"çağır beni
senin sesin iyidir
senin sesin hüznün samimiyetinin sonunda yeşeren
o tuhaf bitkinin yeşilliğidir...
bu susku çağının boyutlarında
sokağı algılama metnindeki sokak şarkılarının tadından daha yalnızım.
gel yalnızlığımın büyüklüğünü anlatayım sana
ve benim yalnızlığım senin hacminin gece baskınını öngörmezdi
ve aşkın özelliğidir bu
kimseler yok
gel yaşamı çalalım öyleyse
paylaşalım iki görüşme arasında
gel birlikte taşın halinden bir şeyler anlayalım
gel şeyleri bir an önce görelim
bak
fıskiyenin ibreleri
havuzun saat safhasında
zamanı bir toza dönüştürmekte
gel suskun satırımdaki bir sözcük gibi eriyip su ol
gel aşkın ışıltılı zerresini avuçlarımda erit
ısıt beni
ve birinde Kaşan Çölü'nde hava bulutlandı
ve yoğun bir sağanak bastırdı
işte o zaman bir taşın arkasında üşüdüm
ve bir gelinciğin sobası ısıttı beni
“Erkekler size yaşamın kaynağı olduklarını, sizlerin tohumlarını taşıyan toprak gibi, onların tohumlarını taşıyan boş birer hazneden ibaret olduğunuzu söylerler. Ama hem rahim hem de dünya kutsallığın merkezidir, çünkü tek bir tohumdan çocuk ve ağaç yaratabilirler. Bir kadının vücudu, tüm yaşamın kaynağıdır. Onu gururla taşımalısın.”
“Kadınlar dünyaya hayat verir. Kadınları aşağılamak, hayatın kendisini aşağılamak demektir. Hâkimiyet değil, eşitlik olmalıdır. Hiyerarşi değil, uyum. Şiddet değil, merhamet. Bizi ayakta tutan bu dünyaya değer verdiğimiz gibi kadınlara da değer vermeliyiz.”