Emre İlayda

Emre İlayda
@libri_amantes
Hacettepe Üniversitesi
Ankara
3 okur puanı
Mayıs 2022 tarihinde katıldı
8/10
·48 syf.··
2022 2. kitabı
Bir Çöküşün Öyküsü’nü boş bulduğum vakitlerde okuduğum, sürükleyici ve çok kısa bir kitap. Fransa Krallığı’nda önemli mevki sahibi aristokrat bir kadın, yaptığı hatalar sonucunda, kırsala sürgün edilir. En başta geri dönmeye çalışsa da kabul görmez. Yaşadığı yoğun yalnızlık, ilgi açlığı ve sıkışmışlık hissi onu farklı planlar yapmaya iter. Toplumsuz bir hiç olduğuna inandırmaya başlar kendini. Gittiğinde unutulmamak ve güzel görünmek ister, ancak gerçekte pek de öyle olmaz. Zweig’ın en güzel öykülerinden birisiydi, herkese tavsiye ederim. Barındırdığı yoğun toplumsal eleştiri ve psikoloji tahlil açısından benim için bu yılın en önemli kitaplarından birisi oldu. “Ruhu zaten ölmüştü, geriye bir tek bedenini öldürmek kalmıştı.” "Tarif edilemez bir bitkinlik çökmüştü üzerine, ne intikam hissediyordu ne de öfke, sadece bitkinlik, döktüğü bunca gözyaşıyla birlikte kanını da yitirmişçesine, anlatılmaz bir bitkinlik.” -i
Edebiyat
Bir Çöküşün ÖyküsüStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202591,8bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·158 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
Sanayinin gelişmesiyle beraber, işçilerin yaşam koşulları giderek kötüleşmiştir, çalışma saatleri uzamış ve aldıkları ücretler düşmüştür. Realizm akımından sonra sanayinin iyice hayatlarına girmesi Natüralizm akımının doğmasına sebep olmuştur. Akım Zola’nın bir kitabının önsözüyle başlamıştır. Natüralist oyun yazarının, insan davranışında gözlemlenebilen "kaçınılmaz kalıtım ve çevre yasalarını" ortaya çıkarmaya çalışması ve ardından bu davranışı, gerçeğin peşinde koşan bir bilim adamının aynı klinik tarafsızlığı ve nesnelliği ile kaydetmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Hauptmann’ın Die Weber oyunu Natüralizm’e eşsiz bir katkıdır. Doğu Almanya’da yaşanılan zorluklardan kaynaklı olarak 1844’te Silezyalı dokumacıların şiddetli bir protestosu patlak vermiştir. Hauptmann’ın bu oyunu nereydeyse bir belgesel niteliği taşımaktadır. Yazar oyun için birçok belgeden yararlanmış, bizzat o bölgelere giderek gözlemlerde bulunmuştur. Yediden yetmişe her yaş grubunu oluşturan bu Dokumacılar açlıkla ve sefaletle savaşmak için gece gündüz çalışırlar. Ancak aldıkları ücret geçinmelerine, hatta düzgün bir yemek almalarına bile yetmez. Kaybedecek hiçbir şeyleri olmadığını fark eden Dokumacılar, sonunda isyan ederler. Oyunda artık tek bir kahraman değil, kollektif kahraman vardır. Oyunda sıkı sıkıya bağlı bir kahraman bulunmamaktadır. Yazarın dokuma tezgahlarını insanların kaderlerinin tek düzeliğini, açlıklarını aktarım şekli, hatta kullandığı dil ile gerçeği aktarmaya çalışmış gibidir. Kitabın sonunda çevirmen bu konuda bir açıklama yapmak zorunda hissetmiştir hatta. Kullanılan dilin kötülüğünden dolayı çeviriyi de aynı seviyede tutmaya karar vermiştir çevirmen. Cümlelerin garip havalarını da okurken fark edeceksinizdir. O dönemde insanların neler yaşatıldığını bir nebze de olsa
Edebiyat
DokumacılarGerhart Hauptmann · İmge Kitabevi · 200187 okunma