—Senin hoşuna giden hayat hangisi?
—Herhalde bundan başka türlüsü.
—Ama bu hayatta sevmediğin şey ne? Onu söyledi.
—Her şey; durmadan öteye beriye koşmalar, küçük ihtiras oyunları, hele de aç gözlükler, rekabetler, dedikodular, birbirine çelme atmalar, birbirini tepeden tırnağa süzmeler. Konuşmalarını dinledikçe insan budalalaşıyor. İlk bakışta zeki adamlar sanırsın, yüzlerinde ciddilik okunur ama bütün söyledikleri şu biçimi şeyler : “ falanca veya filanca, bilmem ne satın aldı, bilmem neresini kiraladı.” Başka birisi : “ Aa! olur şey değil; niçin acaba?” Ya da : “ Falanca dün akşam kulüpte müthiş para kaybetti, bir başkası üç yüz bin kazandı.” İllallah bunlardan. Bunlar arasında insanlık nerede ? İnsanlığın yüceliği, bütünlüğü nerede kaldı ? İnsanlık ufak paralar haline gelmiş.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
—İtiraf etmek bir özür müdür ?
—Özür olsun diye söylemiyorum; sadece sorduklarını cevap veriyorum.
—Evet ama artık bu uykudan uyanmalısın.
—Denedim ama olmadı... Bir daha da denemem artık. Hiçbir şey beni çekmiyor, hiçbir isteğim yok , bu konuyu kapayalım.
“İnsan hayatını normal amacı dört mevsimde de, yani hayatın dört çağında da fazla hoplayıp zıplamadan yaşamak ve son güne kadar hayat kadehin hiçbir damlasını israf etmemektir” : Ağır ağır yanan bir ateş, ne kadar şairane olursa olsun şiddetli bir yangından daha iyidir. Sonuç olarak da şunu eklerdi : “Bu düşündüklerimi gerçekleştirmekle mutlu olacağım, fakat fazla umudum da yok, çünkü bu çok zor bir iş.”
Nerede ise ağlayarak kendi kendine, “ Ben niçin böyleyim?” diye soruyor, başını yeniden battaniyenin altına saklıyordu. “Niçin?” Kendini başkaları gibi yaşamaktan alıkoyan kötü kuvvetin ne olduğunu boşuna aradıktan sonra içini çekti, gözlerini kapadı ; birkaç dakika sonra uyuşukluk yeniden vücudunu sarmaya başladı. Ağırlaşan gözlerini açmaya çalışarak :
—Ben de... istedim...güzel şeyler... tabiat bana pek mi cimri davrandı?.. Yo!.. Tanrıya şükür şikayet etmeye hakkım yok.
Sonunda tevekkülle içini çekti. Bütün bu heyecanlardan sonra her zamanki durgun ve rahat haline dönüyordu.
—Demek ki kaderim böyle imiş, ne yapabilirim ?