Lili olmayınca çok yalnız hissediyorum. O kediden başka bana dostluk edecek hiç kimse yok bu dünyada.
Sayfa 28
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sen istesen de taş yürekli olamazsın Sen daima güzeller güzeli olursun Lili
Ne mihrüvefâdır benim sıkıntılarımı çeken Ne de ölüm meleğine teslim olup, boyun büken Sen, yeryüzü kültürümde tatlı bir muammâ iken Vuslâk ankâ yurdundadır; hicran yüreğimde diken Gözlerini yavaş yavaş gözlerime döndür Lili Ya gel, parlasın yıldımız, ya nazınla söndür Lili.
Gözlerini yavaş yavaş gözlerime döndür Lili Ya gel, parlasın yıldızım; ya nazınla söndür Lili
TA'LİL VE TAABBÜD
Dinî hitab ve hükümlerin değerlendirilmesinde ve yorumlanmasında "ta'lil" ve "taabbüd" kavramları son derece önemlidir. Bu iki kavram etrafında bir hayli ihtilaflar vukua gelmiş ve faydalı tartışmalar cereyan etmiştir. Meselemize açıklık getirmek için bu iki terimden neyin kast edildiğini kısaca izah edelim. Allah ve Resûlü bir şeye inanılmasını ve bir şeyin yapılmasını emr veya nehy ederse, bu emrin veya nehyin acaba birtakım illetleri, sebepleri, faydaları ve hikmetleri var mıdır, şeriat koyucusu bir şeyi emr, diğer bir şeyi yasak kılarken birtakım maksat ve maslahatlara göre mi hareket etmektedir? Hüküm getirip mükellefleri mesul tutarken bu gibi hususları ve esasları mı nazarı itibara almaktadır? Eğer şeriat koyucusu böyle hareket ediyorsa, naslar "muallel", dinî hitap ve hükümler "ta'lîlî"dir demektir. Naslarda ve hükümlerde aslolan ta'lîldir, kanaatinde olanların anlatmak istedikleri husus budur. Bunların fikrine göre itikadi, ameli ve ahlâkî bütün dinî hükümler ve hitaplar birtakım illetlere, maslahatlara ve hikmetlere rabtedilmiştir. Bu illetlerin bir kısmı apaçıktır. Bir kısmı düşünme ve taşınma neticesinde bilinecek şekilde kapalıdır. Bir kısmı da ilim ve fennin ilerlemesi neticesinde peyderpey ileriki nesiller tarafından bilinecek ama şimdiki nesil tarafından tam olarak kavranamayacak derecede gizli ve örtülüdür. Kıyas ve ictihad da bizce malum olan illetlere ve maksatlara istinaden yapılır. "Zaman, mekân, vasat ve şartların değişmesiyle hükümlerin de değişmesinin sebebi budur. Kısaca bu telâkkiyi benimseyenler bütün dinî hitap ve hükümlerde illet, maksat ve hikmet ararlar. Bu illet, maksat ve hikmetler olmasa dini hitap ve hükümlerin abes, lüzumsuz, fuzuli, keyfi ve gelişigüzel olması icab eder. Bu ise Hakim olan Allah'ın hikmetine sığmaz, derler. İnsan,
Sayfa 18·Kitabı okudu