Günışığı Kapısı
Kitap çok güzel ama bir o kadar rahatsız edici. İstismar olayındaki rahatsız edicilik sanırım kitabın ve yazım dilinin güzelliğinin önüne geçti tam kestiremedim ama tüylerim ürperdi...
Aramızdaki Gölgeler
Bu kitapla ilgili önce yazara sonra okuyucuya sesleneceğim.
Öncelikle;
Sevgili yazar, neden bu kadar basit bir kitap yazdın ki? Hiç mi entrika bilmezsin hiç mi olay kurgusu okumadın? Ya özgüvenle kendini beğenmişliğin getirdiği sığ ve yüzeysel kişilikler? Onlar sana çok mu iyi birer karakter özelliği göründü? Hayatta bazı kitaplar vardır, karakterler derindir, yan karakterler baş karakterlerin analizlerini okuyucuya hissettirir ve olaylar bir paragrafta toparlanıp beş paragraf kıyafetin altına giyilen dar pantolanlar ve eldivenlerin ucuna boyanan renkler anlatılmaz. Ve bazı yazarlar vardır... Okuyucu kitabın ardından kendisini takip eder, yeni kitabını bekler... Bil istedim ki bu bir taşlamaydı... Sevgili edebiyatımızda bu örnekler çokça ve senin kitabından daha ilginç bir şekilde vardır. Bil istedim çünkü sen belli ki edebiyat bilmiyorsun...
Ve;
Sevgili okuyucu, bu kitabı okuma.
İyi günler...
Lanetli
Maşallah dediğim üç gün yaşamıyor resmen. Elimde bayrakla savunduğum, yo yoo siz yanlış düşünüyorsunuz bu kitap potansiyel vaad ediyor dediğim kitap neden vasat çıktı anlamadım. Oysa ilk kitap gayet iyiydi neden bu yazarlar her şeyi berbat eden toksik erkek arkadaş gibi her şeyin içine ediyorlar? Neden uzun ilişkiden sonra yaşanan kırılgan ilk flörtte ortaya çıkan güven probleminin bir yansımasını ikinci kitabı yazamayarak yaşatıyorlar? Neden tam sabır edip belki kalemi düzelir diye umudu yeşerttiğimiz takıntılı ilişkilerdeki gibi bizi hüsrana uğratıyorlar? Eğer Lucifer'ın ergen triplerini ve aşık oğlan krizlerini okumak isteseydim olgunlaşmamış aşklar adı altında biriktirdiğim sakat hatıra koleksiyonundan oluşan geçmiş ilişkilerimi gözlerimi kapar ve anıları yad ederdim. Sence benim böyle bir talebim olmuş olabilir mi? @ Harper L. Woods
Elim ayağım titriyor. Bu kitabı birisi neden yazar? İğrençti... Korkunçtu... Toplu seks isteğini meşrulaştırmak için dünyada atılan ilk adım gibi bir şeydi... Ya çeviri? Titreyen parmaklarımla bastığım yanlış harfleri silmekle mi, bu kitabı arkadaşımla eğlencesine okurken mi, yoksa eğlencenin ıstıraba dönüşerek "biz şu an ne yapıyoruz" diye dile gelen beyin hücrelerimi sakinleştirmek için mi daha çok zaman harcadım bilmiyorum. Bildiğim tek şey kitapların artık basitleştiği ve birilerinin fantaziyle karışık hayal dünyalarını okumanın kimseye bir fayda vermeyeceği. Böyle giderse artık kitaplar da gün ortası verilen kadına şiddet ve cinsel istismar programlarındaki normalleştirmeye dahil olarak bireysel yozlaşmayı arttıracak. Kopuk BağlarKopuk Bağlar
Bitiş Çizgisi Okurken durup durup boşluğa baktığım zaman zaman ara verdiğim yer yer utandığım (ama bunu okuduğum için) bir kitap oldu. Burası benim günah çıkartma ve utanç verici itiraf sayfam gibi bir şey oldu. Goodreads'ta beni görseniz... Of ne edebi eserler ne fantastik dünyalar... Şaka şaka orada da ingilizcemi geliştirerek yergiye devam ediyorum. Neyse bu kitap, iki kuduruğun cinsel gerilimlerine kılıf bulmak için durmadan harekete geçtikleri kelime katliamı. Normalde köy hayatını ve köyle ilgili genel samimiyeti sevsem de bunları neden köylü diye ezdiğimi anlatıyorum şimdi. Eskiden beri köylü denilince aklımıza saf, bilgisiz ve köhneleşmiş yani yeniliğe açık olmayan bir bakış açışı gelir ya hah işte bu Luke ve Emmy işte böyle. Yazar bunların cowboy olduğunu belirtmek için sürekli 'eskimiş kotumu giydim, küçülmüş ve rengi solmuş tişörtünün içinde bla bla bla, cowboy şapkam düştü, cowboy çizmelerim şöyle' cümleler kuruyor. Şimdi soruyorum gerçekten siz durup dururken kotumu mu giydim dersiniz yoksa serseri ve ateşli bir cowboy olduğunuzu belli etmek için yıpranmış eski püskü kotumu giydim mi dersiniz? Daha az viski içip yeni bir kot alabilirsin Luke ha yok bu senin tarzınsa sanki biz TRT cowboy filmleriyle büyümedik hiç kızılderili kitapları okuyup cowboy kültürüne hakim değiliz ya da en basit anlamıyla şu an okumayanın kalmadığı Chestnut serisi okumamışız gibi davranmana gerek yok. Cowboyluk böyle serkeş ve köylü bir şey değil. İki rodeo bir kere ahır dedin diye seni bağırımıza basacak değiliz. Ayrıca kitap aşırı basit bir dil, üçüncü bölümde başlayan cinsel arzu ve hemen hemen hiç derinliği olmayan DEHB bozuklukla ilgili uyduruk bir empati ve yardımlaşma anı içeriyor. Çerezlik bile değil. Çer olabilir ama. O kadar eskiden ve yıpranmışlıktan konuştular ki resmen