dulcinea

dulcinea
@lib3llule
but you know, you know in the quiet he holds runs a river that will never find home
yalnız bir tek şeyin açıkça farkındaydı, kendi mutlak yalıtılmışlığının. dünya altından kaymış ve yalnız bırakılmıştı. her zaman bunun olacağından korkmuştu, ölümden korktuğundan da çok. ölmek, kendini yitirmek ve diğerlerine katılmaktır. o ise kendini kurtarmış, diğerlerini yitirmişti.
“acıları masala, pişmanlıkları şakaya, eziklikleri sabra, özlemleri sevgiye dönüştürmenin sırlarını bilir miydin gerçekten? ıssız ve karanlık yollarda tek başına söylenen bir türkü gibi yaşamanın, çiçekleri okşayarak baştan çıkarmanın, gerçekle hayal arasındaki keskin ve belirsiz çizgiyi aşabilmenin büyülü anahtarına sahip miydin? çocukluğumun tren düdükleri, fayton çıngırakları, gece garları, mutlu kavuşmaları, çaresiz ayrılıkları dışında, gül fidanlarının dibine kuruluveren üç gözlü evcikler, içine saklanan bir küçük kürk parçası, ucuza dikilen dikişlere damladığında inciye dönüşen gözyaşları, elin değince havai fişekler gibi patlayan saksı çiçekleri dışında, doksan yıl dur durak bilmeden, başını koyup dinleneceğin bir limana varmadan sürmüş bu uzun yolculuğun getirdiği gitme, kaçma isteği dışında, içimdeki bu geç kalmış sevgi, bu kurşuni keder dışında, gerçekten yaşadın mı sen?”
“bazı şarkılar vardır kanatlarında yağmuru taşıyan kelebeği anlatır kırmızı bir çakmak gibi neşeli ölmek olurdu o şarkının adı ardında yalnızca nemli sigaralar bırakmanın acısı keşke ismim iris olsaydı keşke ismimin bir anlamı olmasaydı herkes çıkarsın kalbini o çirkin mücevher sandığından ve herkes onu birbirine fırlatsın tanrım”
"müziği hissetmelisin," dedi ritme uygun biçimde koluyla havada kocaman bir sekiz işareti çizerek. "o haykırarak acıyı dile getiriyor." "gerçek acı sessizdir," dedim. "bir huzurevi gibi."
anneleri hafta sonları kolay kolay salmazdı onları sokağa. babaları, seçkin genlerinin ve geçkin günlerinin teminatı veletlerinin nasıl semirdiğini görsün de, sürdürdükleri köle hayatını bir nebze meşrulaştırabilsin diye. kadınlara yakışır incelikte bir işbilirlik. onları suçlamıyorum ama. o erkekler köleliğe bu kadar gönüllü olmasa, hiçbir taktikleri işe yaramaz.