"Şeytan düşer ve tekrar ayağa kalktığında bunu bize bir bedel ödeterek yapar. Ve bazen baştan çıkarılmaya direndiğimizde, farkında olmadan kaybeden de biz olabiliriz."
"Çünkü sen, kararan gökyüzünde, belirdiği ana şahit olduğum bir yıldızsın. Işığını saçtığı ilk ana denk düştüğüm bir yıldız. Gözlerime doğan bir yıldız. Çünkü sen her şeyimin döküldüğü bir meydansın. Felçli vücudumda atmaya devam eden kalbim, üzerimi örten kubbemsin.
Her zihne tek bilgi gerek, sevgilim. Sen, benimsin. Seni bildiğim için varım. Midem hayattan ne kadar bulanıyorsa, sana o kadar âşığım. Seni dünya kadar seviyorum, demeliyim, çünkü seni dünyadan nefret ettiğim kadar seviyorum. Aramızda kaç meridyen var, bilmiyorum, ama bana tutun, geliyorum..."
"Aynaya bakınca yanımda seni göremeyişime dayanmaya çalışıyorum. Gölgesinde uyuyakalacak kadar peşinde koştuğum bir kadını bana göstermeyen aynalardan nefret ediyorum. Oysa Berlin'de ne çoklardı, değil mi? Bizi taşıyan camlar ve aynalar. Onların içinde beraberdik. Yan yana. Ama burada hiçbiri yok. Sadece ben. Sensiz bir ben. Ve gözlerim hâlâ seni arıyor, çünkü onlar ölümü bilmiyor, sevgilim. Gözlerim, sensizliğe açılmayı bilmiyor. Bense bekliyorum. Son nefesi bekliyorum. Her ne kadar sensiz geçirdiğim her gün, kalbimin bileğini bir kez burksa da bekliyorum. Beklerken de bileniyorum.
Öyle bir bileniyorum ki, kavuştuğumuzda bir aşk usturası okşayacak seni. Kesikler içinde kalacaksın."
"Doğu'da kızlar, kadın doğar. Ecellerinden önce ölürler. İlk yemeği anasının memesinden gelen ve yediği çanağa tükürmekte sakınca görmeyen erkek, o kadar çok kadın gömer ki toprak bile artık dişidir. Bu yüzden Toprak Ana olarak bilinir. Perilerin şanı da buradan gelir. Diri diri gömüle gömüle toprağı bile kadın yapmışlardır. Bu yüzden verimsiz ve çoraktır. Buna da, kadının intikamı denir."