Soyut modern sanatın Sovyetler Birliği’ne karşı bir propaganda aracı olarak kullanıldığı iddiası bir komplo teorisi değil, tarihsel bir gerçektir. 1950'li ve 60'lı yıllarda CIA, Kültürel Özgürlük Kongresi (Congress for Cultural Freedom) aracılığıyla Jackson Pollock, Mark Rothko ve Willem de Kooning gibi soyut dışavurumcu sanatçıları gizlice fonladı ve destekledi. Buradaki stratejik amaç şuydu: "Özgür Dünya" İmajı: Sovyetler Birliği'nin katı ve devlet güdümlü "Toplumcu Gerçekçilik" anlayışına karşı, Batı'nın sınırsız bireysel özgürlüğünü ve sansürsüz yaratıcılığını soyut sanat üzerinden küresel bir vitrine taşımak. Entelektüel Hegemonya: Avrupa sol entelektüellerinin Moskova'ya olan sempatisini kırmak ve modernizmin merkezini Paris'ten New York'a taşıyarak kültürel üstünlüğü ele geçirmek. Hep bir kültürel hegemonya kurma arzusu ile başlıyor, bu siyonist, faşist, nazist, new deal ülküler. Klasik sanatta yetenek, işçilik ve estetik uyum doğrudan eserin kendisinde tezahür ederken; çağdaş sanatın önemli bir kısmında eserin değeri, etrafına örülen küratör metinlerine ve entelektüel "açıklamalara" (derslere) bağımlı hale gelmiştir. Bugün üst düzey çağdaş sanat piyasasının işleyiş biçimi, estetik bir arayıştan ziyade serbest piyasa kapitalizminin kurallarıyla açıklanıyor: Vergi Muafiyetleri ve Serbest Limanlar: Zengin yatırımcılar, yüksek meblağlara aldıkları çağdaş sanat eserlerini vergiden muaf serbest limanlardaki depolarda saklıyor. Eserlerin manipülatif ekspertiz raporlarıyla değerleri şişiriliyor, ardından müzelere bağışlanarak devasa vergi indirimleri alınıyor. Bu durum, piyasayı bir nevi "meşru" kara para aklama ve servet transferi mekanizmasına dönüştürüyor. Hristiyan sanatının (özellikle Rönesans ve Barok dönemleri) insanlık tarihinin en muazzam estetik,
1000Kitap
Tek vefakar arkadaşım telefon oyunundan tanıştığım Malezya'lı bir hanımefendi bazen halimi hatrımı soruyor bayram da bayramımı kutluyor akrabalardan falan daha samimi.. Oyunu bıraktım ama diğerlerinden de selam getiriyor Brezilya Kore Filipinler vs. 😁
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ovidius Müzakeresi - Dadal Ugan
Hikâye, 2060'lı yılların Türkiye'sinde, ıssız bir dağ motelinde geçiyor. Her biri farklı coğrafyalardan gelmiş, aynı zorunluluğun içinde var olmaya çalışan insanlar.
Alternatif yalnızlık tarifleri Lanetli Rapunzel'e...* Hayal kırıklığının uykudaki çocuk ölümleri kadar olağan karşılandığı şehirde sigara külü kadar yalnızım..* Gölgesine sığındığım ve acımasızca içini boşalttıktan sonra, geri dönüşüm kutusunun içindeki meyveli soda şişelerinin tiksinen bakışlarından kaçacak yer bulamayıp, kendini kendi etiketinden yaptığı iple kutunun kulpuna asıp intihar etmek isteyen bir rakı şişesi kadar yalnızım..* Gidecek yeri olan herkesin yerine gittiği saatlerde, gidecek yeri olmayan bir yersizin sokulduğu kurumuş bir ağaç kovuğu kadar yalnızım..* Dokuz kişiyle defans yapan ve tek hedefi yarım düzineden daha az gol yemek olan zavallı bir futbol takımının tek forveti kadar yalnızım..* Ağrı kesicilerin arasına yanlışlıkla karışmış fare zehiri kadar yalnızım..* Herkesin mutsuzluktan delirdiği bir yerde deliremeyecek kadar akıllı olan bir nano-fizik profesörü kadar yalnızım..* Kullanılmadığı için tozla kaplanan unutulmuş porselen bir tabağın, işe yaradıkları için kirli ve mutlu kullanılmış porselen tabaklarla birlikte bulaşık makinesine atıldığında 'ne işim var lan burda' nın şaşkınlığıyla hesaplaşması kadar yalnızım..* Bitmek üzere olduğu için kullanılmayan, ama henüz bitmediği için atılamayan ve nemli bir banyo rafında kaderine terk edilen zeytinyağlı sabun kadar yalnızım..* Kimi arasa üçüncü hatır cümlesinden sonra ' ne var,niye aradın? ' imasıyla karşılaşacağını bildiğinden kimseleri arayamayan unutulmuş bir vicdan azabı kadar yalnızım..* Sarhoşken telefonuna kayıtlı bütün kadın isimlerine coşkulu mesajlar yollayıp, ayılıp pişman olduğunda utancından telefonunu alelacele kapatan ve günlerce açamayan eski zaman artığı bir sarhoşluk edepsizi kadar yalnızım..* Kendisine birazcık ilgi gösteren her kadına aşık olup, her seferinde alay edilerek yol
Memedê Torî - feza
Sebahu l-xeyr ya xanim Ez li fezayê tu li axa sor Tu li kûderê be ez li wêderê me Ye go bibihîze, ye bêje çûye bihuştê :)
Kurdî
Mîrê Evînê
Gerçi bilbil cewherê zatê gul e Lê gulê rewneq ji `işqa bilbil e Guh de zikrê hal û coşa badeyê Wê bi bilbil ra dixwînit bilbil e Sosinan sed reng-i avêhtin kemend Wan nego dil bendê tayek sinbil e Sinbilan seywan li dêmê taze kir Afitab îro di Birca sinbil e Qet verêkê vê demê hadir dibit Qisseya feslê ne karê sinbil e `Er`erên rengîn ji tayên sor û zer Qumriyan sed reng-i şîrîn xulxul e Remzeya `işqê ji bala hate xwar Qudsiyan avêhte çerxê xulxul e Min di dil nasorekê da hestiyan La cerem hêj neş`eya daxa kul e Bilbil û perwane ew feşl û dem in Cinsê `işqa min tinê derdê »kul« e Nêrgiza nazikqed û şehlaya mest Dîn kirim ez bilbilan sewda gul e
Kurdî