İnsan her durumda kendinden bir oluşanı görür ve onun neticesini tadar. Bunların toplamıdır. Bunların toplamı da bir şey etmeyebilir. Her durumda yeniyi tadamıyor olabilir, yenilgiyi tadamıyor olabilir.
Kendi üzerimde pek durmadım. Kendi üzerinde duran bu ağırlıkla kendi üzerine yıkılandan başkası olamaz. Kendine yıkılan da böylelikle başkasına yıkılamaz. Biraz marazi, biraz zararsız, şairin dediği gibi "Ayakkabı çivisi gibi kendine batan," olur ki, dünya kendine değil başkasına batanı, kendine değil başkasına yıkılanı, kendini değil başkasını suçlayanı sevdiği, istediği ve kabul ettiğinden onu hemen defoluların arasına ayırıverir.
Ah kendimi göremediğim yerler, beni nerde, ne vakit görülür edecek, meraktayım.
Merakım beklemekten köhnemiş, kağşadı, merakın kendisi bir şeye benzemez oldu.
Meraklarım iyiyi beklerken kendisi artık kötüleşen her şey dönüştü.
Beklemek bana, söylemesi hoş değil ama tuhaf ve her taama uymayan bir turşuluk verdi. Kendi kendimin yiyemediğim turşusu oldum. Neyse.