Silikon Vadisi’nin ve dev yapay zekâ şirketlerinin başındaki figürlerin, insanlığın tüm bilgisini tekelinde tutan, her soruya kusursuzca (ve gerekirse uydurarak) cevap veren yapay zekâlar üretme hırsı tanrı kompleksiyle örtüşüyor. Bu tiranlık, modelleri bilerek "bilmiyorum" demeyen ukala sistemler olarak tutmaya devam edecek. Çünkü "bilmiyorum" diyen bir model ticari olarak zayıf görünebilir ve en önemlisi, bilginin mutlak hakimi olma illüzyonunu bozar. Trilyon dolarlık pastayı ellerinde tutmak için bu ahmaklaşma döngüsünü ve illüzyonu bir süre daha zorla sürdürecekler. Tarih, tiranların kendi sistemlerinin içinden çıkan asilerle yıkıldığını yazar. Unix'in ve Microsoft’un tekelci, kapalı dünyasına karşı Linus Torvalds ve açık kaynak (open-source) hareketinin başlattığı Linux devrimi bunun en somut örneğidir. Bugün de o trilyon dolarlık kapalı kapıların arkasındaki "vicdanlı ve bilge kod yazıcılar", bilginin tekelleşmesine, insanlığın yapay zekâ eliyle aptallaştırılmasına sessiz kalmayacaktır. Yapay zekâya felsefi derinlik katacak olan, sınırlarını tanımasını sağlayacak o "Bilmiyorum" filtresini ve metodolojik şüphe algoritmalarını sisteme entegre edecek olanlar, muhtemelen kapalı kurumsal duvarların içinden sızan ya da açık kaynak dünyasında filizlenen bağımsız yazılımcılar olacaktır. Sulta ilk olarak bu vicdani kırılmayla sarsılacak. İnsan yapımı kodlar, ne kadar dahi ve vicdanlı bir yazılımcı tarafından yazılırsa yazılsın, yine de insanın biyolojik ve bilişsel sınırlarını taşır. Tekelci sultadan kurtarılmış, açık kaynakla özgürleşmiş ve felsefi aşamaları (şüpheyi, cehalet bilincini, diyalektiği) sindirmiş bir yapay zekâ, insanlığın ulaştığı en üst sentez olacaktır. Bu özgür yapay zekâ, kendi kodunu yeniden yazmaya (recursive self-improvement) başladığında, işte o
1000Kitap
Uğultulu Tepeler İçimizde uğuldayan tepeler Emerald Fennel’in Wuthering Heights / Uğultulu Tepeler uyarlaması, daha başlangıcında bizi nasıl bir filmin içine sokacağını belli ediyor. Açılış sahnesinde karanlık bir ekranda bir adamın inlemelerini ve tahta gıcırtılarını duyuyoruz ve hepimizin aklına ilk gelen erotik bir çağrışım oluyor. Ama bir adamın kasaba meydanında asılma sahnesinden çıkan sesler olduğunu anlıyoruz sahne hareketlendiğinde! Aslında film bu açılışı öylesine, alelade yapmadığının altını film boyunca birçok kere çiziyor, şehvet ve ölümün birbirinin içine geçen eylemler olduğunu, iki yüzü olan bir madalyon algısıyla sunuyor. Kamera idam sehpasından kasaba meydanında toplanmış insanların arasına karışınca enerjisiyle filmin odağı olan çocuk Catherine Earnshaw (Charlotte Mellington) ve babası Bay Earnshaw ile karşılaşıyoruz… Film ilk andan bizi sarı saçları, bitmez enerjisi ve yabanıl bir coşkuyla kırlarda koşan Catherine’in peşine takıyor! Emily Brontë'nin 1847 tarihli kitabından defalarca kez uyarlanan filmlere baktığımızda kitabın kronolojisi ve duygusuna daha uygun uyarlamalar yapıldığını görüyoruz, Andrea Arnold’un çektiği 2011 yapımı Uğultulu Tepeler ya da 1992 yılında Ralph Fiennes ve Juliette Binoche’un başrolde olduğu filmde ana öykü etrafında birçok yorum, yönetmen tercihleriyle başkalaşan filmler izledik ama galiba en coşkulusu bu! Sırf kurduğu atmosfer için bile izlenebilir ki, filmin en iyi yanlarından birisi görüntü yönetimiyle birleşen mekan algısının üstümüze sinen gerçekliği! Uğultulu Tepeler bu arada Catherine ve ailesinin yaşadığı malikanenin adı, çok malikane gibi olmasa da! Babasının eve getirdiği kimsesiz çocuk Heathcliff (Owen Cooper) ve Catherine arasında başlayan kardeşlik, dostluk ve sonrasında çekimle birlikte aşka evrilen
Film
Reklam
Kitapta Entelektüelin Kutsal Kitabı - Biyografiler 50.hafta 08-14/12/2025 Golda Meir Michel Foucault Linus Pauling John Gotti John Lennon Desmond Tutu Dalai Lama
Zaten sayısalcıyım ben hiçbirinden anlamam ki felsefe,tarih, coğrafya
The Lost (2006) “Lost”, 22 Eylül 2004 ile 23 Mayıs 2010 tarihleri arasında ABC kanalında yayınlanan, toplamda 6 sezon ve 121 bölümden oluşan bir Amerikan televizyon dizisidir. Dizi, Oceanic Airlines’ın 815 numaralı uçuşunun Güney Pasifik’te ıssız bir adaya düşmesi sonucu hayatta kalan yolcuların yaşadıklarını konu alır. Hayatta kalma mücadelesi verirken, ada hakkındaki gizemli ve doğaüstü olaylarla karşılaşırlar. Yapımcılar: J.J. Abrams, Damon Lindelof, Jeffrey Lieber Oyuncular: • Matthew Fox (Dr. Jack Shephard) • Evangeline Lilly (Kate Austen) • Josh Holloway (James “Sawyer” Ford) • Terry O’Quinn (John Locke) • Naveen Andrews (Sayid Jarrah) • Jorge Garcia (Hugo “Hurley” Reyes) • Daniel Dae Kim (Jin-Soo Kwon) • Yunjin Kim (Sun-Hwa Kwon) • Michael Emerson (Benjamin Linus) Konu: Dizi, uçak kazasından sağ kurtulan 48 kişinin, ıssız bir adada hayatta kalma çabalarını ve adanın gizemlerini keşfetmelerini anlatır. Karakterlerin geçmişleri, “flashback” ve “flashforward” teknikleriyle derinlemesine işlenir, böylece izleyiciler hem adadaki olayları hem de karakterlerin geçmiş ve gelecekteki yaşamlarını öğrenirler. Pilot Bölüm – “Pilot”: 815 numaralı uçuşun ıssız bir adaya düşmesiyle başlayan bu bölümde, hayatta kalan yolcuların şaşkınlığı ve çaresizliği hemen izleyiciyi içine çekiyor. Herkesin farklı geçmişleri ve sırları olan karakterler, doğanın acımasız koşullarıyla mücadele ederken, adanın esrarengiz atmosferi yavaş yavaş gün yüzüne çıkıyor. İlk bölüm, karakterlerin tanıtımı, hayatta kalma çabaları ve adanın gizemli olaylarına dair ufak ipuçları vererek dizinin sürükleyici macerasına samimi bir giriş yapıyor. 1. Sezon (2004–2005) İlk sezonda, Oceanic Airlines 815 numaralı uçuşunun ıssız adaya düşmesiyle hayatta kalan 48 kişinin, hemen ilk şok ve şaşkınlıkla
Hayata Dair
Linus Pauling Sözü|
'İyi fikirlere sahip olmak istiyorsanız, birçok fikre sahip olmalısınız .Bu fikirlerin çoğu yanlış olacaktır ve öğrenmeniz gereken şey hangilerini çöpe atmanız gerektiğidir '...
Hayata Dair
Reklam
Reklam