Kitabı çok ama çok sevdim. Ben zaten bir araya gelmiş kan bağı olmayan bireylerin bir aile olmasını, dostluklarını ve yaşamlarını okumayı çok seviyorum. Büyülü varlıkların olduğu sıcacık bir dünya. Büyülü varlıkların denetlendiği kayıt altına alındığı bir evren. Linus Baker Büyülü Gençlerden Sorunlu İdarî Birimde çalışan bir personel. Sıradan görevlerine devam ederken bir gün üst birimden gizli bir görev gelir. Marsyas adasında bir yetimhaneyi denetlemesi gerekmektedir. Bir adada okyanus kıyısındaki bu yetimhanedeki çocuklar, yetimhane müdürü, adanın koruyucusu ve Linus Baker. Tüm çocukların öyküsü o kadar güzeldi ki okurken hepsiyle Linus gibi gittikçe büyüyen çok güzel bir bağ kurdum. Özellikle Sal beni çok etkiledi onun kendini bulma ve özgüvenini kazanma sürecinde ağladım. Lucy'in kabuslarından uyanıp rahatlayınca ben de onla beraber sevindim. Hepsi çok özel ve güzel çocuklar. Okuması çok keyifli ve akıcıydı gerçekten su gibi aktı gitti. Okurken keşke filmi çekilse dedim. Bu güzel dünyayı izlemek isterdim.
Kötülük her devirde be dönemde bakidir. Yediuyurun hikayesini öyle güzel bir uslüp ve akıcı bir şekilde sunmuş ki..tapınak kandilcisi felix, yazıcı köle simonies, lahit kopyacısı efesli linus, azatlı köle vitalis, uykusuz çoban fazelis, gezgin al-mina ve yüzbaşı barbar geta zamanda ışınlanıp tarihin akışında ilerlerken kafaları da allak bullak ediyor diyebilirim. Ana hikayeden uzaklaştım mı derken konusu da içine çekiyor. keyıfli okumalar
Muhtemelen uzun ve oldukça kişisel bir inceleme yazısı olacak.
Siddhartha Mukherjee gerçekten çok iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Bu hikayelerini de iki ana örgü (bazen üç ana örgü) ile bize sunuyor. Bir hiyerarşi barındırmadan dilin imkanları çerçevesinde birinci ve ikinci demek durumunda kalacağım lakin; bu durum bir beğeni ya da önem farkına benim açımdan işaret etmeyecektir. Birinci olarak bilimsel bilginin günümüze nasıl geldiğinin anlatıcılığında çok kıymetli bir iş yapıyor Siddhartha. Kitabın içindeki her başlığın akademik yazındaki ilk noktasından günümüzdeki bilgi birikimine ulaşana kadar emek sarf eden her bir bilim insanına işaret ediyor ve okuyucuyu da bu kümülatif bilgi artışında aktif bir izleyici olarak ağırlıyor.
Diğer kısım ise okuyucu çektiği duygusal sayfalardır. Bir ders kitabı okurken okuyucu kendisini adı-sanı bilinen bir hastanın yanında Siddhartha'nın odasında şikayet dinlerken buluyor ya da hekim ile birlikte çare ararken... Aslında bu durum da duygusuz akademik bilginin omuzlarında yükselen romantize edilmiş güçlü beyaz önlüklülerin yükselmesine yol açıyor. Hastayı kurtarabilecek olan bilim insanları ya da hekimler...
Örgüdeki bir üçüncü kısım ise çok daha nadir de olsa önemli yerlerde Siddhartha'nın kendisidir. Onun duyguları, boş yollarda yürüyüşleri ya da kişisel aile işlerine dair satırlar. Yani, bu kitabın yazarı da bir insan olarak ve okuyucusuyla insani ilişki kurmaya devam ediyor.
Buraya kadar olan kısım kitabın nasıl kurgulandığı ile alakalı olsun. Devamı içinde Siddhartha taktiği kullanalım, durup durup farklı konulara sekelim.
***
Siddhartha bilimsel olarak anlaşılması zor konuları berraklaştırmada gerçekten iyi bir iş çıkarıyor. Tabii ki, bu yorum taraflıdır. Ben bu kitabın muhtevasındaki her bilgiyi en azından bir kaç kere ders
Kitap öyle öyle yüksek puanlı (4.43) ve o kadar fazla kişi tarafından değerlendirilmiş (505 bin) ki!!! Yazarın diğer dikkat çekici eserlerinin de dilimize çevrileceğine inanıyorum.
Bu çok sansasyon yaratan kitabın içeriğine gelirsek; büyülü çocukların yaşadığı bir yetimhane düşünün. Bu çocuklar halkın gözünden uzak tutulmaya çalışılıyor aslında. Lİnus Baker yaptığı iş dolayısıyla hayatın yıpratmaya devam ettiği bir adam. Yetimhaneleri geziyor ve tesislerin çalışmaya devam edip etmeyeceğini raporluyor. Ancak vicdanı onu sürekli takip ediyor. Çeşitli sihirli ırklardan olan büyülü çocukların yaşama uyum sağlayamayacağı inancıyla sürekli stres altında. Bir gün işi gereği gizli bir görev için Marsyas adasındaki Arthur Parnassus tarafından işletilen bir yetimhaneye gidiyor. Arthur sırlar saklayan bir adam ve Lİnus gerçeği öğrendiğinde objektif kalabilecek mi diye arada kalıyor.
Kitap hakkında okuduğum bir söylenti kanada'da #sixtiesscoop adı altında 60'dan 80 yılına kadar aborjin çocukların (neredeyse 20 bin çocuk) ailelerinden zorla alınarak önce devlet yurduna sonra orta halli ailelerin yanına yerleştirilmesi uygulamasından ilham alması. Oldukça üzücü olan ve gizli gizli soykırım da içermiş olması mümkün bu sistemin etkileri günümüze kadar sarkmış. Kitaptaki karakterler gerçekten çok tatlılar. İnatçı ama sevimli kişiliklere sahipler. Özellikle çocuklar kesinlikle kalbinizi çalacak. Yazarın kimi zaman sarkastik ve eğlenceli bir yazım tarzına da geçtiğini söyleyelim.Kitap gerçekten de iyi şeylere odaklanmamızı sağlayacak şekilde yazılmış. Ailenin önemini ve zor zamanlarda sığınabileceğimiz bir yer oluşunu da vurgulamış. İnsanın iç güzelliğini görmek adına da bir güzelleme. İnsanların ve devletlerin pisliğinden uzaklaşıp biraz olsun güzelliklere odaklanabileceğiniz tatlış bir
Yeraltı edebiyatı örneklerinden Dövüş Kulübü’nün de yazarı olan Chuck Palahniuk’ın kaleme aldığı Beautiful You Bir Haz Markası ile birlikteyiz sevgili okurlar. Esas kızımız hukuk bürosunda çalışan, avukatlık sınavını geçemeyen ve birgün bütün dünyanın onu tanıyacağını düşünen Penny Harrigan’dır. Esas oğlumuz ise zenginliğinin kaynağı bilinmeyen, haz oyuncakları geliştiricisi C. Linus Maxwell’dır ve bir gün yolları kesişir. Penny’i bütün dünya tanır ama bu kez de dünya karışır. Bütün kadınlar çığırından çıkarken Penny her şeyin farkındadır derim ve mutlu bireyler için dengeli okumalar dilerim.
I just finished the book. It gave me a Stranger things vibe, but a little light. I like storyline and the message of the book. There were many colorful characters. I even cried when Linus delivered his ~paper~ monologue. That was such a colorful book.