“Günümün büyük bölümünü, değiştirme gücümün olmadığı geçmişteki olaylara üzülerek veya gelecekte belki de hiç olmayacak şeylere kaygılanarak geçiriyorum.Zihnim her zaman beni bir milyon farklı yöne çeken bir milyon küçük düşünceyle dolu.Bu gerçekten sinir bozucu.” “Neden?”
“Beni yoruyor da ondan!”
Çok ilginç bir toplum, ilginç bir okur 'kitlesi' var. Hep kavgalı olduğum 'popülarizm'in etkisi altında okumalar yapıyor insanlar. Merak ettiği şeye değil revaçta olan şeylere yöneliyor. Son zamanlarda neden Stefan Zweig bu kadar tutuldu? Neden Sabahattin Ali yok satıyor? Niye Yaşar Kemal 'in İnce Memed 'ine bu kadar az rastlıyoruz? Cevaplarını vermek sorularını sormaktan daha az cesurca bir şey değil. Aksine bizim diyarlarda önemli olan cevap değil 'Soru' dur. Sormak başlı başına bir cesarettir. Cevap vermek ise düşünmeyi arka planına almazsa boş bir eylemdir. Boş ve korkakça.