Benden daha çok acı çekmeni dilemiyorum,Heathcliff.Yalnız birbirimizden hiç ayrılmayalım.İleride bir tek sözüm sana acı verecek olursa,toprağın altında aynı acıyı benim de duyduğumu düşün ve o zaman hatırım için beni bağışla!
“Heathcliff’e olan sevgim ise toprak altındaki değişmez kayalar gibidir.Görünüşte pek hoşa gidecek yanı yoktur,ama onsuz olmaz.Nelly,ben Heathcliff’im!O hep,ama hep benim aklımda.Bir zevk olarak değil,tıpkı benim de kendim için her zaman bir zevk olmadığım gibi,ama kendimmişim gibi,tıpkı o benmiş gibi!Onun için sakın bir daha bizim ayrılmamızdan söz etme.Bu olamaz;hem sonra…”
Ama kesinlikle sen de bilirsin,başka herkes de bilir ki,kendinizin dışında yine siz olan başka bir varlık vardır ya da olmalıdır.Eğer ben yalnızca bu beden içinde var olsaydım,yaratılmamda ne yarar olurdu;benim bu dünyada çektiğim büyük acılar Heathcliff’in de acıları oldu.Onların her birini daha başından beri gözledim,duydum.Benim yaşamım onda odaklaşır.Yeryüzünde her şey yok olsa da yalnız o kalsa,ben var olmakta devam ederim;başka her şey yerinde dursa da yalnız evrenin bir parçası değilmişim gibi olur.
Hindley adına çok üzülüyordum.Onun yüreği yalnız iki şey için çarpardı:karısı ve kendisi.Bu ikisi için çıldırırdı,bir tanesine de tapardı;bu kayba nasıl dayanacaktı,aklım almıyordu.
Hayatta rastlantı diye geçiştirdiğim şeylerin aslında bir anlamı olduğunu tiyatroda öğrendim.
Hem oğlumun hem babasının yazar olmak istemesi basit bir rastlantı değildir.Otuz yıl sonra Öngören’de oğlumun babasıyla karşılaşmam rastlantı değildir.Oğlumun da tıpkı babası gibi babasızlık acısı çekmesi rastlantı değildir.Tiyatro sahnelerinde yıllarca ağladıktan sonra hayatta içtenlikle ağlayan bir kadına dönüşmem rastlantı değildir.
Sayfa 178 - Kırmızı Saçlı Kadın(Gülcihan)·Kitabı okudu