buna benzer şeylerden söz ediyorsun, şüphesiz çok sıradandı, acı sıradan değildi
ama etkisi öyleydi. Hani hayatını rezillikle geçirirsin de birdenbire bütün bu rezillik için cezalandırılmana karar verilir ve başın bir mengeneye sıkıştırılır, mengenenin
bir yanı sağ, bir yanı sol şakağına dayanır ve vidalar yavaş yavaş sıkılırken "Evet, bu rezil hayatı sürdüreceğim" veya "Hayır, bu hayatı bırakıyorum" demen gerekir ya, işte
onun gibi. Tabii ki "Hayır" diye öyle bir bağırırsın ki, ciğerlerin patlayacak gibi olur.
Şimdi yaptıklarımı daha önce yaptıklarımla bir tutuyorsan, bunda da haklısın, ben ancak hep aynı insan olabilir ve hep aynı şeyi yaşayabilirim. Tek fark, artık tecrübe
kazanmış olmam, bağırmak için vidaların itirafa zorlayacak kadar sıkılmasını beklememem, onun yerine daha şakaklarıma dayandıkları anda bağırmaya başlamam, daha uzakta bir şey kımıldadığı anda bağırmam, bilincim işte böyle fazla açık hale geldi - hayır, fazla açık değil, hâlâ
yeterince açık değil.
Yalnızca yakında olacakları biliyorum: Sessizlik, karanlık, bir köşeye sinme; bunları biliyor ve boyun eğiyorum, başka türlüsü elimden gelmiyor.
Bir patlama bu ve geçip gidiyor, kısmen geçti bile, ama onu yaratan güçler devamlı içimi sarsıp duruyor, öncesinde ve sonrasında; hayatım, varlığım bu yeraltı tehdidinden oluşuyor, o biterse ben de biterim, bu benim hayata katılma biçimim, sona ererse ben de hayatımı sona erdiririm; gözleri kapamak kadar basit ve doğal.
İnsan kendi eksikliğine katlanmak zorundadır, her an için; oysa iki kişilik eksikliğe katlanmak zorunda değildir. Gözler, yuvalarından çıkarıp atmak için yok mudur ve kalp de aynı şekilde? Yine de durum o kadar kötü değil, abartı ve yalan bu, her şey abartı, yalnızca özlem gerçek, o abartılamaz. Fakat özlemin gerçekliği bile o kadar da onun kendi gerçekliği sayılmaz; daha ziyade, geri kalan her şeyin yalan oluşunun ifadesidir. Kulağa saçma geliyor ama öyle.
Kim olduğumu hatırladım, artık gözlerinde hayal kırıklığı okumuyordum, rüya korkusunu (ait olmadığın bir yerde, evindeymiş gibi davranma korkusu), o korkuyu gerçekte yaşadım, karanlığa dönmeliydim, güneşe katlanamıyordum, ümitsizdim, gerçekten yolunu şaşırmış bir hayvan gibi, koşabildiğim hızla koşmaya başladım, aklımda hep aynı düşünce...