Esra Karaman

Esra Karaman
@liliaceae__
Lisans
İstanbul
İstanbul
13 okur puanı
Haziran 2021 tarihinde katıldı
Spoileer!!
3/10
·320 syf.··
2026 3. kitabı
İlginç... Klasik konu, klasik gidişat ama güzel diyaloglarla bir günde biten bir kitap. Biraz daha emekle çok hoş bir kitap ortaya çıkabilirmiş ama kitapta çok eksiklikler var. Yine de kafa dağıtmak için önerebilirim tabi burada da bir handikapa düşüyorum çünkü basit olduğu için 16-17 yaşa önerebilirim ama öyle küfürler var ki ne oluyoruz dedim. Üstelik o küfürlerin ulaştığı bir smut sahne de yoktu. O yüzden benim için ilginç bir kitaptı. Biraz SPOİLER olacak bundan sonrası... Klasik sahte sevgililik ve yön değiştiren duygular teması hakimdi. Tabiki kim sahte bir şekilde elini tuttuğu sevgilisinden hoşlanmaz ki(!) ya da nefret ettiği kişinin mesajlaşmalarından etkilenmez ki (!)... Elbette zaten ortada olan bir elektrik varsa kıvılcım aleve dönüşür ama bu kitaplarda ondan tamamen nefret ediyordum iması oldukça güvenilmez. E o zaman biz kimseye hayatta güvenemeyiz ki... Düşünsenize birinden hoşlandığınızı... Herkesle olabilir yani karakter inşası çok zayıf kalıyor. Gelelim spoiler kısmına, kitapta Melinda Güner adlı bir çocuktan hoşlanıyor. Ne hoşlanması sırılsıklam aşık ama bu popüler ve çapkın çocuk bu kızı görmüyor. Melinda da dikkatini çekmek için Güner'in yakın arkadaşıyla sevgili rolü yapıyor. Çocuğun adı da Dora. Dora'nın Melinda'dan beklediği çıkar da kızın ona anatomi çalıştırması asıl amacı hoşlandığı kızı yani Melinda'yı Güner'e kaptırmamak Dora'nın değimiyle kızın harcanmaması... Mükemmel bir kafa gerçekten... Adınız çıksın istiyorsanız gidip hemen hoşlandığınız çocuğun kankasına yürüyün. Sonrasında asla aynı ortama girmekten ya da bel altı muhabbetlere hedef olur muyum diye korkmayın. Yapın gitsin... Yani sahte sevgililiğin oturduğu mantıklı bir temel asla yoktu, sonrasında Güner'in Melinda'yı fark etmesindeki çabaların hiçbiri yazılmamış atlanmıştı kız
O Çocuk Beni AşarMishelov · Guardian Yayınları · 2025139 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu Kitabın Anlaşıldığını Sanmıyorum
7/10
·312 syf.··
2026 1. kitabı
Cadılar Meclisi Kitabın genel itibariyle anlaşıldığını düşünmüyorum. Öncelikle bu kitap tamamen fantastik ve romantik diyemeyiz. Daha çok gotik ve ezoterik özellikler taşıyan bir dram kitabı bence. Ha böyle de bakınca eksiklikleri yok mu epeyce var ama fantasitik romantik alanında değerlenince kitap inanılmaz düşük seviyede oluyor nedir bunlar; karakterlerin derinliksiz olması, aralarındaki ilişkinin yavan durması, okulun ve bahsedilen cadı kimliğin yüzeysel ve smut sahnelerin kaba olması gibi. Ama bu kitaba gotik ve dram olarak bakarsak kitap son derece yeterli. üstelik gotik kitaplardaki karanlık ve ağır havayı soluyacak kadar depresif olan karakterler tam da kendilerinden beklenildiği gibi hareket ediyorlar. Yani insan bedenine sıkışmış bir iblisin spor aşkı romanlarındaki oğlanlar gibi 130. sayfada kıza deli divane aşık olunması ya da kızın adamı görünce ağzının suyunun mu akması bekleniyor cidden? İkisinin de amacı doğdukları andan itibaren, kaderlerini kabul ettikleri geri dönülemez sorumlulukları var. İkisi de ölüme ve eğer bir şans varsa halklarını kurtarmaya kendilerini adamışlar. Hal böyleyken bu kitabı sadece düşmandan aşka ya da yavan bir fantastik görmek fantazya ve gotik/ezoterizm arasındaki farkı bilmeyen okurların eksikliği geliyor bana... Şimdi kısaca okurların eksikliklerini (benim için gayet kısacaydı bazen akşamdan sabaha zorbalasam yetmeyecek sığ okuyucular için inanılmaz bir enerji hissediyorum) dile getirdiğime göre kitaba gelicek olursam; konusu ve dokusu gayet hoştu. Ayrıca sürekli sırların son dakikaya kadar ortaya çıkmaması klışesi yerine karakterlerin planlarını baltalayan kimsenin aptal kurban olmadığı herkesin kurnaz avcı olduğu cadılar dünyasında sevdiğim bir nokta oldu. Cadılar, kendilerinden beklenilen gibi acımasız ve bencillerdi. Histerik
Alıntı
Cadılar MeclisiHarper L. Woods · Pukka Yayınları · 2023815 okunma
Gerçekten Bunu Beğendiniz mi?
Puan vermedi·336 syf.··
2025 1. kitabı
Siz hiç aniden uyanıp sanki tacize uğramış gibi rahatsız hissedecek derecede kötü rüya gördünüz mü? Siz hiç köhne bir mahallenin en ucuz pastanesinde hafta başından beri dolapta olan vişne şekerli beyaz kremalı ve dolabın tadını alan pastadan yediniz mi? Ya da siz hiç basit senaryolu erotik film izlerken o filmden daha ucuz bir fantezi dünyasını hayal etmeye çalışırken ruhunuzdan ödün verdiniz mi? Bunların hepsi ne kadar ütopik dursa da bu kitap bana daha önce deneyimlemediğim yukarıdaki senaryoların hepsini yaşattı. Satırları okurken beynimde bozulmalar yaşadım. Yazarın dili tam olarak ne çözemedim. Tanık anlatıcı bakış açısı desem bu kadar kötü yazıldığına dair bir örnek okumadım, tanrısal bakış açısı desem o da tam değil. Belki yazar kendi kendine yeni bir bakış açısı bulmuştur diye devam ettim ama hayatımda daha cahilce bir şey okumadığım için buna da hak veremedim. Dünyada erkek bitmiş gibi evreni de fantezi dünyamıza dahil ettik bu da yetmedi bir kadını uzaylılar kaçırıyor ve evlenme-eşleşme gibi saçma sapan bir durum söz konusu ama okuyucular bütün cevaplardan tuhaf bir şekilde tatmin oluyor. Theo'yu Seçmek Yazar her olay sonrası ben bunu nasıl smut sahneye eviririm bağlamında takılıp kaldığı için canım uzaylılar gelişememiş. Anında çeviri ve iyileşme sağlayabiliyorlar ama işe bakın yüzyıllardır seks nasıl yapılacak hala bir problem(!) Acaba biz insanlar kafamızı sekse fazla taktığımız için gelişemiyor olabilir miyiz? Ve o kadar gelişemiyoruz ki uzaylıların da tek probleminin üremek olduğuna inanıp kendimizi inandırıyoruz... Belki de uzaylılar bize bakıp kıçlarıyla gülüyorlardır ve yazar bizi ele güne karşı rezil edip uzaylıların elinde sonsuza kadar kalacak orijinal bir komedi eseri bırakmıştır. Eğer bunu amaçladıysa bravo hayatımda böyle bir ters köşe görmedim ama
Theo'yu SeçmekVictoria Aveline · Pukka Yayınları · 2024964 okunma
Korkunçtan Daha Öte Bir Kelime Varsa O
Puan vermedi
Bunun ne olduğunu bilmiyorum. Bu bir kitap değil. Birinin düşünceleri değil. Bu bir fantazi bile değil. Korkunçtu. Okurken kendi beynimden ve kalbimden utandım. Erotik sahneler bitecek diye atladım atladım ve atladım... Ama bitmedi. Bunu seks hikayeleri gibi bir portala yazsanız da zavallı okurlar denk gelip beyin sinir hücrelerini kaybetmese nasıl olur? Hayır, yazar "ben kitap çıkarttım"falan derken böyle bir şey yazdığını ailesine eşine dostuna nasıl açıklamış? Ben bu yazarın yakını olsam bu tarz arzuları olduğunu öğrenir öğrenmez ondan uzaklaşırdım. Romantiklik yok, gerçeklik derinlik gözlem yok, diyalog gücü betimleme herhangi edebi bir öğe yok. Kitap özelliğini taşıyacak elle tutulur hiçbir yanı yok. Kısacası hayatına fidan olarak başlamış ve ağaç olarak yaşamış son olarak da böyle bir kitap olarak bitmiş bir canlıya bu yapılır mı? Hiçbir şeyden olmasa ağaçtan topraktan utanır insan... Böyle kitap yazanın düşmana ihtiyacı yok. PinkpinkYazar
1000Kitap
Ateş HattıPinkpinkYazar · Parola Yayınları · 2024116 okunma
Koleksiyoncu
9/10
·
Beğendi
Koleksiyoncu, İngiliz edebiyatının önde gelen yazarlarından John Fowles’in kaleminden okuduğum ilk kitabı ve kesinlikle bu kitapla yazarı tanıdığım için çok mutluyum. Alışıldık bir konu gibi görünse de içinde o kadar alışılmadık ögeler var ki…Belediyede çalışan sıradan bir memur olan Ferdinand, bahisten yüklü miktarda para kazananınca ilk yaptığı şey, uzun süredir saplantı duyduğu resim öğrencisi Miranda'yı kaçırmak olur. Olaylar ise bu büyük çıkış noktası üzerinde döner. Konu Miranda’nın kaçırılması değil kaçırılması fikridir. Bu fikir Ferdinand’ın hayatta kendi varlığını bütünüyle hissettiği bir dünyaya dönüşür. Ve kendi dünyasını kurmaya başlar… Ferdinand’ın monologları öyle sahici ki ona hak verdiğiniz kızdığınız ya da neyi neden yaptığını anladığınız olaylara tanıklık ediyorsunuz. Ferdinand Miranda’ya doğrudan zarar vermese de ona en büyük zararı varlığıyla vermeye başlar öyle ki Miranda ona ismiyle seslenmez. Ona Caliban ismini takar. Sadece bu lakap bile bize, günümüzde yaşanan kadına yönelik şiddetin ne derece korkunç olduğunu anlatır. Aşkın ne olduğunu değil ne olmadığını anlatan bir kitap olmasının yanısıra sanat düşüncelerini, siyasi görüş farklılıklarını ve sınıf ayrımını iki farklı bakış açısıyla okuyoruz. Miranda’nın mektuplarının bulunduğu ikinci kısım da oldukça etkileyiciydi. Kitabı sadece Ferdinand ağzından değil Miranda’nın gözüyle de görmüş oluyoruz. Koleksiyoncu beni özellikle sonuyla etkiledi. Kitabın başını belirli bir tedbirle okuyup ortalarında pek çok duygu yaşadım. Sonunda ise istediğimi aldım. Böyle bir kitap böyle bitemez dediğim noktada beni tatmin etmesi yazarlarda aradığım en büyük özellik. Bana o vurucu noktayı veremeyen kitaplarda hayal kırıklığı yaşıyorum.
KoleksiyoncuJohn Fowles · Ayrıntı Yayınları · 202410,9bin okunma