güneşin gezegenleri selamlamaya durduğu, seni dünyaya ödünç veren gündeki gibi, varsın ve durmaksızın büyüdün o günden beri, dünyaya adım atarken uyduğun yasa gereği. böyle olmalısın, kaçamazsın kendinden, bunu söyledi kahin kadınlar, peygamberler bunu söyledi; ne zaman parçalayabilir, ne de herhangi bir güç, yaşayarak kendini geliştiren, belirlenmiş biçimi.
devinimin olduğu yerde ışık, ışığın olduğu yerde kaçınılmaz gölge vardır. hayat ışıkla mümkünse de, hayatın anlamı gölgelerde saklı durur. zamanın ölü doğmuş çocuklarını görürsünüz karaltıların içinde. sözcükler, suskunluklar, şarkılar, ağıtlar, yeminler, ihanetler, kahkahalar, gözyaşları, sevinçler, hayal kırıklıkları ve yüzler… en çok da yüzler. neden söz ettiğimi biliyorsunuz. bütün aşklar küllenir, bütün babalar ölür, bütün hikayeler biter. birinin yıkıntıların nöbetini tutması gerekir; işte o yüzden, biri hariç, bütün çocuklar büyür. gölgesini kaybeden insan, gölgenin kendisine dönüşür.