülünü kazandı ve yurtdışında tanınmaya başlandı. Orhan Pamuk, 2002 yılında yayımlanan Kar kitabını, Türkiye'nin etnik ve politik meseleleri üzerine kurulu bir politik roman olarak tanımlamaktadır. Kar romanı Amerika'da 2004 yılında "yılın en iyi 10 kitabından biri" olarak gösterilmiştir. Yıllar geçtikçe Orhan Pamuk'un Türkiye dışındaki ünü artmaya devam etti. 1998 yılında yayımlanan Benim Adım Kırmızı 24 dile çevrildi ve 2003 yılında İrlanda'nın ünlü International IMPAC Dublin Literary Award ödülünü kazandı. Romanlarının dışında, yazılarından ve söyleşilerinden seçmelerin ve bir hikâyesinin yer aldığı Öteki Renkler (1999) ve Ömer Kavur'un yönettiği Gizli Yüz adlı filmin senaryosu (1992) vardır. Bu senaryo, 1990 yılında yayımladığı Kara Kitap romanındaki bir bölümden yola çıkılarak yazılmıştır. Orhan Pamuk ABD'de yayımlanan Time dergisinin 8 Mayıs 2006 tarihli sayısının "Time 100: Dünyamızı Biçimlendiren Kişiler" başlıklı kapak yazısında tanıtılan 100 kişiden biri oldu. 2007 Mayıs'ında yapılan 60. Cannes Film Festivali'nde jüri üyeliği yapmıştır. Nobel Ödülü Orhan Pamuk 12 Ekim 2006 tarihinde Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanarak Nobel Ödülü kazanan ilk Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tarihe geçmiştir. Akademi'nin 12 Ekim 2006 günü saat 14:00 civarında yayımladığı, “ 2006 Nobel Edebiyat Ödülü 'Kentinin melankolik ruhunun izlerini sürerken kültürlerin birbiriyle çatışması ve örülmesi için yeni simgeler bulan' Orhan Pamuk'a verilmiştir. ” şeklindeki basın bildirisiyle Nobel Edebiyat Ödülü'nün Orhan Pamuk'a verildiği resmen açıklandı. Pamuk 7 Aralık 2006'da, İsveç Akademisi'nde Babamın Bavulu başlığı altında hazırladığı Nobel konuşmasını Türkçe yaptı, Türkçe bilmeyen izleyiciler ellerindeki çeviri metinden konuşmayı takip etti, birçok televizyon kanalı konuşmasını canlı yayınladı. Orhan Pamuk ödülünü 10 Aralık 2006 günü Stockholm Konser Salonu'nda düzenlenen ödül töreninde İsveç kralı XVI. Carl Gustaf'ın elinden aldı. Romancılığı Orhan Pamuk'un romancılığı postmodern roman kategorisinde değerlendirilmektedir. Eleştirmen Yıldız Ecevit Orhan Pamuk'u Okumak adlı kitabında onun avangard romancılığını değerlendirmektedir. Özellikle Beyaz Kale, Kara Kitap, Yeni Hayat, Benim Adım Kırmızı'dan yola çıkarak bize kendisini ve olayların gelişimini anlatır. Aynı şekilde edebiyat tarihçisi Jale Parla da Don Kişot'tan Günümüze Roman adlı kapsamlı yapıtında, Benim Adım Kırmızı'dan hareketle Orhan Pamuk'un eserlerini karşılaştırmalı edebiyat bağlamında irdeler. Parla'ya göre Pamuk, Türk romanının aldığı önemli dönemeçlerin sahibi olan bir yazardır. Doğu-batı sorunsalıyla estetik düzeyde hesaplaşmaya yönelen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay gibi önemli yazarlardan birisidir Pamuk, bu sorunsalı kültürel ve felsefi içerimleriyle edebiyatına taşımış, özellikle Kara Kitap'ta bu tema bağlamında önemli, çok katmanlı bir edebi metin örneği sergilemiştir. Eleştiriler Orhan Pamuk'un Nobel Edebiyat Ödülünü kazanması değişik tepkilerle karşılaştı. Ödülün Pamuk'a Türkiye tarihi ile ilgili demeçleri dolayısıyla verildiği iddiasında bulunuldu. Orhan Pamuk Nobel ödülünü almadan on ay önce 19 Aralık 2005 Cumhuriyet Gazetesi'nde yayımlanan Erol Manisalı'nın "Orhan Pamuk Nobel'i Garantiledi" başlıklı yazısı Pamuk'un ödülü almasının ardından popülerleşti ve Orhan Pamuk'un Nobeli hakkındaki olumsuz eleştiriler bu yönde gelişti. TRT'de Banu Avar'ın hazırlayıp sunduğu "Sınırlar Arasında" adlı belgeselin Pamuk'un Nobel ödülünü almasından bir gün sonra yayımlanan bölümünde Pamuk, Nobel ödülleri ve İsveç ile ilgili olumsuz eleştiriler yer aldı. Demirtaş Ceyhun hazırladığı imza metninde Orhan Pamuk'un kitaplarını "Amerikan patentli postmodern romanlar olarak" adlandırmış ve "Nobel ödülünün Pamuk'a verilmiş bir ücret" olduğunu söylemiştir. Basında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in Orhan Pamuk'u kutlamadığına dikkat çekildi. Ödüle yabancı basından olumsuz eleştiriler de gelmiş, ödülün siyasi sebeplerden dolayı verildiği belirtilmiştir. Orhan Pamuk'un eserlerinde Atatürk hakkında kullandığı üslup ve yazıları da kimi eleştirilere uğradı. Bir kısım edebiyatçı Orhan Pamuk'un eserlerindeki bazı bölümlerin diğer yazarlara ait başka eserlerden fazlasıyla esinlendiğini savunmakta, özellikle bazı romanlarındaki belli kısımların diğer kitaplardan neredeyse tamamen alıntı olduğunu öne sürmektedir. Hürriyet Gazetesi yazarı Murat Bardakçı 26 Mayıs 2002 tarihinde belgeleri ile yazarı sahtecilik ve intihal ile suçlamıştır. Murat Bardakçı'ya göre Orhan Pamuk'un Benim Adım Kırmızı romanı, hikâyesi ve anlatım şekli ile Amerikalı yazar Norman Mailer'in Ancient Evenings adlı romanının bir kopyasıdır. Ayrıca suçlamalara göre Orhan Pamuk'un Beyaz Kale adlı romanı Mehmet Fuat Carım'ın Kanuni Devrinde İstanbul isimli eserinden birebir pasajlar içermektedir. Orhan Pamuk günümüze dek bu konuyla ilgili herhangi bir açıklamada bulunmamıştır. Orhan Pamuk'un Sri Lanka'da düzenlenecek olan Edebiyat Festivaline katılması Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (Reporters sans frontières) tarafından eleştirildi. Örgüt Orhan Pamuk'u ve festivale katılmak isteyen diğer edebiyatçıları Sri Lanka'daki baskıları meşru hale getirmekle suçladı. Orhan Pamuk davası Yazar Orhan Pamuk, Das Magazin adlı haftalık İsviçre dergisine verdiği bir röportajda, "Bu topraklarda 30 bin Kürt ve 1 milyon Ermeni öldürüldü. Benden başka kimse bundan bahsetmeye cesaret edemedi" açıklamasında bulununca hakkında TCK'nın 301. maddesinden ‘Türklüğe hakaret’ davası açıldı. 16 Aralık 2005'de ilk duruşması yapılan Pamuk davası Adalet Bakanlığı'ndan beklenen yazı gelmediği için 7 Şubat 2006 tarihine ertelendi. Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, bu tür davalar için Adalet Bakanlığı'nın yazılı izninin gerektiğini belirterek izin verilip verilmediğinin sorulması için bakanlığa yazı yazılmasına karar verdi ve duruşmayı da 7 Şubat'a erteledi. Duruşmanın ertelenmesi kararına AB yetkililerinden tepkiler geldi. Dava günü Şişli Adliyesi önündeki Pamuk ve yabancı yetkililere yönelik protesto gösterileri, Türkiye ve dünya basınında önemli yer tuttu. AB - Türkiye Karma Parlamento Eş Başkanı Joost Lagendijk, "hükümet, parlamentoya değişiklik yasası getirebilir. Yapılacak şey budur. Türkiye'nin imajına büyük bir zarar vermiştir. Avrupa'da kötü bir imaj doğmuştur. Ünlü bir yazar hakkında dava açarsanız, dışarıda milliyetçiler bu yazarı dövmek için arabasına saldırırsa, burada ciddi bir sorun vardır" dedi. AP Türkiye Raportörü Camiel Eurlings de, hükümetin yazar Orhan Pamuk davasını düşürmesi gerektiğini belirterek, hükümet reform taahhüdüne sadık kalmalı şeklinde konuştu. Türkiye ile AB arasında ciddi gerilime neden olan Orhan Pamuk’un hakkındaki dava 22 Ocak 2006 tarihinde düştü. Adalet Bakanlığı, Şişli İkinci Asliye Ceza Mahkemesi'ne gönderdiği yazıda, Yeni Ceza Yasası gereği izin yetkisi olmadığını hatırlatarak, Pamuk'un yargılanması için Adalet Bakanlığı’nın izin verdiğine ilişkin belge bulunmadığı gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi. Ödülleri 1979 Milliyet Roman Yarışması Ödülü Karanlık ve Işık (iki yazar arasında paylaşıldı) 1983 Orhan Kemal Roman Ödülü Cevdet Bey ve Oğulları 1984 Madaralı Roman Ödülü Sessiz Ev 1990 Independent Yabancı Roman Ödülü (Birleşik Krallık) Beyaz Kale 1991 Prix de la Découverte Européene (Fransa) Sessiz Ev (Fransızca çevirisi nedeniyle) 1991 Antalya Altın Portakal film festivali en iyi senaryo Gizli Yüz 1995 Prix France Culture (Fransa) Kara Kitap 2002 Prix du Meilleur Livre Etranger (Fransa) Benim Adım Kırmızı 2002 Premio Grinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 Premio rinzane Cavour (İtalya) Benim Adım Kırmızı 2003 International Impac-Dublin Literary Award (İrlanda) 2005 Prix Médicis Etranger (Fransa) Kar 2005 Alman Yayıncılar Birliği'nin Barış Ödülü (Almanya) 2005 Richarda Huch Ödülü (Almanya) 2006 Le Prix Méditerranée étranger Ödülü (Fransa) Kar 2006 Nobel Edebiyat Ödülü (İsveç) 2006 Washington University'nin Seçkin Hümanist Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri)[24] 2006 Commandeur de l'ordre des arts et des lettres (Fransa) 2008 Ovid Ödülü (Romanya) 2010 Norman Mailer Yaşam Boyu Başarı Ödülü (Amerika Birleşik Devletleri) 2012 Sonning Ödülü Fahri Doktoraları 2006 Tiflis Üniversitesi 2007 Berlin Serbest Üniversitesi 2007 Boğaziçi Üniversitesi 2007 Georgetown Üniversitesi 2007 Tilburg Üniversitesi 2007 Madrid Üniversitesi 2008 Floransa Üniversitesi 2008 Beyrut Amerikan Üniversitesi 2009 Rouen Üniversitesi 2010 Tiran Üniversitesi 2010 Yale Üniversitesi 2011 Sofya Üniversitesi Onur üyelikleri 2005 American Academy of Arts and Letters Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri) 2008 Social Sciences of Chinese Academy Onur Üyesi (Çin) 2008 American Academy of Arts and Sciences Onur Üyesi (Amerika Birleşik Devletleri)