Tuğba Yavuz Bulut

Tuğba Yavuz Bulut
@lightslibrary
instagram: @av.tugbayavuz
10/10
·552 syf.··
2025 53. kitabı
Bu yıl okuduğum en iyi eserlerden biri. 10/10 luk bir kitap. (Herkesin puanlama sistemi farklıdır; benim için 10/10 zor, kaliteli, bana farklı şeyler öğreten, edebi ve kültürel değeri yüksek ayrıca tekrar tekrar beni kendine çeken kitaplara verdiğim bir puan.) Hem tarihi hem lirik, hem bir ağıt hem bir manifesto, katman katman bir anlatı, muazzam. Nobel ödüllü Latin Amerikalı şair Pablo Neruda tartışmalı bir isim. Kendisinin siyasi ve kişisel tarihinden bağımsız olarak yalnızca bu kitabı ile ilgili konuşmak istiyorum. Neruda gerçekten her dokunduğunu şiire çevirebilecek güçte sağlam bir yazar. En önemli eseri olan Canto General’da da buna şahit oluyoruz. Kitap bir epik destan aslında, al koy diğer ülke destanlarının yanına hiç sırıtmaz. Latin Amerika’nın jeolojik ve sosyolojik yönleri ile anlatmaya başladığı bu şiirler, ilerleyen bölümlerde özgürlük direniş savaşçılarını anmaya ve savaş anlatısına dönüşüyor. Maya, İnka ve Aztek kültürlerini yok eden Avrupalıları dinliyoruz bu şiirlerde. Köleliği, işkenceyi, yoksulluğu, ölümü görüyoruz. Tabi bir yandan da direnişin öyküsüne dönüşüyor bu anlatı. Latin Amerika edebiyatında şiirin tarihsel ve siyasal bir bellek taşıyıcısı olarak nasıl konumlanabileceğinin en kapsamlı örneklerinden biri olmuş dolayısıyla. Sanki bir toplumun zihninin ve mirasının yazıma dökülerek kayıt altına alınmasını sağlamış. Ki İnka dönemlerinden 20.yy a gelen bir mirastan söz ediyoruz. Bu yönüyle de çok değerli. Çok katmanlı ve zor bir okuma gerçekten çünkü kültüre, anlatılan kahramanlara, düşmanlara, o topraklara çok uzağız. Sürekli dipnotlardan ve google dan faydalanarak okumak gerekiyor. Bu benim için keyifli ve öğretici ancak herkese hitap etmeyebilir. Yine de bu şiirlerin herkesi etkileyeceğine inanıyorum.
Evrensel ŞarkıPablo Neruda · Can Yayınları · 2020140 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·120 syf.·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ekim 2025 00:00
·
2025 44. kitabı
Sándor Márai
8.3/10 · 6,5bin okunma
5/10
·296 syf.··
2025 52. kitabı
Aspidistra, Orwell’in diğer kitaplarından farklı. Politik değil kişisel bir eser.(olabildiğince) Parasızlık, yalnızlık, burjuvazi ile mücadele… Ve tek bir adamın etrafında dönen kurgu: Gordon Comstock. Tam dövülesi adam. Kitap boyunca sinirinizi bozan bir anti-karakter. Yani evet güzel yazılmış. Parayı reddettikçe daha da ağına düşen karakterimiz tüm hayatını yöneten bu para tanrısı ile bitmeyen bir savaşa giriyor. Mağlup olan belli. Dürüst bir kitap olsa da beni burjuvazi tarafımdan bıçakladı ve beğenimi kazanamadı :) Beklediğimden fazla tekrara düşen, biraz uzatılmış bir kitap. Bu “para tanrısı, para” mevzuları roman yazılacaksa 150 sayfayı geçmede tadında kalırmış. Hikaye olsaymış da güzel olurmuş. Pek tabi ele aldığı konu dünyanın en önemli meselelerinden biri; para-parasızlık. Bunun üzerine binlerce şey yazılır ki yazıldı da. Ama Orwell; çok halktan meselelerle, üstünkörü ve tekrara düşerek ele almış konuyu. Çok uzatmış. Dolayısıyla okuru boğmuş. Gordon karakteri etkileyici. Benimle yaşıt, çirkin, yalnız, mutsuz, sebepsizce zıt ve inatçı. Empati yaptırıyor insana. Aspidistra sembolü bana yavan geldi ve bahsedildiği her satırda zorlama eklenmiş hissiyatı verdi. Genel olarak beğenmedim. Orwell’ın hatrı olmasa belki yarım bırakırdım, Gordon’un başına gelenleri merak edecek olmama rağmen. Kitapla kalın.
AspidistraGeorge Orwell · Can Yayınları · 20195,4bin okunma
8/10
·236 syf.··
2025 50. kitabı
Çok iyi 3 uzun hikayeden oluşuyor bu kitap; Ergenlik Dönemi, Monolog ve Yıkılmış Kadın. Simone de Beauvoir’den bahsetmeyeceğim, canım kadın, ne yazdıysa güzel yazmış. Yine iyi ki okudum dediğim bir kitap oldu, açıkçası beklentim olmaksızın okumuştum ama edebi ve zihinsel olarak çok doyurucu hikayelerdi. Üç hikaye de orta yaşı geçmiş kadın karakterler ekseninde anlatılıyor. Ergenlik dönemi hikayesi; yaşlılık, evlilik, ebeveynlik başlıklarında bizi epeyce düşündürüyor. Çocuğumuzun bizden başka bir birey olduğunu kabul etmek zordur, çocuğun yaşı kaç olursa olsun, kibirli bir üstenciliğe sahiptir her ebeveyn. Çocuğun bağımsızlığı, ebeveynliğin bir nevi sonudur ve anneler anneliğin yasını tutmaya başlarlar, ardından da anneliklerini sorgulamaya girişirler. Bu hikayeyi daha küçükken okusaydım bu kadar etkilenmezdim. Tam da 30lu yaşlara geliyorken yetişkin olmanın eşiğinde, ebeveyn olmanın fikrinde ve çocukluğun bitişinin farkında olarak okumak etkileyiciliğini arttırdı. Monolog, başta bir karmaşa ile yumak halinde suratımıza çarpsa da hikayenin sonlarına doğru o yumak açılıyor avucumuzdan kayıp gidiyor. Bir kayıp hikayesi bu, çocuğun kaybı ve annenin derin üzüntüsü/deliliği. Kendi kendine konuşma, sayıklama şeklinde yazılmış. 3 hikayenin en kısası. Özlem, suçluluk, pişmanlık hepsi bir arada. Yıkılmış kadın hikayesi ise günlük şeklinde yazılmış. Ebeveynlikten ziyade evliliğe ve ilişkilere dair bir hikaye. Yine okuru sorgulatan, “büyük konuşma başına gelirse görürsün” diyen anlatılardan. Aleni bir ihanet, aldatılma hissi, kadının Ellerine sağlık Simone, okuyun.
Yıkılmış KadınSimone de Beauvoir · Everest Yayınları · 20231,268 okunma