lilhappylilsad

lilhappylilsad
NFFNSNC
Aşkın gerçek olup olmadığı ile ilgili küçüklüğümden beri aklımda şüpheler vardı. Dizilerde, filmlerde, kitaplarda anlatılan büyülü ve metafiziksel aşk hikayeleri, insanların abarta abarta acılarını ve sevgilerini anlatmaları hep samimiyetsiz gelmişti. Ben mi çok duygusuzum acaba diye düşünürdüm, ilginçtir ki insanlar da odun olduğumu düşünürdü. Ben de sosyal psikoloji gereği, onların düşündüğü gibi hareket ederdim. Hani insanlar sizi ‘’manyak’’ bilir, siz de onların yanında manyak gibi davranırsınız ya. O tarz bi etki.. Sevgilim olduğunda bu düşüncelerimi öğrendiği zaman ‘’Ne yani beni sevmiyo musun?’’ gibi şeyler söylerdi. ‘’Hayır, sen salaksın’’ diyemezdim. Daha sonraları düşünerek, sorgulayarak ve araştırarak gördüm ki aşk da, insanoğlunun uydurduğu ve kendi kendine büyüttüğü bir kavram. İnsan egoist bir varlık. Kendini önemli hissetmek istiyor, yaşadığı basit hormonal duyguları bile abartarak göklere çıkartıyor. Aşk da bu kendini önemli gösterme çabalarının bir ürünü. İnsanlar sanki başka hiçbir şey önemli değilmiş gibi bütün hayatlarını bu saçmalıkların üzerine kuruyor. Hemen kabul ediyoruz bize öğretilmiş bu saçmalığı. Gerçek hayattaki sevgililer artık dizilerdeki gibi hüzünlü kavga ediyorlar, gitmeden önce dönüp arkalarına bakıyorlar… Rol oynuyorlar ve bunun farkında bile değiller. ‘’Sen gittin gelmedin sıçtın sıvadın’’ ayarında saçma sapan şiirler, laçkalaşmış ve süslendirilmiş, gerçekten saptırılmış dramatik aşk hikayeleri, görsellerin üzerine yazılan salak salak sözler ve aşkın acısıyla hayatın ve bütün evrenin sırrını bulduğunu zanneden embesiller… Hepsi uydurulmuş bir kavramın ürünü.. Evrimsel açıdan baktığımızda, aşk denen bağın insanın üremesi açısından daha avantajlı olmasından başka hiçbir vasfı yok. Karşı cinsine aşık olan bireylerin, bu aşk sonucunda
Edebiyat
Reklam
Seven ve acı çeken ruh yüceliğin doruk noktasındadır.
Edebiyat
Artık geriye bakıp hayıflanmak değil, ileriye bakıp sevinmek zamanıdır..
Edebiyat
' Hiç bir şey düşünmemek, sadece ruhta karanlık bir bitiş duygusu, yavaştan çöküp her şeyi kaplayan bir sis hissetmek ne iyiydi ! ''
Edebiyat