İçimde olup biteni sana ya da başka birine doğru dürüst açıklayamam. Neden böyle olduğunu nasıl açıklayabilirim, kendime bile açıklayamıyorum ki. Fakat asıl mesele bu da değil, asıl mesele açık: Benim çevremde insanca yaşamak imkânsız, bunu görüyor ve hâlâ inanmak istemiyor musun?
bana huzur içinde geçecek bir saniye bile bağışlanmış değil, hiçbir şey bağışlanmış değil, her şeyi dişimle tırnağımla elde etmek zorundayım, sadece şimdiyi ve geleceği değil, geçmişi de, belki de her insanın doğal bir biçimde sahip olduğu şeyi, evet, onu da elde etmek zorundayım, belki de en zor iş bu, yeryüzü sağa dönerse -bunu yapıyor mu bilmiyorum-, benim geçmişi telafi etmek için sola dönmem gerekiyor. Ama şimdi bütün bu yükümlülükleri yerine getirecek bir gıdım gücüm yok, dünyayı omuzlarımda taşıyamam, paltomu bile taşıyamıyorum. Bu arada, bu güçsüzlük ille de yakınılması gereken bir şey değil; bu işleri yapmaya kimin gücü yeterki! İnsanın kendi gücüyle bunların içinden çıkmayı denemesi delilik ve bunun karşılığı da delilikle ödenir. O
yüzden, senin yazdığın gibi "bununla gelmek" imkânsız. Yürümek istediğim yolu kendi kendime yürüyemem, o yolu yürümek bile isteyemem, sadece sessizce oturabilirim, başka bir şey isteyemem, istediğim de yok zaten.
Hoş bir şey , değil mi ? İnsan yaşamaya bir süre daha devam etmeye karar veriyor, en azından bir öğle sonrası boyunca, bu meseleyi tamamen unutana dek.