Ayşenur

Ayşenur
@lilithshere
Mademki aşk ile saadet ne kadar mümkün değilse aşk ile namus da o kadar imkansızdır. O halde namus ile huzur ve rahat elbette tercih edilendir.
Sayfa 231·Kitabı okudu
Reklam
Hayatın o mustarip olduğu kötülükleri arasında bir aşk var diye ruhunun bütün arzusuyla ona sarılmışken ondan da böyle küçümseme ve uzaklaştırma görmesi o kadar acı geliyordu ki bu emellerinin tükenişi içinde tekrar, "Ah eylül... eylül... Hayatın saadeti bilmemekte, anlamamakta... Halbuki onu yaşayıp bilmemek mümkün değil... Bir kere eylül geldi mi? Nafile... Hiçbir ümit..." diye inliyor ve önündeki hayatı uzun, renksiz, yorgun günlerle dopdolu görerek sabır ve tahammüle muktedir olamayacağını zannediyordu.
Sayfa 227·Kitabı okudu
Hayatının boşluğundan doğan üzüntü ve sonsuz kasvete şimdi büyük bir saadet fırsatı kaçırıp hayatını mahvetmiş olmanın hicran acısı da ekleniyordu.
Sayfa 225·Kitabı okudu
Zaten bir saadet değil miydi, böyle birbirlerini son dereceye kadar, ölümlere kadar sevmeleri, birbirlerine dünyayı feda edeceklerini her bakışta, her nefeste tekrar edip anlatmaları, sevildiğini, sevdiğini bununla mesut ettiğini bilerek yaşamaları zaten bir saadet değil miydi?
Sayfa 224·Kitabı okudu
Ah onu nasıl bir şey zannetmişti, halbuki hep, hep boştu; şöhret, arzu, aşk... Hepsi, hepsi boştu. Tutunacak, hayatta yardımcı olacak hiç, hiçbir şey yoktu. Yokluktan başka hiçbir şey hakiki, hiçbir şey sonsuz değildi.
Sayfa 220·Kitabı okudu
Reklam