İşte sürgün evceğizim,
Zavallı dadımla yaşadığımız,
İhtiyarcık yok artık, duvarların ardında
Ne ağır adımlarının sesini onun
Ne yorulmak bilmez gidip gelmelerini işiteceğim.
İşte ormanlı tepe, orada ne çok
Kıpırtısız oturur
Başka kıyıları, başka dalgaları
Hüzünle anımsayarak
Göle bakardım...
(...)
Günün gürültüsü dindiğinde ölümlüler için
Ve kentin dilsiz sokaklarını, alanlarını
Örttüğünde yarı saydam gölgesi gecenin
Ve gündüz emeklerinin ödülü uyku;
Benim için üzücü uyanıklık saatlerinin
Başladığı zamandır bu.
(...)